9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2023 00:00
Uğultulu Tepeler, Emily Brontë'nin bundan yaklaşık 200 yıl kadar önce Ellis Bell takma adı ile yayınladığı Victoria Dönemi eseridir. Dönemin özelliklerine ve yazarın yaşamına göz atmadan eserin tam olarak anlaşılamayacağının kanatindeyim. Emily Brontë, yazarlık serüvenine Victoria Dönemi'nin o bunaltıcı havasında atılır. Dönemin ağır şartlarından dolayı bir kadının edebiyatla ilgilenmesi heleki bir eser yayınlaması olur şey değildir. Bu durum onu eserini bir takma isim ile yayınlamaya zorlamıştır. Victoria Çağı, İngiltere'de Sanayi İnkilabı'nın yükselişe geçtiği, 100 yıl kadar sürmüş en bilindik dönemlerinin başında gelir. Birçoklarınca kabarık etekli dönem elbiseleri ve dar korselerin dönemi olarak görülsede bu romantik imajına nazaran genel itibariyle kasvetli ve bir o kadar ürkütücü bir havaya sahip çeşitli sıkıntıların hakim olduğu bir çâğ. Kadının insan olarak pek fazla sosyal hakkının olmadığı, kadın haklarının fazlasıyla baskı altına alındığı bir dönem. Ayrıca dönemin kaynaklarında Victoria Dönemi'nde doğan her 10 çocukdan 5 inin dönemin sağlıksız şartlarından dolayı yaşamadığı, nehir ve dere yataklarının cesetlerle ve hayvan leşleri ile dolduğu, oldukça fazla verem, tifo gibi salgın hastalıkların yaygın olduğu belirtiliyor ki Emily Brontë'de oldukça genç bir yaşta (30) veremden hayatını kaybediyor. Kuşkusuz edebiyat tarihinin en sarsıcı romanlarından biri olan bu eser Victoria Çağı Edebiyatı ile taban tabana zıttır. Çağın izlerini ustalıkla yansıtır ama eser başlı başına dönemin İngiltere'sine bir başkaldırıdır. Sözünü ettiğim gibi romanın genel havası oldukça karamsar, ürkütücü ve umutsuzluk dolu.Özellikle kitabın tamamına hakim intikam havası çoğu zaman yüzümde hoşnutsuz bir ifadeyle kaşlarımı çatarak okuduğum bir türdendi. İki ev, iki nesil ve iki aileyi anlatan, iki kısımdan oluşan hikâyede eserin ikinci bölümünden itibaren karamsar havanın birazda olsa dağılmaya başladığını görüyoruz. Romanın ilk yarısında Linton ve Earnshaw ailelerini ve Heathcliff ile Catherine'nın aşkını okurken ikinci yarıdan itibaren Heathcliff'in geçirmiş olduğu dönüşümü okuyoruz. Saf iyi çocuk karakteri ile başlayan aşkın nasıl acımasız kötü bir karakterin aşkı belki de saplantısına evrildiğini, insanın son geldiği noktanın önceki yaşanmışlıklarından ne derece etkilendiğini gözle önüne seriyor. Aradan iki asır geçmesine rağmen karşılıksız kalan bir aşkın bir insanı getirebileceği bu gibi uç noktalara bugün de uzak bir noktada sayılmayız. Dönemin tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserde karşıtlıklar üzerine kuruludur. Aşkın, iyiliğin kötülüğe karşıt gelmesi gibi çeşitli duygu durum karşıtlıkları kitabın havasına hakimdir. Öyleki kitabın bazı imgeleri de bu konuda birer karşıtlık üzerine kurulmuştur. Ana karakterimiz Heathcliff'in ismindeki heath kelimesi İngilizce'de fundalık, düz arazi anlamına gelirken cliff yar, yamaç vr diklik anlamlarına gelir. Kısaca bu kadar baskı ve sınırlılıklara ve yazarın henüz ilk eseri olmasına rağmen çağını aşan bu kadar başarılı bir eser ortaya çıkarması oldukça etkileyici.
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
·
209 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.