1984George Orwell
Rafların esirliğinden kurtardığımız her kitaba özgürlük bahşettiğimizi düşünürüz. Peki ya bunu yaparken biz ne kadar özgürüz?
1984 aslında tam da bu soru noktasına giden araç oluyor bize. Kitap ana karakter olan Winston' un gözünden anlatılır. Düşüncelerin yok sayıldığı, zihnin kontrol altına alındığı, insanların robotlaştırılmaya çalışıldığı acımasız bir sistemin ve sistemin başındaki "Büyük Bilader"in gözetimi altında tutulan halkı en temel insanî haklarından dahi mahrum bıraktığı, kalıplaşmış fikirleri empoze ettiği, düzensizlik içinde düzenin var olduğu yaşamı konu alıyor. Bunları okurken akla ilk beliren insanların bunca haksızlığa neden boyun eğdiği, karşı çıkmadığı sorusu oluyor. Belli ki hükümetin başarılı bir manipülasyon taktiği geliştirdiğini gösteriyor. Belki de bu soruyu sormalıyız:
İnsanları kendi tarafına nasıl çekersin?
Belki de en etkili yöntemlerden biri olan karşı tarafa nefret besleterektir. Kitapta her hafta bir "Nefret haftası" düzenleniyor ve belli düşünceler aşılanıyor. Ana karakter olan Winston bile hükümete karşı olmasına rağmen burada Sürü psikolojisi etkisinde oluyor. Dikkatimi çeken başka bir konu da bu propagandaya dahil olan başka bir yöntem. Hükümetin ortaya attığı "Yeni söylem" dilinde istemediği kelimeleri tedavülden kaldırması. Bu da hâliyle Zihin kontrolü tekniğine giriyor. Bu taktikle bireyler en basit örneğinden Diktatör kelimesini bile kullanmadıkça belki de büyük abiyi hiç böyle görmeyecektir. Özetle kitap aslında bize çok uzak olmayan belki de içinde bulunduğumuz hatta ara sıra kendimizi, yaşantımızı gördüğümüz çağın ötesinde bir kitap. Hayat mottom olacak kadar derin bulduğum bu alıntı da kitabın içinden
"Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir."
ONLARI YENELİM!
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma