·494 syf.····Okunma: 26 Şubat 2023 10:07 "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu."
Fettan Dilbere sunulan başlar.. Bir çağın romanı..
İki Şehrin Hikayesi.. Bu iki şehrimiz Paris ve Londradır. 17. yüzyılın sonlarına doğru halk sefillikten ot yerken, din adamları rahat içinde ve soylusuysa şarabın bolluğundan usanırken halk direnişe geçmiş ve monarşiyi yıkmak için bir devrim başlatmıştır. Bu devrim Fransız Devrimidir ve dolayısıyla kitap bunu konu aldığından tarihi bir roman diyebiliriz.
Fransız İhtilali öncesi halk -daha doğrusu halka açlık ve sefalet içinde yaşayan ,ezilen , sömürülen, acımasızca öldürülen kesim diyebiliriz- devrim sonrasında soyluların yerini almıştır. Halk monarşiyi yıkmak için Cumhuriyet adı altında bir sloganla baş kaldırmıştır. "ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, KARDEŞLİK YA DA ÖLÜM." Milliyetçilik düşüncesiyle halk soylularla eşit bir konuma gelmek istemiş ve düşüncelerini özgürce ifade etmek için başkaldırmıştır. Ve böylece soylular giyotin cezasına çarptırılarak öldürülmüştür. Bozulmuş bir adalet yapısının ne gibi sonuçlara yol açtığını incelemenin devamında gelin görelim:
Kitabın en acımasız kısmı halkın gözünü nefret bürümüş olması ve tüm çareyi giyotinde bulmalarıdır. Halk, kana susamış ve giyotine özel isimler bile vermiştir. Bakınız kitapta geçenler bunlar: Küçük Azize Giyotin, Milli Tıraş-bazı yayınlarda Milli Ustura olarak da geçmekte- ve Fettan Dilber...
Ayrıca giyotin cezasına çarptırılanlar sadece bolluk içinde yaşayan din adamları, aristokratlar veya üst kesimler değil, ayrıca soylu kategorisine giren kadınlar ve çocuklar da var. Dolayısıyla ayrım gözetmeden insanlar manavdan portakal seçermiş gibi kelle seçmiş.
Kitabı içerik olarak incelediğimde çok fazla karakter olduğunu söylemek isterim. Ancak yazarın dili öylesine akıcı ki karakterlerin zenginliği ışıl ışıl gözümüze çarpıyor. İtiraf etmek gerekirse kitabın ilk 150 sayfası monotondu. Karakter, yer ve zaman tasvirlerinden dolayı oldukça sıkıldım ve olayları bekledim . Olaylar heyecanlı bir şekilde aktarıldıkça ben de kitabı ışık hızıyla okudum ve iyi ki okudum.
Giyotinin gölgesinde yaşayan insanlar, kana susamış ve yoksulluktan çimen yiyen halk, dine inanmadığı için başkalarının da dini yaşamasına izin vermeyenler, karısının dua etmesine katlanamayan bir koca ve dahası aşkı için fedakarlık yapan insanlar. Ben bu romanda aşk,tutku, savaş, nefret, dram, kaos, aydınlık-karanlık tezatı, özgürlük, başkaldırı, acımasızlık, feragat, kurnazlık ve dahası sayamayacağım çok şey okudum.
Sydney Carton.. Bu adam hakkında çok şey söyleyebilirim , çok sevdiğimi de söyleyebilirim. Aman spoiler olmasın. Tartışmak ve yorum yapmak isteyenler mesajdan yazabilir.
Eser klasik bir romandan ziyade tarihe meraklı olanların sıkılmayacağı ve sürekli akademik okuma yapmak istemeyenlerin tercih edebileceği bir kitap. Tarih kitaplarından nefret etmeme rağmen bu kitabı çok az sıkılmayla bitirebildiğimi söylemeliyim. Ayrıca tarih bilgisini artırabilecek bir kitap ne de olsa Fransız Devrimi'nin iç dinamiklerini anlatıyor.
Öneridir. Okunması gereklidir. İncelememi sabırla buraya kadar okuyan herkese teşekkürler. Değerlisiniz.