·464 syf.····Okunma: 27 Şubat 2023 20:10 Merhabalar sevgili okurlar. Uzun zamandır tavsiye aldığım ve okumayı düşündüğüm kitabımızı bir arkadaşımın hediyesiyle ve onun destekleriyle de çok şükür okuyabildim.
okumadan önce inceleme biraz uzun ve spoilerlı olabilir :)
Aureliano'lar, Jose Arcadio'lar, daha neler neler. Öncelikle kitabı okumaya başlamadan önce herkesin önerilerini dikkate aldım. Çünkü kitabın ağır bir kitap olduğu ve sürekli yarım bırakılan bir kitap olduğunu da öğrendim. Kitabı okurken de az çok anlayabildim sebeplerini. Sürekli aynı isim tekrarları sınırları evet zorluyor. Ben ise kitabı gerçekten çok yavaş ve sindire sindire okudum. İsimlerle alakalı kafamda şemalar yaptım. Çünkü çok fazla karakter var ve kim kimin nesi, neyi derken konular, kişiler birbirine karışabiliyor. Kitabımızın daha ilk sayfasındaki aile ağacı şeması da bizlere çok çok yardımcı oluyor.
Konusuna gelecek olursak Jose Arcadio Buendia ve Ursula Iguaran akrabadır. Birbirlerini çok severler. Halk buna karşı çıksa da evlenmişlerdir. Halkın karşı çıkmasının sebebi bir rivayet düşünce odur ki akraba evliliğinden doğacak çocuğun domuz kuyruklu olacağıdır. 3 çocukları olur ama korkulan olmaz.
İşte bu 3 çocuktan ve onların hayati kararlarından itibaren hikaye daha da ilginçleşir. Aşk, entrika, savaş, yoksulluk, zenginlik, açlık, doygunluk her şey var. Her karakter sanki belli bir günahı belirtiyormuş gibi hissettim okurken. Kibir, kıskançlık, şehvet, açgözlülük, öfke, tembellik yani her karakterin özünde ortaya çıkıyor gibiydi. Evde o kadar kalabalık olmalarına rağmen de hepsi de yalnız ve iç dünyasında da kendileriyle hesaplaşıyordu.
Peki kehanet sonunda gerçekleşiyor muydu? Maalesef ki evet, Reneta Remedios'un oğlu Aureliano'nun teyzesi Amaranta Ursula ile evlenmesi ve doğan çocuk ise domuz kuyruklu olmuştur. Zaten kader onlarında yüzüne gülmemiştir. Kitaptaki her karakter gibi. Aureliano en sonunda yüzyıllık yalnızlık kaderiyle baş başa kalır. Yazar zaten akraba evliliğini de bu noktada eleştirmiştir.
Kitaptaki büyülü gerçeklik beni etkiledi doğrusu. Çünkü Macondo diye belirtilen rengarenk bir kentin, toprak yiyen kız, karıncalar, ölenlerin geri gelmesi, uykusuzluk hastalığı, unutkanlık hastalığı daha neler neler. Yani tüm bunlar beni kitaba daha da çekti. Ursula karakterini sevdim diyebilirim. Ailesi için onun kadar çırpınanı belki de görmedim. Güzel Remedios karakterini de ayrı bir not etmiştim. Hatta ölümü bana çok çok ilginç gelmişti. Marquez, bu karakteri öldürmek istemez. Hatta yazmaya uzun bir süre ara verir. Nasıl bir son ona yazabilirim diye düşünürken bir gün bir kadının astığı çarşafların uçuşması ona ilginç bir fikir verir ve böylesi güzel bir karakterin kuş gibi belki de nasıl olduğu anlaşılmaz bir şekilde çarşaflar arasında yok olmasına hayret ediyoruz. Dedim ya büyülü bir gerçeklik var hani ortada. Hatta Reneta Remedios da sevdiği adam sayesinde etrafında sarı uçuşan kelebekler vardır. Adamın bir gün ölmesiyle birlikte o kelebeklerde yavaş yavaş yok olur ve ölür. Kısacası Marquez'in dilini ve anlatımını sevdim diyebilirim.
Kitapta iç karışıklıklar ve siyasi olaylar var. Marquez kitapta da muz katliamlarına değinir. Muz işçileri haksız ve ağır çalışma olanaklarına karşı çıkarlar. General işçilerin dağılmasını istese de işçiler kararlıdır ve artık geri dönüş yoktur. Ateş emriyle birlikte bir katliam ortaya çıkar. Farklı sayılar belirtilse de 3000 işçi vagonlarla taşınır ve nehre atılır. Bizler Muz Cumhuriyeti lafını da duymuşuzdur. İşte gelişimden yoksun kendini ileriye taşımayan ve halkını tanımayan dışlayan bir cumhuriyet profili olduğundan geri kalınmışlığa bizler bugün Muz Cumhuriyeti lafını da belki de bu hikayeden doğmuş ya da buradan değiniyor diyebiliriz.
Sonuna gelecek olursam kitabı tavsiye ediyorum. Okumama vesile olan canım arkadaşıma ve onun bana vermiş olduğu bilgiler içinde ona çok çok teşekkür ediyorum. Siz değerli okurlarda incelememi sabırla okuduğunuz için sizlere de çok çok teşekkür ederim. Umarım sizler için faydalı bir inceleme olmuştur.
Kitapla Kalın
Keyifli okumalar dilerim...:))