Beni burada takip edenler bir Murat Gülsoy hayranı olduğumu elbette bilir.Murat Gülsoy'un yazarlığının yanında eleştirmenliğine ve entellektüel birikimine de hayranım. Bu yüzden seminerlerine katılırım, Ayfer Tunç'la "Diyaloglar" ının sıkı bir takipçisiyim. Kızım onun yaratıcı yazarlık kurslarından çok memnun kaldı kısaca ailecek Murat Gülsoy severiz.
Murat Gülsoy'un her bir romanında ve hikayesinde gerçek-gerçeküstü, rüya, zaman, bilinç- bilinçaltı, bellek kavramları üzerine yoğunlaşır. Bu yönüyle Murat Gülsoy zamanımıza ışınlanmış modern bir Ahmet Hamdi Tanpınar' dır. İzlek bakımında Tanpınar etkisi farkedilse de üslup bakımından özgün, akıcı ve güncel bir yol izlemesi onun geçmişten el alıp kendisine has bir yazım tarzı yarattığının göstergesidir.
Murat Gülsoy'un ufuk açan hikaye kitabı "Belirsiz Bir Anın Kıyısında" kitabını okuduktan sonra kitaba dair bir yazı yazmayı düşündüm ancak @gazeteduvar ' da yazılarını takip ettiğim edebiyat dünyasının yakından tanıdığı Pınar Üretmen' nin şahane yazısı üzerine söylenecek söz bulamadığımdan kitaba dair bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
Murat Gülsoy’un hikayelerinin birinde geçen Georges Seurat’ın “Grande Jatte Adasında Bir Pazar Öğleden Sonrası” tablosudur. Ressamın 1884 yılında yaptığı bu tablo, dönemin bakışını aşan ve bir yenilik getiren noktacılık tekniğinin en iyi örneğidir. Bazıları resimlerimde şiirsellik gördüklerini söyler, bense sadece bilim görüyorum diye eserlerini tarif eden Seurat’ın bu tablosu optik ve algısal yanılsamanın, bakma ile görme arasındaki o hassas ayrımın yanı sıra resim karakterlerinin kompozisyonu ile iletişimsizliğin de dışavurumudur. Bu tabloyu da yukarıda görebilirsiniz.
Hepinize "Grande Jatte Adasında Bir Pazar Öğleden Sonrası” gibi güzel, huzurlu bir pazar diliyorum.