Batuhan profil resmi
289 okur puanı
11 Haz 2018 tarihinde katıldı.
  • 208 syf.
    ·8/10
    Kitabın içeriği, dili, kapsamı gibi bilgilerinden ve yorumumdan önce biraz kitabın benimle ilgili olan birkaç yönünü anlatacağım. İçerik benzeri bilgiler için üçüncü paragraftan başlayabilirsiniz.

    Kitabı bir arkadaşımla beraber almıştık. Kitabı aldıktan bir saat sonra sınava girmiştik. Yine bir başka gün de bu arkadaşımla Hayatın Kökleri ve Gezegenler Kılavuzu'nu almıştık. Neden bunları yazdım bilmiyorum ama bende böyle bir ayrıntıları var o kitapların. Kitapları bir de bu yüzden seviyorum; o kitabı ne zaman aldığım, kimle aldığım, o gün başka neler yaptığım gibi şeyleri de taşıyor çünkü kitaplar... Her kitap alındığı günün, ayın ve yılın hatıra defterleri ve sayfaları...

    Kitabı Tübitak baskısından okudum. Tübitak kitabı cep boy basmış ve oldukça da iyi olmuş. Sorun etmedim ama sadece acayip durduğu için eklemek istiyorum: kitabın kapağındaki Atlas heykelinin boynu fazla bükük. Atlas heykeli yazıp görsellerde bakınca koca Atlas ve cezasının etkileyici hikayesi bu heykelle bozulmuştu bir an için... (New York'ta gördüğüm Atlas heykelinden sonra bu olmadı)

    Kitabın içeriğine gelecek olursak adından da belli olduğu üzere başlık başlık, günlere bölerek okunabilecek bir kitap ki ben öyle okudum. (Her gün Gezegenler Kılavuzu'ndan bir gezegen bu kitaptan da iki bilim insanı okumuştum) Kitabı iki kısma ayırabiliriz. İlk kısımda yazar 45 sayfada bilimin ne olup ne olmadığını ve bilimsel düşünme yöntemini anlatmış. İkinci kısımda da Arşimed'den başlayarak Heisenberg'e kadar 26 bilim insanından farklı yönleriyle bahsetmiş. (26 bilim insanını şöyle yazalım: Arşimed, Öklid, Eratosthenes, da Vinci, Kopernik, F. Bacon, Galileo, J. Kepler, W. Harvey, R. Boyle, C. Huygens, I. Newton, A. Lavoisier, J. Dalton, M. Faraday, C. Darwin, J. Mendel, L. Pasteur, J. Maxwell, I. Pavlov, M. Curie, M. Planck, E. Rutherford, A. Einstein, N. Bohr, W. Heisenberg)

    Bahsedilen her bilim insanının biraz hayatından, biraz çalışmalarından, biraz yaşadıkları dönemden bahsedilmeye çalışılmış. Her bilim insanından ortalama beş on sayfada bahsedilmeye çalışılmış -kitabı cep boy baskıdan okuduğumu hatırlatayım. Bazı bilim insanları yaptıkları çalışmalarla bazıları verdikleri mücadelelerle ve bazıları da bilim çalışmaları sırasında hayatlarında karşılarına çıkan zorluklarla öne çıkmış. Kısa kısa doğdukları aile yapısı, gördükleri öğrenim, çevreleri ile bilime olan katkıları anlatılmaya çalışılmış. Güzel olan bir diğer nokta da farklı alanlardaki bilim insanlarından bahsedilmiş olması. Tabii ki ağırlık genelde fizikte ama başka alanlardaki bilim insanlarından bahsedilmesi kitabı çeşitlendirmiş.

    Şöyle bir bakıldığında kitabın yüzeysel olduğu anlaşılıyor ama kitap hazırlandığı amaca uygun. Yazar sonsözde şunları yazmış: "... Kitabın dar çerçevesinde bu iki konuda verilen açıklamaların yeterli olduğu söylenemez, kuşkusuz. Özellikle bilim adamlarının yaşam serüvenlerine yönelik betimlemelerin çoğu kez yüzeysel değinmelerden ileri geçmediği açıktır. Ne var ki, bu yetersizliğin olumlu bir sonucu da düşünülebilir. Okuyucuyu daha doyurucu açıklamalar için başka kaynaklara başvurma, yeni arayışlara girme gereksinimi duyabilir. Bu olasılık gerçeğe dönüştüğü ölçüde yazar emeğini değerlendirilmiş sayacaktır."

    Bilim insanlarına şöyle bir göz atmak, belli bir kapsayıcı eser olarak bulundurmak veya başlangıç yapmak isterseniz ben de öneririm kitabı. Yazarın dediği gibi yeni arayışlara girme gereksinimi uyandırabilecek nitelikte bir kitap. Dili bazı yerlerde zorlayıcı geldi bana. Bunun sebebi biraz bahsi geçen bilim insanın çalışmasındaki zorluktandı. Ama bu zorluk benim için sadece bir iki yer olmakla sınırlı kaldı. Kitap iyiydi. Bilim meraklılarına, bilim insanlarının hayatlarına şöyle bir bakmak isteyenlere, özellikle bu kişilerin nasıl bir yaşam sürdürdüğü ve neler yaptıklarını görmek, okumak isteyenlere tekrar öneririm... İyi okumalar.
  • 208 syf.
    ·İnceledi·8/10
  • 260 syf.
    ·8/10
    Kitabın içeriğinden bahsetmeden önce neden böyle uzun bir inceleme ekleme gereği duyduğumu yazacağım. Bu kısım için daha önceki incelemelerimde belirttiğim gibi "bu kısmı atlayabilirsiniz" türünden bir şey demiyorum çünkü kitap ve içeriğiyle bağlı bir kısım olacak. Yine de sadece içerik hakkında bir şeyler okumak isteyen olursa "KİTABIN İÇERİĞİ VE YAPISI" yazılı başlıktan itibaren okuyabilirler.

    Gezegenler hakkında bir kitap okumak bize ne katabilir gibi aklı başında görünen sorular olduğu gibi astronot veya bilim adamı mısın da bu kitabı okuyorsun şeklinde sorulan ve dalga geçtiğini zanneden, kendi önemli sorularının cevabını bulan bazı kişiler için verilecek cevaplar var. (Kendilerine önemli görünen bazı sorular şunlar: tuttuğu takımın maç kazanıp kazanmadığı, burcunda ne yazdığı, hangi ünlü kişinin ne giydiği veya kimin kimle tartıştığı...)

    Öncelikle bizim gibi boyu iki metreyi zor gören bir türün kendisi için oldukça büyük gelen bu gezegen, atmosferinin dışında kendisini bir toz zerresi konumuna düşürecek bir evrenin içinde bulunuyor. Dünyamızdan dışarı çıkıp önce Güneş Sistemi'ne baktığımızda -ki kitap bunu sayısal verilerle gösteriyor, gezegen olarak varlığımız, diğer gezegenler gibi farklı tonlarda ve yoğunlukta renkler bulunan, Güneş çevresini belli bir sürede kat eden sıradan bir gezegen olarak görünüyor (üzerinde yaşam olduğu istisnasını saymazsak). Güneş Sistemi ise onun dışına çıkıldığı zaman içindeki gazlar, asteroidler, yıldızlar ve diğer parçalar gibi yine belli bir merkez etrafında -ama bu sefer kolları olan bir dönüş içinde kayboluyor. Olağan dönüşüyle var olan Güneş Sistemi işte bu kolları olan Samanyolu Galaksisi'nde. Devam ettiğimizde de galaksimizin evrende diğer astreoidler, doğan-ölen yıldızlar, gezegenlerle dolanan olağan galaksilerden biri olduğunu görüyoruz...

    Her ne kadar sayıları buraya tahmini olarak belirlendiği haliyle yazmasam da (milyon, milyar ve trilyon kilometreler, ışık yılları) bu koca evrenin varlığı birkaç soruyu akıllara getiriyor. Bu koca evrende bizden başka bir yaşam var mı sorusu ilk akla gelen ve en merak uyandıran, üzerine çokça yazıp çizilen sorulardan biri. Bu soruyla bağlantılı olarak şunlar da sorulmaktadır: Yaşam nasıl başladı? Başka yaşam formalarının varlığı olanaklı mı, olanaklıysa nasıldır? Başka bir gezegende bizim yaşam koşullarımız var mı? Evrende yalnız olup olmadığımız sorusundan ve yaşamla ilgili sorulardan başka bir de evrenin durumu var. Evren nasıl oluştu? Evren kaç yaşında? Evrenin sınırları neler? Ve evrenin bir sonu var mı, varsa nasıl olacak?

    Bu kadar ilgi çekici ve merak uyandırıcı soru var fakat bu sorulara verilen cevaplarda adımlarımızı yeni yeni atmaya başladığımızı bu kitapla birlikte bir defa daha gördüm (kitabın yazıldığı yıldan bu yana yine gelişmeler var fakat onlar da adımlarımızın dengeli olmaya başladığını ve hızlanmamız gerektiğini gösteriyor).

    Bu kadar küçük olduğumuzu ve şu an için sisli, puslu bir bilinmezlik okyanusu içinde küçük bir salda olduğumuzu görmemiz neyi değiştiriyor peki? Bu kitapla birlikte bir yanıt vermiş mi oluyoruz? Veya ikinci tür soruyu soranların dediği gibi biz bir astronot muyuz? Elbette ki bir kitapla bu tür sorulara cevap vermiş olmuyoruz veya anladıkları şekilde bir astronot da olmuyoruz. Ama bu koca okyanus içinde üzerinde olduğumuz ve giderek zarar verdiğimiz salda bu sorular, astronot olup olmadığımızı kendi soruları kadar merak edenlerin sorularından çok daha büyük bir önem arz ediyor ne yazık ki! Ayrıca böyle bakmayıp farklı bir ilişki kuracak olursak ilgi alanları kişiden kişiye göre değişir. Üstelik bu sorulara verilecek cevaplar onların da hayatını etkileyeceğinden evren hakkındaki sorular daha önemli hale gelmiş oluyor. (Evren ve yaşam hakkındaki sorular üzerine konuşulan bir iki ünlüden çok daha eski ve kapsamlı...)

    Bu tartışma üzerine söylenebilecek daha çok şey, bakılacak çok perspektif var fakat bunları burada kesiyorum. Bu kitap bize bu soruların cevabını vermiyorsa neden okuyoruz sorusunun cevabına gelelim. Kitap, daha üçüncü paragrafta anlattığım dünyamız dışındaki ilk adımla ilgili: Güneş Sistemi ve gezegenler. Matematik ve fizik formüller, kimyasal yapıların çözümlemesi gibi şeylerle uğraşmıyor olabiliriz ama bu durum bu tür hesaplarla uğraşanların neler ortaya koyduklarını okumamıza engel değil. Evren ve yaşam için sorduğumuz sorularda nasıl adımlar atıldı, yapılan çalışmalar neler, gelinen nokta ne? Bu soruların cevabını işte kitaptan biraz da olsa alabiliyorsunuz.

    KİTABIN İÇERİĞİ VE YAPISI

    Kitap sırasıyla ( ilk dört bölümdeki başlıklar şunlar: Gezgin Yıldızlar - Gezegenlerin Doğuşu - Gezegenlerin Hareketleri - Gezegenlere Gönderilen Roketler) Merkür, Venüs, Dünya, Ay, Mars, Küçük Gezegenler, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton'dan bahsediyor. Bu gezegenlerin Güneş'e olan uzaklıkları, eksenel eğiklikleri, uyduları, yapıları gibi bilgilerle beraber bu gezegenler için kimlerin nasıl çalışmalar yaptığı, hangi uzay araçlarının nasıl veriler topladığı kitapta yer alıyor. Bütün bunlardan sonra açılan son iki başlık da şunlar: Gezegenlerin Ötesinde - Gezegenlerde Hayat. Son olarak belirtilen altı ek var ve bu eklerde derli toplu ve biraz daha ayrıntılı sayısal veriler var.

    Kitabın dili için iyi olduğunu söyleyebilirim. Çevirisi tekrar yapılabilir çünkü bazı kelimeler için yeni ve daha anlaşılır karşılıklar kitabın anlaşılırlığı için iyi olabilir, Yazar kendi çalışmalarından ve gözlemlerinde de ara ara bahsetmiş. Bazı yerlerde yazarın esprili bir dil kullanması iyi olmuş. Gezegenler hakkında şöyle bir bakılabilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

    Kitabın önsözünde yazarın umduğu gibi ben de bir teleskop edinip gezegenleri kendimce izlemek istiyorum. (Yazar amatör gözlemcilerin öneminden sürekli bahsetmiş ve amatör düzeyde gözlem yapacaklar için de öneriler vermiş) Her ne kadar gezegenlere seyahat yapamasak, onlar hakkında pek bir şey bilmesek-mesela nasıl oluştukları- vegezegenlere gönderilmiş-gönderilecek olan uzay sondaları olsa da onları teleskopla izlemek de ayrı bir keyif verir diye düşünüyorum.

    Kitap bazı yerlerde sıkıcı oldu benim için. Çok teknik şeylerden bahsettiği zaman mesela. Ama her gezegen için 10-20 sayfa ayrıldığını ve çizimlerle/fotoğraflarla desteklendiğini gördüğünüzde bu aşılabilir.

    Son olarak ilgimi ayrı olarak "Gezegenlerde Hayat" başlığındaki kısa yazı çekti. Dünyamızın sonu için çizilen bir senaryo var. Güneş milyarlarca yıldır parlıyor ve uzun bir süre de parlamaya devam edecek. Ama hidrojen yakıtı tükendiği zaman Güneş bir kırmızı deve dönüşecek iç gezegenler büyük olasılıkla parçalanacak şeklinde anlatılmış. Bu sona rağmen bir de bu sonu görüp göremeyeceğimizden bahsedilmiş. Çünkü üzerinde yaşadığımız dünyaya zarar veriyoruz. Ayrıca insan neslinin de kendi arasındaki savaşları da sayarsak zor görünüyor. Bu yüzden evrenin başka yerlerinde neler olduğunu araştırmak önemli. Başka yaşam yerleri ve oraya gidiş... Ömrümüzün on yıllarla ölçülebildiğini düşünürsek bu çok zor görünüyor. Kat edilecek mesafelerin uzunluğunu, gidiş hızını, gidiş sırasındaki yaşam koşullarını şu an eriştiğimiz düzeyimizle düşünürsek olmayacaktır sanırım. Işık bile saniyede 300.000 kilometre hızla ilerliyor. (Işık var olan -bilinen- en hızlı şey ve genel görelilik kuramı ışık hızının geçilemeyeceğini söyler.) Örneğin Güneş ışıkları bize ulaşana kadar 8 dakika geçiyor. Biz aslında her baktığımızda Güneş'in 8 dakika önceki halini görüyoruz... Böylece bitiriyorum...

    İyi bir kitaptı. İyi okumalar.
  • 260 syf.
    ·İnceledi·8/10
  • 174 syf.
    ·8/10
    9 bölümlük, kısa bir zamanda bitirilebilecek bir kitap. Biyoloji alanında hazırlanmış genel nitelikli bir anlatımı var. Aşamalı bir ilerleme ile hayat, enerji döngüsü ve genler anlatılmaya çalışılmış. Kitabın biyoloji dersleri gibi bir niteliği var.

    Kitabı Tübitak baskısından okudum ve beğendim. Tübitak bu kitabı artık basmadığı için başka bir yayından almanız mümkün. En küçük yapı olan hücreden başlıyor kitap. Daha sonraki bölümde genler, DNA, RNA ve proteinler üzerinde duruluyor. Bu konuların devamındaki bölümde yine bu konuların üzerinden devam edilerek DNA'nın yapısı üzerinde duruluyor. Bu bölüm enerji kavramı ile yeni bir bölüme bağlanmış. Enerji başlıklı bölümde enerji üretimi, enerji dönüşümleri ve ATP anlatışmış. Buraya kadar temel kavramlar anlatılmıştı ve bu bölümden sonra DNA aktarımı ve mutasyon kavramı üzerinde duruluyor.

    İlk beş bölümde bunlar anlatıldıktan sonra türlerin çeşitliliği ile evrim konusu üzerinde durulmuş. Evrimin bir amacının olup olmadığı, çevrenin doğal seçme üzerindeki etkisi anlatılmış. Embryogenesis başlıklı sekizinci bölümde hücrenin bir yapı meydana getirmesinde "uzmanlaşma" kavramı anlatılıyor, hücrelerin yapışması ve belli alanlarda uzmanlaşması konusu. Bir hücrenin deri hücresi mi kas hücresi mi olacağı ve bu kararın verildikten sonra potansiyeli olmasına rağmen uzmanlaştığı yerden vazgeçmemesi ilginç. Son bölüme gelindiğinde bilimsel araştırma, bu araştırmalar sırasında karşılaşılan zorluklar, kaynakların araştırmalara yöneltilmesi gibi şeyler anlatıldıktan sonra bilimin yaşamı iyileştirmesine değiniliyor.

    Kitap bana göre kısa ve geçişleri hızlı gibi geldi. Kısa olması her şeyi bir çırpıda bitirebilmeyi sağlıyor ama bu bir yandan da eksik kalan noktalar doğuruyor. Hızlı geçişler ve ilerlemeyle de sıkılmanızı önlüyor. Dinamik bir dili var. Her bölümde açılan başlıklar ve sorulan sorular ele alınan konuyu biraz dağıtmış, bu yönüyle pek iyi değil. Ayrıca kitabın bilimin önemi ve bilime ayrılması gereken kaynaklar gibi konularla bitirilmesi bence çok iyi olmuş. Bilim yoluyla hayatımızı iyi yönde etkileyebilme olanağımız olduğu gibi kötüye çevirme yolunu da seçebileceğimiz (ki biz daha çok kötüye çevirecek şekilde kullanıyoruz) üzerinde durulmuş. Çevremizi, tükettiğimiz kaynakları iyi, etkin ve sürdürülebilir kullanmamız gerektiği konusunda önemli bir çağrı var. Bilimdeki ilerlemelerin siyasi emellerle birilerinin biraz daha kazanç getirmesi uğruna kullanılmamalı.

    Kitaptan kazanabileceğiniz küçüklü büyüklü, geniş ve ayrıntılı bilgiler edinebileceğinizi; aynı zamanda keyifli zaman geçirebileceğinizi düşünüyorum. İyi okumalar.
  • 174 syf.
    ·İnceledi·8/10
  • 162 syf.
    ·5/10
  • 96 syf.
    ·8/10
    Öncelikle bu kitabı bana hediye eden Serap Hocama teşekkür ederim. Hediye ettiği zaman okumaya başlamıştım ama ilk bölümde biraz sıkıldığımdan ve araya başka kitaplar girdiğinden okumayı başka zamana bırakmıştım. Şimdi bitti.

    Kitap (yasa, felsefe, bilgi, doğruluk, düşünme, değer, insan, varlık, toplum ve mutlak) on tartışma başlığından oluşuyor. Daha doğrusu kelimenin tam anlamıyla bir tartışma değil de başlık hakkında kimi düşünür ve ekollerin ne dedikleri bazı sorularla ele alınmış.

    Kitap kısa ve içerik çok da zengin değildi. Başlıklarda tartışılan bazı sorular çok nitelikli sorulardı ama doygun bilgilerin olmadığını söyleyebilirim. Sorulan soruya veya felsefe tarihinde olagelmiş sorunlara nasıl cevaplar verildiği özetlenmiş. Tam güzel bir soruya denk geldiğinizde ve ekollerin cevaplarını görmeye başladığınızda başlık sona eriyor. Bu yönüyle kitaptan yalnızca çeşitli ekol ve düşünür isimlerini bilmekle kalıyorsunuz. Belki kitapta da amaçlanan şey sorulanları göstermek ve kısaca kimin ne dediğini anlatmaya çalışmaktan ibarettir. Önsöze baktığınızda bu yazılanların aslında bir radyo konuşma serisinden derlendiğini ve içeriğinin tamamen halk düzeyinde tutulduğunu görüyorsunuz. "Amaç daha çok, felsefe konusunda tamamen hazırlıksız olan dinleyiciye, kimi sorunlar aracılığıyla, felsefenin ne olduğunu, nesnelerine nasıl yaklaştığını açıklamak." diyor yazar. Son olarak radyoda 27 dakikalık zaman kısıtlaması da başlıkların bu kadar kısa olmasına sebep olmuş ama yine de konuşmanın metnine ulaşmak isteyenler için kitaplaştırılan bu konuşmalara neden çıkarılan kısımlar eklenmemiş veya içerik zenginleştirilmemiş diye sorulabilir.

    Kitapta özellikle "İnsan" ve "Mutlak" başlıklarını beğendim. "Düşünme" ile "Değer" başlıklarında da değinilen bazı noktalar önemliydi. "İnsan" başlığına insanın bir hayvan olduğu ve ikinci olarak eşsiz bir hayvan olduğu ile başlanmış daha sonra insan-hayvan ayrımına gidilmiş. Bu ayrımdan sonra da insanın ölüm bilincinde olduğu ve ölüm sonrası hayatın varlığı sorununa gelinmiş; burada bırakılmış. "Mutlak" başlığında da tanrı fikri ele alınmış ama tanrının varlığı üzerinde durulmamış.

    Kitapta özellikle sevdiğim iki vurgu da (benzer vurgular farklı şekilde anlatılmış) şu oldu: " Felsefenin en önemli işlevlerinden biri, ululamaya ve saçmalamaya karşı ciddi düşünceyi savunmaktan başka bir şey değildir." ve "Çünkü felsefe her türlü tapınçtan, her türlü sınırdan bağımsız olarak, elimizdeki tüm güçle dünyayı açıklamakta kullandığımız insan aklından başka bir şey değildir."

    Son olarak yanlış olduğunu düşündüğüm noktalar da vardı kitapta. Her bölüm genel ve kolay şekilde başlıyor ama ona rağmen sorulanlar yanlış olabiliyordu. "Toplum" başlığında devlet düşüncesinde sorulanlar bence çok yanlıştı. Belki sırf bu tartışmaların olduğunu göstermek için alınmışlardı kitaba ama sözgelimi "demokrasiyle mi yoksa diktatörlükle mi yönetileceğimiz" sorusu yanlıştı. Demokrasi ile monarşi örnek verilebilirdi. Sonra devlet kavramının geçerli olup olmadığı nedense sorulmamıştı. Gereksiz sorulardansa önemli ve kapsamlı soruları göstermeye çalışmak daha iyi olabilirdi. Buna benzer eksik ve yanlış olduğunu düşündüğüm bölümler vardı...

    İyi okumalar.
  • 96 syf.
    ·İnceledi·8/10
  • 142 syf.
    ·8/10
289 okur puanı
11 Haz 2018 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 180 kitap

  • Bilimin Öncüleri
  • Gezegenler Kılavuzu
  • Hayatın Kökleri
  • İkili Sarmal
  • Felsefece Düşünmenin Yolları
  • Eşref Saat
  • Peygamber Efendimizin İzinde
  • Şahmerdan
  • Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları
  • Dünya ve Uzay

Kütüphanesindekiler 179 kitap

  • Bilimin Öncüleri
  • Gezegenler Kılavuzu
  • Hayatın Kökleri
  • İkili Sarmal
  • Eşref Saat
  • Peygamber Efendimizin İzinde
  • Şahmerdan
  • Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları
  • Dünya ve Uzay
  • Sokrates