·464 syf.····Okunma: 20 Şubat 2023 23:52 Ölümü anladığımızı sanmıyorum. Bize çok yakın birini kaybetmeden ölümün kesinliğini ve insan hayatını geri dönüşü olmayan şekilde değiştirdiğini fark etmiyoruz. Derviş ve Ölüm tam da bunlar üzerine kurulu: ölüm, hayat, dönüşüm, varoluş sorunları.
Yazarı bu eseri kaleme almaya iten olay derinden bağlı olduğu Partizan tarafından kardeşinin kurşuna dizilmesidir. Bu olay yazarın inandığı doğruları derinden sarsmış, iktidara, adalete ve ölüme bakış açısını değiştirmiştir. Tıpkı yazar gibi romanın başkişisi olan Mevlevi dervişi Ahmet Nureddin de kardeşinin haksız yere öldürülmesinden sonra yaşamını hiçbir şey olmamış gibi sürdüremez çünkü inandığı dünya kardeşiyle yok olmuştur. Başlangıçta klasik bir derviş gibi ölümü bile tevekkülle karşılayan, insanları bu konuda yönlendiren ve telkin eden, hayatı sadece inancı doğrultusunda anlamlandıran Ahmet Nureddin kardeşinin ölümünden sonra ciddi bir dönüşüm geçirir. İktidara ve onun sebep olduğu adaletsizliğe karşı duyduğu öfkeyi bastıramaz, yaşadığı bu travmatik olay kendi benliğini tanımlama biçimini bile değiştirir. İktidarın gaddarlığıyla bireyi nasıl canavarlaştırdığına da iyi bir örnek bu roman. Kahramanların ciddi dönüşümler yaşadığı, ruhsal boyutun yoğun olduğu romanları çok seven biri olarak "Derviş ve Ölüm" bende derin bir iz bıraktı. Derviş'in arkadaşı Hasan'la diyalogları da çok keyifliydi. Nihilizmden tasavvufa kadar farklı görüşlerden parçalar bulunan diyaloglarda varlık, dostluk, adalet, iktidar, ölüm gibi pek çok kavram irdeleniyordu. Birbirimizden ne kadar farklı olursak olalım insanlığın başının yüzyıllardır aynı kavramlarla dertte olması da bambaşka bir sorun ama, neyse. Kitap, belki de bu konularda söyleyecek sözü olduğu için bu kadar etkileyicidir. Felsefi ve psikolojik yönü sağlam eserler okumayı seven herkese "Derviş ve Ölüm"ü tavsiye ederim.
"Bence şiddet hareketleri zayıflık ve akılsız yargılama işaretleri, insanları kötülüğe sürükleme şeklidir."
"Kendisinin tersi olan birine dönüşmemelidir insan. Bu durumdaki bir insan için değerli olan şeyler, aynı zamanda kırıcıdır da. Bu dünyada yaşamak kolay değildir belki, ama yerimizin burada olmadığını düşünürsek daha kötü olur. Hem güçlü ve duygusuz olmayı arzulamak, uğradığı hayal kırıklığı yüzünden insanın kendi kendinden öç alması demektir. Çıkış yolu değil, insanın erişebileceği her şeyden el çekmedir bu. Çok eski bir korku anlamına gelir bütün sebepleri inkar etmek. İnsan denen yaratık, korktuğu için güçlü olmak ister; onun eski bir özelliğidir bu."