Ediz

@Erleg
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2023 08:41
Deli Kurt, Yıldırım Bayezid’in oğullarından biri olan İsa Çelebi’nin, babası ölünce kardeşleriyle yapacağı mücadelenin sonunda, eğer kaybeden tarafta olursa ve hamile olan evdeşi Bala Hatun erkek çocuk doğurursa, galip kardeşinin oğlunu da öldüreceğinden çekinerek, onları Çakır isimli bir sipahisine teslim edip kaçırmasıyla başlıyor. Çakır Ağa, Bala Hatun’u sağ salim, anası Satı Kadın’ın yaşadığı Türkmen obasına getirdikten sonra, Bala Hatun unutulmuş ve unutulması gereken bir Osmanlı şehzadesini, Murat’ı doğurur, doğumdan kısa bir süre sonra da ölür. Babası İsa Çelebi de kardeşleriyle girdiği savaşı kaybeder. Babasının isteğiyle kim olduğunu bilmeyen Murat, Osman ve Ayşe adında iki kişinin çocuğu olduğuna inanarak büyür. Çakır Ağa’nın himayesinde büyüyen Murat’a köy halkı Deli Kurt adını takar, ondan sonra da bu isimle anılmaya başlar. Zamanla büyüyen, yaman bir asker olup çıkan Deli Kurt, evlenir, sipahiliğe yükselir, çocukları olur. Ömrünü gerçekte kim olduğundan habersiz geçirirken, bir gün Çakır Ağa ile Satı Kadın’ı ziyarete tekrar Türkmen obasına giderler. Burada bir su pınarının yanındayken, bir peri kızı olarak anlatılan Gökçen’in hikayesini dinlerler. Gökçen gözlerine bakan herkesin vurulduğu, hatta bir kere bakanın dahi öldüğü, dünya güzeli bir kızdır. Babası, annesi öldükten sonra bir olaya karışıp bir başkasını öldürmüş, ardından kaçıp bu Türkmen obasına sığınmış, burada başka bir kadınla evlenmiştir. Üvey annesi Gökçen’in gözlerinden korkmuş, onu peçeye mecbur bırakmıştır. Gökçen, hikayesinin anlatımı bittiğinde, sanki bunu bekliyormuş gibi pınarın başında görünüverir. Çakır Ağa, Satı Ana’nın oğlu Evren, Satı Ana ve Deli Kurt’un yanına varır. Selam verir ve uzaklaşır. Satı Ana hiç kimsenin Gökçen’in gözlerine bakmadığından emin olmak ister, herkese sorar. Kimse gözlerine bakmamıştır. Yalnız Deli Kurt, Gökçen’in gözlerinin yemyeşil parladığına emindir… Gökçen’le göz göze gelen Deli Kurt, aklından Gökçen’i atamaz. Gecesi gündüzü birbirine karışır, uyuyamaz olur, güzelliğini aklından çıkaramaz. Satı Ana Deli Kurt’a ne olduğunu tahmin etse de olan olmuş, Deli Kurt artık Gökçen’in aşkıyla tutuşmuştur. Gökçen’in obanın ötesinde bir tepede olduğunu, orada çobanlık yaptığını duyunca, ne olursa olsun yanına gitmek ister. Gider, Gökçen’i kaval çalarken bulur. Onunla konuşur, Gökçen’in sesi dünyada duyduğu en güzel ses, yüzü dünyada gördüğü en güzel yüz gibidir. Gökçen’e tamamen âşık olur. Deli Kurt en nihayetinde bir sipahidir ve padişah buyruğuyla yaşar. Karamanoğullarına sefere çıkılacağı haberi gelince Deli Kurt hazırlanır ve savaşa katılır. Savaş alanından biraz uzakta, yaralanmış bir Karamanoğlu çerisinin başında bir yeniçerinin ve köylülerin olduğunu görünce oraya yönelir. Bu yeniçeri, yaralılarını almak isteyen köylülere çeriyi vermemektedir. Köylüler, bu yeniçerinin bunu para koparmak için yaptığını söyleyince Deli Kurt ve yeniçeri vuruşurlar. Yeniçeri ölür, ama Deli Kurt da ağır yaralanır. Kendisine geldiğinde köylülerin evindedir. Kurtardığı çerinin Tümenoğlu ailesinden olduğunu öğrenir. Tümenoğlu adını, Gökçen’in hikayesinde duymuştur. Gökçen de Tümenoğlu ailesindendir. Birbirlerinin canını kurtaran bu iki asker arkadaş olur. Deli Kurt da, Gökçen hakkında daha fazla şey öğrenebilmek adına, askerin kendisine yaptığı daveti geri çevirmez, birlikte Tümenoğlu ailesinin de yaşadığı Karaman ülkesine giderler. Deli Kurt burada, Gökçen’in annesinin ölmediğini, aslında babasının annesinden kaçtığını öğrenir. Gökçen’in annesi olan Esen Börü, hala yaşamaktadır. Köy ahalisi ondan korkmakta, büyülü güçleri olduğunu söylemekte, kuraklık zamanında elindeki bir taşla yağmur yağdırabildiğini söylemektedir. – Bu taş Türk mitolojisinde de görülen Yada taşı olsa gerek. – Esen Börü ile konuşan Deli Kurt, Gökçen’i sevdiği sürece gözlerinin kendisini öldürmeyeceğini, ancak aralarındaki sevgi azalırsa Gökçen’in gözlerine bakamayacağını ve belki ölüme kadar gideceğini Deli Kurt’a söyler. Gökçen’in babasına da böyle olmuş, başta hiç rahatsız olmadığı o yeşil gözler, aralarındaki sevgi azalınca babasına rahatsızlık vermeye başlamıştır, bu yüzden de babası kızını alıp kaçmıştır. Gökçen’in de kendisini sevdiği müjdesini Deli Kurt’a ileten Esen Börü, kızına vermesi için bir emanet teslim ederek Deli Kurt’u yolcular. Sonraki zamanlarda Gökçen’i zaman zaman gördüğü, savaşlara gittiği, Gökçen’e aşık olan Türkmen obasının beğinin oğluyla vuruştuğu, Macarlar tarafından yıllarca tutsak alındığı zamanlar geçiren Deli Kurt, Çakır Ağa’yı ve birlikte büyüdüğü Evren’i de Macar savaşlarında şehit verir. “Kafirde yiğit varsa eğer sade Macardır; Hem kendi yavuz, hem atı eşkin ve acardır.” Çok yaşlanan Satı Ana’nın, tuttuğu sırrı da açığa vermesiyle ve annesinden kalan mektupları bulmasıyla Deli Kurt, aslında kim olduğunu öğrenir. Doğan erkek çocuğuna da babasının adı olan İsa ismini koyar. Son Macar savaşında, tahtını oğluna bırakıp çekilen Murat Beğ’in, oğlu Mehmet’in isteğiyle yeniden tahta geçmesi üzerine Türk ordusu galibiyet alır. Padişahın takdiri ve yeni rütbesiyle evine dönen Deli Kurt, Türkmen obasında bir tufanın yaşandığını, karısı ve çocuklarının, annesinden ayırmadığı Satı Kadın’ın ve Gökçen’in selde öldüğünü öğrenir. Aklını kaybedecek hale gelen Deli Kurt, tüm bu acılar içinde sadece Gökçen’i düşünmekte, ne yapacağını bilmeden Gökçen’i daha önce gördüğü yerleri dolaşmaktadır. Tüm beyliğini, rütbelerini, tımarını bırakarak Gökçen’e varmak, yani sadece ölmek için yola çıkar. Geçtiği yollarda sadece hıçkırıklar ve ara ara duyulan “Gökçen” sesi duyulur. “Üç hayalet birden kendisine biraz yaklaştılar. Bala Hatun fısıldadı: - Olmaz! İnsan her şeyi bilmeyecektir. İsa Beğ devan etti: - Olmaz! İnsanlar ancak gördüklerini bilecek, bildiklerini görecektir. Anası tamamladı: - Olmaz! İnsanlar daima bir şeye hasret kalacaktır.”
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202119,7bin okunma
·
177 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık güzel bir inceleme olmuş.