·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Şubat 2023 00:00 Çinli-Panamalı bir baba ve Alman bir annenin çocuğu olan isimsiz kahramanımız anlatmaya başlıyor. Önce babasını, ardından annesini.
Anlattıklarıyla yaşadıklarına dair bir şeyler kurguluyoruz aslında. Geçebileceği sınavları, karşılaşacağı zorlukları az çok tahmin edebiliyoruz.
Birbirine zıt karakter ve kültürden gelen ebeveynlerin ona kattıkları çok evet ama ondan götürdükleri de yok değil.
Sonra kahramanımız tutkularını anlatmaya başlıyor, önce baleye ardından bir erkeğe sarılıyor. Düşmekten korktuğundan değil; sürekli düşebileceğini bildiğinden yapıyor bunu.
.
Dost adlı kitabını (ki bu eseri yazara ABD Ulusal Kitap Ödülü’nü getirmişti) sıkça gördüğüm ancak bir türlü edinip okumadığım Sigrid Nunez ile tanışma kitabım oldu ‘Tanrının Nefesinde Bir Tüy’. Bilhassa karakter analizleriyle, doğal ve çıplak diliyle pek sevdim bu eseri. Arka kapak yazısında şöyle denmiş: ‘İşte Nunez’in yalın, vurucu ve samimi bir dille kaleme aldığı bu kitabı bitiren herkesin kendine sorabileceği bir soru: ‘Tanrı’nın nefesinde bir tüy olmak nedir? Esasen kırılganlıkla mı ilişkilendirilebilir, yoksa güçle mi?’
Sanırım benim bu soruya cevabım: ‘kırılgan bir güç’le olurdu..
.
Kitaplığımda bekleyen yazarın bir diğer eseri Daima Susan’ı da çok bekletmeden okumak niyetindeyim.
.
Fatih Yiğitler çevirisi, İlknur Muştu kapak tasarımıyla ~