10/10
·603 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2023 14:53
Her açıdan bayıldım. Sadece bazı yerlerde artık bulalım katili diye çıldırtacaktım. Ama okuduğum ve beklediğim her satıra değdi. Olayların sonunu tahmin etmek imkansız. O zaten en sevdiğim yazar beni yine şaşırtmadı. -SPOILER İÇERİR- Olaylar Nazilerin ülkeye hakim olduğu ve hâlâ savaşın devam ettiği zamanlarda geçer. Simon Kraus, bir psilologtur. İnsanların rüyalarıyla ilgileniyor, ona gelenler rüyalarını anlatır. Ama o sadece kadınların rahatsızlıklarıyla ilgilenmez, onların bilinçaltında geçenleri öğrendikten sonra onları tehdit eder. Çünkü onların anlattıkları ya Nazi korkusudur ve kocaları Nazilere çalışır ya da kocalarından ve çevresinden gizledikleri şeylerdir. Simon da onlardan para alır. Bir gün onun hastalarından olan Margarete Pohl öldürülür, o dönemin zenginlerindendir. Cinayette görevli olan Gestapo subayı Franz Beewen Simon’u sorgulamaya gelir ama Simon ona pek bilgi vermez. Margarete kocasına rüyasında Mermer Adam gördüğünden bahseder, bunu Simon da biliyordur çünkü Margarete ona anlatmıştır ama Simon Franz’a bu durumdan bahsetmek istemez. Ve diğer kadınlar da Simon’a Mermer Adam’ı gördüklerinden bahseder. Simon bu cinayeti kendi de araştırmak ister ve Margarete’nin gittiği Club Wilhelm’e gider, orada Margarete’den uzun zamandır haber alınamadığı herhalde tatilde olduğunu söylerler. Aynı şekilde Susanne ve Leni’den de haber yoktur, tatilde oldukları düşünülür. Ama Simon onların da öldüğünü anlar. Gerçekten de ölmüşlerdir ama Franz bunu herkesten saklıyordur. Ortak kulübe giden birbirini tanıtan üç kadın ölmüştür ve katil onları canice öldürdükten sonra ayakkabılarını da almaktadır. Franz Beewen’in babası da savaş yıllarında gaz ile zehirlenmiştir beyni de hasar görmüş ve artık Minna von Hassel’in psikolog olduğu akıl hastanesinde kalmaktadır. Minna von Hassel de kolay bir çocukluk geçirmemiş, babası kominist savunucusu olmasına rağmen kapitalizmi savunanlarla kaçmıştır. Bu nedenle o da hastanede farklı şeyler yapmak istiyordur, bu nedenle hastaları iyileştirecek farklı yöntemler denemektedir. Simon’la da okuldan arkadaştılar ve yüksek lisans tezini defalarca aynı cinayeti işleyen katiller üzerine yapmıştı. Leni ölünce cinayet silahının da ne olduğunu bulurlar. SS hançeri kullanılarak cinayetler işlenmiştir. SS de önemlidir, yani katil statüsü yüksek biridir. Bu nedenle bu katil bulununca bile kamuoyuna duyurulmayacak, hatta katili bulan da öldürülecektir. Franz Beewen bu durumu fark eder, artık buna göre hareket edecektir. Franz Beewen, Leni cinayetini sorgulamak için onun evine gittiğinde Simon ile samimi bir fotoğrafını görür ve aralarında ilişki olduğunu anlar. Simon ve Franz Beewen barda karşılaştıklarında birbirlerine yardım etmeleri gerektiğini anlarlar. Simon Mermer Adam’ı ölen kadınları ölmeden önce gördüklerini rüyalarında gördükleri Mermer Adam’ın da bir sembol olduğunu söyler. Yani onların tanıdığı görüştüğü ve yüksek rütbeli biridir. Max Wiener ölür. Aynı günde iki cinayet işlenir. Franz Beewen olayın ciddiyetini iyice anlar ve eğer katili bulursa onu Polonya’ya savaşa gönderilmesi ve orada infaz edilmesi gerektiğini söyler, infazı gerçekleştirecek kişi de kendisidir. Diğer türlü SS’deki bir subayın gözden kaybolması dikkat çekecektir. Minna von Hassel’in hastanesine de bir gün Ernst Mengerhausen gelir ve oradaki akıl hastanelerini bir şatoya götüreceklerini, tedaviye orada devam edeceklerini söyler. Ama Minna bunun böyle olmadığını, götürülenlerin orada öldürüleceğini anlar. Çünkü Naziler akılar hastalarını sevmiyordur. Minna von Hassel’i çok eski bir arkadaşı olan Ruth aradı ve acil şekilde buluşmaları gerektiğini söyledi. Ruth heykeltraştı. Ve bir heykel siparişini kabul etmişti ve bu büyük bir hata yapmasına neden olmuştu. Minna arkadaşıyla buluştuktan sonra eve giderken bir adamın onu takip ettiğini fark etti. Adamla boğuştular ve adamın yüzünün mermerden olduğunu gördü. Simon ve Greta buluştular. Greta onun hastasıydı. Greta rüyasında Mermer Adam’ı gördüğünü söyledi. Adam mermerden bir maske takıyordu, gözlerinin hizasında bir yarık vardı ve ondan sertifikasını istiyordu. Minna ile Franz Beewen buluştular, Minna ona babasının da dahil olduğu akıl hastanedeki kişilerin bir şatoya gönderileceğini ve orada öldürüleceğini söyledi. Ve saldırıya uğradığını da anlattı, gördüğü kişinin mermerden maske taktığından da bahsetti. Ama adam onu bırakmıştı çünkü ona göre arkadaşı Ruth ile karıştırmıştı ikisi de benzer giyinmişti. Franz onun aradıkları katil olduğunu anladı ve olanları Mina’ya anlattı. Ruth eskiden yüzü parçalanan askerlere maske yapıyormuş, muhtemelen katile de yapmıştı ya da yapacaktı. Ruth’u bulmaya evine gittiler ama Ruth öldürülmüştü. Minna ve Franz bu olanları Simon’a anlattılar, üçü birlikte çalışacaklardı. Beewen, Ruth’un eskiden hastaları tedavi ettiği yer olan Kızılhaç’a gidiyordu çünkü Ruth hem maske yapıyor hem de psikologtu. Minna tezine yönelecek ve defalarca aynı cinayetleri işleyen katillere bakacaktı. Simon ise Club Wilhelm ile ilgilenecekti. Beewen, Ruth’un tedavi ettiği hastaların listesini buldu. Minna’nın da tedavi ettiği hastalar arasında Albert Hoffmann dikkatini çekti. Çünkü bu adam zamanında iki cinayet işlemiş ve öldürdüğü kişilerin ayakkabılarını almış sonra da hapse girmişti. Ve sonra da öldüğü yazıyordu ama Minna bundan emin olamadı ve detaylı bilgi almak için en son kaldığı hapishaneye gitti. Orada Albert’in savaşa gittiği sonra da öldüğü yazıyordu. Albert katil profiline çok uygundu çünkü onlar katilin savaşta yüzü parçalanan biri olduğunu sonra da Ruth’a maske yaptırdığını düşünüyorlardı. Minna’ya Albert’in eşyaları olan bir çanta verdiler, bu çantada Albert’in künyesi de vardı. Ve Minna Albert’in öldüğüne inanmıyordu. Ona göre mahkum olduğu için oradaki askerlerden biriyle künyesini değiştirmişti. Bundan emin olmak için Albert’in taburundaki insanlarla Ruth’un tedavi ettiği insanları karşılaştıracaklardı ve eğer ortak çıkarsa katilin o olduğuna karar vereceklerdi. Ortak isim Josef Krapp çıktı. Beewen ve Minna’ya göre savaşta ölen Josef’ti, yüzünden yaralanan Albert onun künyesini almıştı. Simon onlara katılmıyordu ama yine de operasyonun bir parçası olmuştu. Josef’in adresini buldular ve Simon ile Beewen oraya gittiler. Josef onları fark edince kaçtı,Beewen eve baktığında pek çok kadın ayakkabısı olduğunu gördü. Ama iş batmıştı bu neden görevi de tehlikeye girdi ve Gestapo, Grünwald’ı göreve ekledi artık birlikte yürüteceklerdi. Beewen, daha fazla bilgi sahibi olmak için Josef’in kışlasına gitti. Orada onun pek arkadaşı yoktu, zamanında kadınları rahatsız ettiği için şikayetler almıştı. Ve yarın askerlerin yer aldığı geçit törenine kesinlikle katılacağını söylemişti, her sene gelirmiş. Yakalanmaktan korkmayacaktı çünkü yüzü tanınmayacak kadar parçalanmıştı. Minna da Ruth’un atölyesindeki kalıpları arasında Josef’in kalıbını bulacaktı ve Ruth yetenekli bir cerrahın yanında çalışıyordu ve o bu kalıptan yola çıkarak maskeyi bulabilirdi. Kalıbı buldular cerrahın yanına gittiler ve o da maskeyi yapmayı kabul etti. Böylece onu geçit töreninde yakalayabilirlerdi. Simon da Greta ile buluştu, ölenlerin rüyalarında gördüğü Mermer Adam’ın günlük hayatta gördükleri bir şey olduğuna emindi. Bu nedenle Greta ile normalde sürekli gittiği yerlere gittiler. En son Ihlamurlar Altı Geçidine gittiler, Simon orada bir sinema afişi gördü. Aynı mermer maskeyi takmış bir yaratığı fark etti, Greta da bunun rüyalarında gördüğü kişi olduğunu onayladı. Ve Simon’u biri takip ediyordu bunu fark etti. Ernst Mengerhausen de akıl hastanesindeki kişileri toplayıp götürmüştü, Beewen onu araştırdı ve zamanında kısırlığa karşı ürünler ürettiğini öğrendi. Şimdi ise akıl hastalarını topluyor ve ölmelerini sağlıyordu. Beewen onu bulmaya gitti, ve Ernst’in Hans Wirth adlı tehlikeli bir koruması vardı. Beewen Ernst’i baya bir hırpaladı ve yüzüne yumruk bile attı. Ernst o akıl hastanesine dokunmayacağını söyledi ama Beewen’in bu yaptığı başına iş açabilirdi. Minna doktorun yaptığı yüz kalıbını aldı. Ertesi gün geçit törenine gittiler ve Josef’i gördüler, Josef de onları fark etti ve kaçtı. Üçü de onun peşine düştüler ama bu sırada geçit töreninin karışmasına da neden oldular. En son Josef trene bindi,Simon ve Beewen de onun arkasından bindiler, boğuşma oldu ve Beewen Josef’in kafasını cama vura vura cam kırıldı ve o sırada tren geçiyordu Josef’in kafasını kopardı. Josef öldü. Simon’u bu cinayetlerin katili olduğu gerekçesiyle tutukladılar, Beewen’in başı da gerçekten beladaydı. Çünkü hem tören karışmıştı hem bir adam ölmüştü hem de Beewen katili yakalama sürecine Simon ve Minna’yı yani sivilleri dahil etmişti. Ernst akıl hastanesini yaktı, oradaki akıl hastalarını da kilitlemişti, öldüler. Minna çok kötü oldu, hem hastalar ölmüştü hem de hastanesi gitmişti. Beewen’den de soruşturma alındı ve rütbesi düşürüldü çünkü Greta öldürülmüştü. Yani Josef boşuna ölmüştü, katil değildi. Minna ve Beewen Greta’nın cesedine bakmaya morga gittiler. Minna bu konuda bilgiliydi Greta’nın hamile olduğunu anladı. Oradaki bir doktor da diğer ölen kadınların da hamile olduğunu söyledi. Beewen’in rütbesi düşürüldüğü için daha kötü işlerle uğraşmak zorunda kalacaktı. Örneğin Çingenelerin çoğunun öldürülmesi veya gönderilmesi gerekiyordu. Çünkü Hitler onları sevmiyordu. Bu göreve gitti Gestapo ile Çingenelerden biri arasında sürtüşme yaşandı, Çingene gidecekken Gestapo buna izin vermemişti. Araya Beewen girdi ve gitmesine izin verdi, Çingene ona bir gün bu iyiliğin karşılığını vereceğini söyledi. Minna ve Beewen Simon’u ziyarete gittiler. Gestapo Simon’u serbest bırakmıştı çünkü Greta öldürüldüğü saatte Simon hücredeydi. Onu tutuklayan da Grünwald olmuştu. Katil hamile kadınları öldürmüş ve fetüsleri de çalmıştı. Ama kadınlar hamile olduklarını terapi için Simon’u geldiklerine ona söylememişlerdi. Bu denli gizli tutmaları garipti. Minna ve Beewen bu hamile kadınların jinekologlarını ve babası olabilecek kişileri araştıracaktı. Simon ise maske meselesine yoğunlaşmak gerektiğine inanıyordu, özellikle de sinema afişinde gördüğü maskeye. Çünkü Ruth sinema sektöründe de çalışmıştı, bu nedenle film stüdyolarını araştıracaktı. Simon film afişiyle ilgili bir şey bulamadı. Club Wilhelm’e gitti. Orada Magda’yı gördü, o da Greta’yı tanıyordu. Simon ona Greta’nın hamile olduğunu ve çok şaşırdığını söyledi. Magda ise Greta’nın sıkı bir Nazi hayranı olduğunu ve Führer seferberliği denilen bir şey uğruna çocuk yapabileceğini söyledi. Führer seferberliği kadınların Hitler için bir çocuk doğurmasıydı. Magda Simon’a ayrıca yarınki akşam duasına gitmesini söyledi. Simon gittiğinde akşam duasında hep Hitlere sevgi duyan insanlar olduğunu gördü, Hitler için dua ediyorlardı. Simon öldürülen kadınların da Hitler sevdalısı olduğunu anladı. Hep birlikte Greta’nın kocasına gittiler, bilgi toplamaya ihtiyaçları vardı. Greta’nın hamile olduğunu ona da söylediler ama kocası bunun imkansız olduğunu söyledi. Çocuk ondan değildi ve karısı da son zamanlarda kimseyle görüşmüyordu bundan emindi. Çünkü şoförü Hans Weber Greta’nın ne yaptığını ona anlatıyordu. Beewen ve Mina, şoförle konuşmaya gittiler. Ona Greta’nın çocuğunun babasının kim olabileceğini sordular, o de birine ihtiyaç olmadığını Lebensborn’a gittiğini söyledi. Lebensborn Hitlerin doğumlar azalmasın diye kurduğu bir yerdi. Çocuk doğurmak istemeyen kadınlar kürtaj yaptırmıyor, çocukları bu kuruma bırakıyordu. Ama her çocuğu almıyorlardı, genelde sarışın ve renkli gözlü çocuklar kabul ediliyordu. Bu çocukları kendi kurallarına göre yetiştiriyorlardı. Burada çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara da imkanlar sunuluyordu. Minna amcasından bu kurumla ilgili daha ayrıntılı bilgi aldı. Ve Greta’nın da buraya gidip çocuk sahibi olduğunu düşündü, işte bu yüzden bir kocaya ya da sevgiliye ihtiyacı yoktu. Greta da başvuracak ve orada neler olduğunu öğrenecekti çünkü bu ölümler Lebensborn ile bağlantılıydı. Minna ve Simon filmin çekildiği stüdyoya gittiler. Orada Ruth’u tanıyan ve filmin afişini bilen biriyle konuştular. Ruth, Simon’u afişte gördüğü maskeyi tasarlamıştı, bu maskeyi takan da Edmund Fromm’du. Edmund o maskeyi hiç çıkarmamaya başlamıştı, setteki herkesle sorun yaşıyordu, odasında kan şişeleri bulunuyordu. Garip biriydi ama Ruth ona her zaman iyi davranmıştı. Minna, Lebensborn’a gitti ve kabul edildi. Orada Ernst’i gördü ve akıl hastanesinin yakılmasıyla ilgili konuştular. Ernst oraya Minna’nın doğum için geldiğine inanmazdı bu nedenle ona merak ettiği için geldiğini söyledi. Ernst ona olanları göstereceğini söyledi, Minna şaşırmıştı. Minna’ya limonata ikram ettiler, Minna da kabul edip içti ama sonra bayıldı. Uyandığında bağlanmıştı, Ernst geldi. Her şeyin cinayetlerle ilgili olduğunu söyledi. Ernst soruşturmanın peşinde olduklarını biliyordu, yoksa Mermer Adam o muydu? Ve Minna’nın çocuk sahibi olmasını sağlayacaklardı bunu da yapacak olan Kurt Steinhoff’tu. Minna başta onu görmedi çünkü içerisi karanlıktı. ama sonra bağlandığı düğümleri çözdü. Çünkü kendi hastanesinde de hastaları bağlarken bunu kullanıyorlardı bu yüzden zorlanmadı. Kurt’a bir tekme attı ve kapıyı araladı içeri ışık girdi ve onun kim olduğunu gördü. Kurt, Almanya’da herkes tarafından beğenilen biriydi aynı zamanda daha önce maskenin kullanıldığı o filmde de oynamıştı. Katil Kurt olabilir miydi? Minna, odadan kaçtı. Ölen kadınlarım dosyalarını buldu ve hepsi Kurt ile eşleşmişti. Oradan ayrıldı, Simon ve Beewen onu bekliyordu, eve gittiler. Minna onlara her şeyi anlattı. Ertesi gün üçü birden Lebensborn’a gittiler, orada görev yapan hemşirelerden birinin çıkmasını beklediler. Hemşire çıkınca onu zorla arabaya bindirdiler ve sorgulamaya başladılar. Kurt, oraya arada geliyordu görüşmeler gizli yapılıyordu. O, kızların kanlarını anlıyordu herkese vahşice davranıyordu. Bu tanımlar Edmund Fromm hakkındakiler ile aynıydı, ikisi de aynı filmde oynamıştı. Yani tüm bunları yapan Edmund değil, Kurt’tu. Simon ve Beewen Kurt’un evine gittiler, o evden çıktığında eve girdiler. Evde bir şey yoktu ama bir kulübe vardı ona bakmaya girdiler. Kulübenin içinde farklı insanların gizlice çekilmiş resimleri vardı. Resimlerin çekildiği yer heykellerin bulunduğu bir parktı ve Beewen burayı biliyordu ikisi oraya gittiler. Orada Kürt’ü gördüler, insanların fotoğraflarını gizlice çekiyorlardı. Kurt’u yakalayacakken Gestapo geldi. Grünwald, Beewen soruşturmanın peşini bırakmaz diye onu takip ettiriyordu ve katili kendi yakalamak istiyordu. Grünwald ve Kurt boğuştular, Kurt ve Grünwald öldü. Beewen, Gestapo tarafından tekrar eski rütbesini aldı ve görevine döndü. Gestapo onun orada olduğunu ve soruşturmayı halledenin o olduğunu anlamıştı. Eski görevine dönmeden önce Çingenelerle ilgilenmesi gerekiyordu, onlar için verilen ölüm emrini yerine getirmesi gerekiyordu. Çingenelere bakmaya gittiğinde yanına Alfred geldi. Grünwald ölmeden önce Greta’nın öldürüldüğü yerle ilgili araştırma yapmış ve öldürüldüğü yerin yakınında ayakkabısı bulunmuştu. Diğer öldürülen kadınlar için de durum aynıydı. Onlar bu şekilde konuşurken Beewen’in de tanıdığı çingene Toni, ayakkabı gömmenin Çingenelerde bir inanç olduğunu söyledi. Ölülerin ayakkabıları rüyalarına girmesin, intikam almaya gelinmesin diye her zaman alınırdı. Yani katil hâlâ bulunamamıştı, katil bir Çingeneydi. Beewen bu düşüncesini Minna ve Simon ile paylaştı. Onlar soruşturmayla daha fazla ilgilenmek istemiyorlardı, yorulmuşlardı. Magda Simon’u ziyarete geldi. Susan, Greta, Leni uzun zamandır ortalıkta yoktu. Magda onların öldürüldüğünü anlamıştı, Simon’a da bunu sordu. Simon’u daha fazla saklayacak bir durumu yoktu. Magda onların iyi biri olmadığını söyledi, Susan Nazi kampına gitmiş ve oradaki çocuklardan birini öldürmüştü. Simon, Magda’nın neden böyle şeyler dediğini anlayamamıştı. Beewen daha fazla bilgi almak için Toni’yi ziyarete gitti. Çingenelerin neden o kadınları öldürmüş olabileceğini sordu. Toni’ye göre amaç intikamdı. Çünkü o kadınlar hamileydi, Naziler ise Çingeneleri kısırlaştırıyordu. O esnada Beewen bir şey hatırladı, Toni ona dört kadının katili bizden biri demişti. Toni dört kadının öldürüldüğünü nereden biliyordu? Beewen bunu sorduğunda Toni o kadınların katilini bildiğini söyledi, söylemesi için de yasal yollarda oradan çıkmaya sağlaması gerekiyordu. Beewen’in bunu düşünmesi gerekiyordu, oradan ayrılırken Çingene bir rahiple karşılaştı ve ona sorular sormaya karar verdi. Beewen rahibe kısırlaştırma meselesini sordu. Bu proje Ernst’e aitti. Çingeneler çok kötü şartlarda kısırlaştırılıyor, çok acı çekiyorlardı. Buna karşılık Nazi kadınları çocuk sahibi olabiliyordu, ayakkabı bağlantısı da uyuyordu. Rüya meselesini sordular, rüyalar da Çingeneler için önemliydi. Çingene bir saldırıdan korktuğunda saldırganını rüyasında görebiliyordu. Tüm bu olanlar katilin intikam isteyen bir Çingene olma fikrine uyuyordu. Ama tahin Çingenelerin yalan söylediğini belirtti onlar sadece birbirlerine yalan söylemiyordu. Magda Simon’u görmeye geldi, Almanya’dan gidiyordu ve ona veda amacıyla gelmişti. Simon bu vedayı garip bulmuştu, en son ona Susan’ın çocuk katili olduğunu söylemişti. Leni’nin de gizlice Gestapo’ya gittiğini ve oradaki işkenceleri izleyip mutlu olan biri olduğunu, Greta’nın kamplardan gelen bahçıvanları öldürmeye çalıştığını söylüyordu. Onların kötü olduğunu anlatıyordu ama neden? Simon’la yakınlaşmaya çalıştı ve onu da Almanya’dan giderken götürmeyi teklif etti. Beewen Toni ile anlaşmaya karar verdi ve onu kamptan çıkarmak için gerekli evrakları hazırladı. Toni katilin Nanosh olduğunu söyledi. Nanosh onlar için bir kurtarıcıydı, onların intikamını alacak biri olarak biliniyordu. Ve kampta herkes onun geldiğini konuşuyordu. Beewen buna inanmadı, Toni de onu Nanosh’u tanıyan bir drabarni olduğunu söylüyordu. Drabarni bir tür cadıydı. Adı Rupa. Hepsi birden Rupa’nın yaşadığı yere gittiler. Rupa onlara Nanosh’un gerçek olduğunu ve intikamlarını almaya başladıklarını söyledi. Başta onun kim olduğundan bahsetmeye niyeti yoktu ama Beewen onu kendini öldürtmeden bulmak gerektiğini çünkü işlerin karışmaya başladığını söyledi. Rupa onun bir kadın olduğunu ve adının Lena olduğunu söyledi. Ama bu isim onun şimdiki adı değildi çünkü oradan gittiğinde adı da değişmişti. Lena Nazilerin arasına karışmıştı, içeriden vurabilmek için bu fedakarlığı yapmıştı. Yani öldürülen kadınlarla yakındı. Ve Rupa onlara Lena’nın bir hastalığı olduğunu bu hastalığın da onu görünmez kıldığını söylemişti. Lena’nın kim olduğunu bulmak için Alman arşivlerine bakmaya karar verdiler. Orada nüfus kayıtlarına bakacaklardı. Beewen yine de şaşkındı çünkü Çingeneler esmer, yara izleri, kırışıklıkları olan insanlardı. Nasıl sosyetik Nazi kadınlarının arasına girebilmişti? Sonra saçları beyaza yakın bir kadın gördü ve onun Lena olduğunu anladı. Rupa’nın ne demek istediğini de anladı. Onu görünmez kılan onun hastalığı demişti, Lena albinoydu ve onun beyazlığı, saçının rengi Nazi kadınları arasında dikkat çekmiyordu. Beewen onun resmini Simon’u gösterdi, Simon bakar bakmaz onu tanıdı. O Magda’ydı. Magda’nın evin gittiler, Magda odasında oturmuş onları bekliyordu. Magda olanları anlatmaya başladı. Magda bir Çingeneydi ve bir gün yaşadıkları yere Prens Zamorsky geldi, o bir Nazi’ydi. Yaşadığı yerdeki herkese işkenceler etti, Magda’nın anne babasını öldürdü çoğu kişiyi katletti. Magda albino olduğu için bu esmerlerin arasında dikkat çekiyordu. Zamorsky da onu aldı götürdü, onunla evlendi. Ama Zamorsky’nin işkenceleri devam ediyordu. Magda’nın iyi bir şekilde yetişmesini sağlıyordu ama yine de onu rahat bırakmıyordu. Magda kendini geliştirse de içindeki Çingene olduğu hissinden kurtulamıyordu. Fena bir şekilde depresyona girmişti, Zamorsky moral bulsun diye filmler oynatıyordu. Bu maskenin olduğu filmi de o zaman izlemişti. O maskeye sahip olmak istiyordu, sanki o maske onun yaralarını saracaktı. Ruth’a ulaştı ve Ruth ona bir maske yaptı. Bir süre sonra Zamorsky öldü, tüm serveti Magda’ya kalmıştı. O süre zarfında yine hastalandı ve hastaneye kaldırıldı, maskeyi kaybetti. Ruth’tan tekrar yapmasını istedi ama o yapmadı. Magda da eskiden yaşadığı yere döndü. Orada da işkenceleri hatırlıyordu. Orada Rupa ile tanıştı, Rupa ona Çingenelerin kısırlaştırılmaya başladığını anlattı. Ona Nanosh olduğunu söyledi. Magda da intikam almaya karar verdi. Almanların arasına karışacak ve bu işkencelerin intikamını alacaktı. Bu kısırlaştırma projesinin sahibi Ernst’ti, önce onu öldürmek istedi. Ama sonradan onun Lebensborn’u kurduğunu öğrendi. Daha iyi bir intikam istedi ve buraya gelen kadınları öldürmeye karar verdi. Ernst Çingenelerin çocuk sahibi olmamasına sebep olmuştu, o da onun projesini çökertecekti. Buraya gelen kadınların kimliklerini tespit etti, önce onlarla arkadaş oldu ve sonra onları Zamorsky’nin hançeriyle öldürmeye başladı. O, Nanosh’tu. Nanosh harekete geçmeden önce kurbanlarına rüyalarında görünürdü. Uyuyan bir kişiye bir şeyi derin uykusunda göstermenin rüyalarına dahil etmesi için yeterli olduğun öğrenmişti. Bunu da Simon’u çalışmalarından öğrenmişti. Ruth’a tekrar gitti ve ondan maske istedi. Yaptı ama onun konuşacağını anladı bu yüzden onu öldürdü. Afiş, Simon’la konuşması işleri çözsünler diyeydi çünkü sürekli yanlış adamın peşinden gidiyorlardı. Her şeyi itiraf etmişti artık onu tutuklamak gerekiyordu. Magda, Ernst’in projesinin son annesinin olduğunu ve sonuncunun hâlâ hayatta olduğunu bunun da kendisi olduğunu söyledi ve elinde hançerle kendini öldürdü. Ölmek üzereyken Simon’a aramaya devam etmesini, hikayenin derin anlamını hâlâ anlamadığını önemli olanın Avrupa Operasyonu olduğunu söyledi ve öldü. Aradan 3 yıl geçti. Beewen savaşa katılmıştı,üç yıl geçmesine rağmen aklı hâlâ Magda’nın söylediği Avrupa Operasyonu’ndaydı. Bunu bulmak istiyordu bu neden cepheden ayrıldı. Minna ise artık psikolog değildi, cephelerde çalışıyor, yaralı askerleri tedavi ediyordu. Simon başka yerlerde psikolog olarak görevine devam ediyordu. Beewen, Minna’yı buldu ve ona Ernst’i bulduğunu söyledi. İkisi Simon’u buldular. Soruşturmaya kaldıkları yerden devam etmeye karar verdiler. Ernst yeni bir işkence yöntemi bulmuştu ve kamplarda artık bunu uyguluyordu. Bunu da Beewen’e savaştaki bir pilot anlatmıştı. Ernst’i bulmaya karar verdiler çünkü Avrupa Operasyonu’nu bilirse bir tek o bilirdi. Ernst’in bulunduğu yere ulaştıklarında insanlara işkence ettiklerini gördüler, her yer ceset ve işkence aletleriyle doluydu. En son Ernst’in ofisine çıktılar. Avrupa Operasyonu Alman yöneticileriyle önemli Adlon kadınlarının çocuk sahibi olmasını içeriyordu, Nazi soyu bu şekilde devam edecekti. O kadınlar hiçbir zaman Kurt’tan çocuk sahibi olmamışlardı, önemli Alman yöneticileri o çocukların babalarıydı. Bu çocuklar doğunca da özenle yetiştirilecekti. Bu soyun devamı çok önemliydi. Magda cinayetleri işlediğinde de fetüsleri çalan Ernst’ti. Bu kadınların Nazi tutkunu olduğu anlaşılmasın diye Simon’a da o göndermişti, o karınlar Nazi karşıtı gibi davranıyordu ama öyle değildi. Magda nasılsa bunları öğrenmişti. Üçünü ortadan kaldırmamışlardı çünkü katili bulurlar diye düşünüyordu. Ernst bu projeye devam etmeyi planlıyordu. Üçü de buna izin veremezlerdi, Beewen Ernst’i vurdu ve öldü. Kamptan ayrılırken boy sırasına giren çocukları gördüler. Boyu uzun olanlar çalışmaya gönderilecekken boyu kısa olanlar öldürülecekti. Bir çocuk da bunu anlamıştı parmaklarını kaldırarak boyunu uzatmaya çalışıyordu. Beewen bu görüntüye dayanamadı, bunu yapanı tabancasıyla vurdu. Diğerleri de üstüne geldiler onları da bıçakladı. O sırada kamyonet dolusu çocukla Mina geldi, o kamyonete bindiler. 30 çocuğu kurtarmışlardı, kendileri de nereye gideceklerini bilemeden kamyonetle oradan uzaklaştılar.
Edebiyat
Mermer AdamJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20222,599 okunma
·
1.281 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.