Muazzez Hanım kitabında, “Sümerlerde Tanrılar ol der, o şey oluverir,” diyor. (sayfa 17) Bir şeyin ol deyince oluvermesi zaten Allah'ın’ın özelliğidir… Bu Adem(a.s.)'dan itibaren değişmemiştir. Sümerlerde bu görüşün tek Tanrı'dan birçok Tanrı'ya yayılmış olması, onların Arabistan’da yaşanan Cahiliye Dönemi gibi bir süreci yaşadıklarını gösterir. İslamiyet öncesi Cahiliye Dönemini incelediğinizde; oruç, kurban, tavaf gibi ibadetlerin hepsinin yapıldığını, ancak Allah adına yapılması gereken bu ibadetlerin putlar adına ve başkalaşmış bir şekilde yapıldığını görüyoruz. Tıpkı Muazzez Hanımın kitabındaki, (sayfa 18, alt metin 14) Sümerler örneğinde olduğu gibi, “Sümer dininde ay kültürünün önemli bir yeri vardır. Ayın ilk göründüğü gün, 15 günlük olduğu gün ve görünmediği günlerde tören yapılırdı. Hatta bazı yiyecekler yenilmezdi." Demek ki oruç ibadetini başkalaştırmışlar. Sümerlerde çıkan bu bulgular, Sümerlere de bir Peygamberin geldiğini (ki bu Peygamberin Nuh (a.s.) olduğu ve adının Ziusudra olduğu, [Ziusudra Sümer mitolojisinde Tufandan kurtulan kişidir. Üç büyük dine göre Ziusudra’nın karşılığı Nuh Peygamberdir-tr.wikipedia.org/wiki/Ziusudra] söylenmektedir)ve onların Peygamberden etkilenmesine rağmen zamanla İbrahim(a.s.)'ın Dini'ni başkalaştıran Cahiliye Dönemindeki putperestler gibi sapıttıklarını gösterir.
Ayrıca “Erken dönemlerde Sümerlerin ana tanrısı An’dır. (tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmerler) Demek ki Sümerler ilk başta tek Tanrılıydı.
Sümerce ve Akadca yani çift dille yazılan SAG.BA tableti de Tek Tanrı'dan bahseder. Bu da Sümerlerde Cahiliye Dönemi Arapları gibi (İbrahim[a.s.]'dan sonra) Tek Tanrı'dan, çok Tanrıcılığa geçisin yaşandığının ispatıdır.