Neden bilmiyorum, şu ana dek hiç inceleme yazmak gelmemişti içimden. Fakat şu an kitabın içimde yarattığı dingin bir huzur hissiyle, bu hisler dağılmadan dilimden dökülenler kalsın istedim.
Kitap hakkında beni en çok sarmalayan şey yeni bitirdiğim şu dakikalarda sanırım dinginliği oldu. Tüm kitap boyunca hiçbir olay olmadığından da değil üstelik, gayet heyecan verici anlarda dahi sanki hep sakin ve birçok duyguyu barındırıp hiçbirini öne çıkarmayan bir ses tonuyla anlatıyordu yazar olan biteni. Kendi iç sesim de buna büründü şu dakikalarda, ve çok huzur verici olduğunu itiraf etmeliyim.
Son sayfayı bitirdiğimde ilk düşündüğüm/fark ettiğim şeylerden birisi karakterin (ve hatta şimdi fark ediyorum ki tüm karakterler için geçerli bu) ismini bilmediğim oldu. Zaten karakteri bir şekilde etiketlemek hep olanaksız oldu okuduğum süre boyunca. Ne heyecanlı diyebilirim, ne de yaşamdan zevk almayan. Hiçbir şekilde etiketleyemediğim bu karakterin ismini hiç bilmemiş olmam şaşırtıcı mı ki? Belki de hiç değildir. Asıl ilginç olan, kitabı bitirene dek bu eksikliğin farkına bile varmamam, bir isme ihtiyaç bile duymamış olmam sanırım. Son derece sıradan hissettiren bu karakter bende hep bir şeylere temas etti, nedir bilmiyorum. Sanki kurgudan öte, bu kişi bir şekilde dünyanın bir ucunda varmış gibi hissettirdi. Çok da yanılası bir düşünce gibi de değil aslında, neden olmasın.
Yazarın diliyle birlikte çevirmene de çok şey borçlu olmalıyım, okurken anlatımdan ne kadar haz aldığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Pek bir şey bildiğimi iddia etmemekle birlikte, bana bu kitap tekil ve şatafatlı cümlelerdense bütüncül ve zengin bir duygu ve zeka barındıran bir tat verdi. Kitapta sanki yazarın tüm deneyimlerini hissediyor gibiydim. Neredeyse hiçbir cümle tek başına çok mutlu, üzgün, umutlu, umutsuz, erotik olmamakla birlikte tüm paragraflar boyunca bunların her birini tattım. Bir şeyleri anlatırken bütünden hiç uzaklaşmamak pek deneyimlediğim bir şey olmasa gerek ki yepyeni bir algı ile tanışmış gibiyim.
Kitap ve karakter hakkında belki de söyleyebileceğim en somut şeylerden birisi kabul etmişlik üzerine örülü olmasıdır, fakat bu teslim olmak değil. Karakter sanki bir şekilde hayatındaki detayları ne kadar iyi yönetirse yönetsin yaşamını kökünden etkileyebilecek şeylere karşı büyük bir kabullenme eğilimindeydi, belki de surlar sebebiyledir.
Kitap sahiden çok güzeldi, yazarın daha birçok kitabını okumak isteğim tekrar bu dingin dünyaya dalma özlemini taşıyacak. Ve bir süre iç sesimin buna bürünecek olması son derece hoşuma gidiyor.