Kitaba 5 Şubat günü karlı bir Diyarbakır sabahında boş koridorları fakat sıcak sınıfları olan bir okulda başladım.Öyle kaptırdım ki kendimi ilk 100 sayfasını orada okumuştum bile.Ardından 6 Şubat gecesi okumaya zaman bulamadan uyudum ve korkunç bir felakete uyandım.Beşik gibi sallanan bir zemin,evimden gelen gırc gırc sesleri,karşı odamdaki çocuğuma ulaşamama kaygısı ve gökyüzünde beliren masmavi bir ışık.Enkaz altında değildim fakat yüreğim bir enkazdı artık.1 hafta dokunmadım kitaba.İlk bir kaç gün zaten yanımda yoktu diğer günler ise içim ağlarken kitap okumak hiç cazip değildi.Ardından biraz metanet kazanınca sakinleşince devam ettim okumaya.Gece uyumadan yaptığım kitap okuma alışkanlığımı bıraktım bu incelemeyi yazdığım bu güne kadar.Korkuyla dua ede ede uyuduğum gecelerde derin uykuya dalamadan her an sallanıyoruz kaygısıyla uyandım.Ama sabah ya da öğleye doğru ilk işim 10 sayfa olsa da okumak oldu.Çünkü Meryem ve Leyla beni içine çekmişti elimden tutup gel de biraz sakinleş dercesine dostluk kurmuşlardı.Okudukça hem kendi halime hemde Meryem'in acılarına ağladım.Kitabın sonunu bugün getirdim.Ve dedim İyi ki İyi ki okumuşum.Bana kendimi unutturan,ne acılar çeken kadınları hatırlatan bu efsane eseri okumanızı dilerim. Bin Muhteşem Güneş