Hayatında yaşamış olduğu kısa zamanın içine nasıl bir kişi sığdırılabilirse işte öyle sığdırmıştı hayatına o adamı. O hem düşünceleriyle hem kalbiyle hemde bedeniyle zincirlemişti kendini o adama. Sonrası ne olur diye düşünmeden... öylesine sevmişti ki tek bir an bile ne gururunu ne onurunu hiç umursamadan... bir insan ne kadar sevilebilirse o kadar sevmişti onu dokunmadan, konuşmadan, hissetmeden... kitapta kadın bütün her şeyini feda etti. Hayatını, gençliğini, onurunu, mutluluğunu, bütün sevgisini... ondan öncesi ve ondan sonrası bundan ibaretti hayat onun için. Oysaki adam nasıldı? Kadın kitapta hiç bir zaman adam hakkında kötü bir şey söylemedi. Her zaman kendi kafasında şekillendirdiği karakteri anlattı. Her zaman mükemmeliyetçi bir şekilde konuştu. Oysa adam sürekli başka kızlarla eğlenen ve gerisini düşünmeyen bir insandı. Daha doğrusu cidden de o kadar büyüleyici miydi? Yoksa kadına mi öyle geliyordu ? Aşık olduğu için. Aşk böyle işte 'görünür bir kör' ediyor insanı. Bundan ibaret belki adam o kadar büyüleyici değildi. Belki kadın görmek istemedi delicesine bağlandığı kişiye, aklındakine ihanet etmek istemedi çünkü kadın çok sevdi...