Kitap okumadım da film izledim sanki.
Betimleme konusunda ustalaşmış olan Stefan Zweig sadece yazılanları okuyan bir kitle değil de okuduğunu hisseden bir kitle bırakıyor geride an be an karakterlerle gerilip sakinleşiyordum. Ben betimlemeden nasibimi aldım ama kitaptaki kasvetli hava -her kitabında olduğu gibi- beni içten içe daralttı.. Zaten betimlemelerini yaşatıyor dememin sebebi de buydu. Olay örgüsüne gelecek olursak.
Hz. Süleyman'ın ölümünden sonra geriye kalan şamdanı kutsal emanet olarak Yahudiler sahip çıkar. Şehir yağmalanır ve şamdan da hazineler arasında götürülür. Yahudiler arasında en yaşlılar seçilir beraberlerinde küçük bir çocuğu da götürürler. Her defasında görüp ulaşmaya çalıştıklarında ise şamdan bir başka yere taşınır gel zaman git zaman aralarındaki küçük çocuk şamdanın taşınması esnasında kölenin eline yapışır ve köle eliyle iterek çocuğu yaralar. Halkın sevgisini ve saygısını kazanmıştır... Çocuk olarak bahsettiğimiz kişi artık 88 yaşına gelmiştir ve hayatını adadığı şamdanı nihayetinde çeşitli yollarla almayı başarır ve adeta kendisine verilmiş bu görevi yerine getirerek hayata gözlerini yumar.
Velhasıl kelam okunulabilir kitap boyu tutulan nefesler son sayfada bırakılıyor tavsiye ederim :)