İki Şehrin Hikâyesi
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi , gelmiş geçmiş en kötü günlerdi ; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık ; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı , umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğrudan cennete gidecektik ya da tam tersi istikamete…
Eserimiz böyle uzun süre hafızalardan silinmeyecek muazzam bir girişe sahip.
Kitap ,Fransız İhtilâli’nin öncesini ve sonrasını iki şehir -Londra ve Paris- ekseninde anlatmaktadır.
Sayfalar ilerledikçe soylu sınıfının bir eli yağda bir eli balda yaşarken, diğer taraftan halkın sefalet içinde yaşamaya çalıştığına ve ezilişine şahit oluyorsunuz. Bu durum artık tahammül edilemez bir seviyeye geldiğinde, halk artık kendi adaletini kendi sağlamaya çalışmakta ve önüne gelen soyluyu giyotinden geçirmektedir. Fakat suçlu ve kötü insanların yanında iyi ve masum insanlar da yanabilmektedir.
Tarihî gerçekliğe dayanan , okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesiydi.Kitabı bitirdiğimizde özgürlük,adalet ve eşitlik kavramlarının önemini daha fazla anlıyorsunuz. Saf sevginin , aşkın, umudun,fedakarlığın, kederin etkileyici bir şekilde anlatıldığı sürükleyici bir eser.
Dönemin ruhunu anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap, içtenlikle tavsiye ederim