Yıllardır, yaklaşık kitap okumayı alışkanlık edinmeye başladığım zamandan beri aslında Yüzüklerin Efendisini okumayı istiyordum. Çünkü okumayı çok sevdiğim fantastik kitapların çıkış noktası bu kitap aslında. Ve sonunda 21 yaşımda bu şerefe nail oldum. Eminim ki daha önceden okumaya başlasaydım, mükemmel ayrıntılı anlatımının altında ezilip bitiremeden yarım bırakırdım. Bence ne geç, ne de erken okudum bu kitabı; tam vaktinde.
Tabii ki de kitap MÜ-KEM-MEL ötesi bir kitap; her bir detayı, her bir olay örgüsü ince ince düşünülmüş, dokunmuş ve karşımıza kocaman bir Orta Dünya çıkartılmış. Tek bir kuşun bile çok önemli olduğu, bir görevinin olduğu, bir şeyin habercisi olduğu bu kitapta 'kötü'nün k'si bile söz konusu olamaz. Kitap çok yavaş ilerliyor, ama tabii ki bu kadar büyük dünyanın bu kadar büyük bir olayı tabii ki de hemen anlatıp geçmesini bekleyemeyiz. Her bir karakteri, her bir ırkı, her hir taşı ve bunların her birinin öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Tabii ki de uzun olacak. O yüzden aslında ,iyi ki bu yaşıma kadar beklemişim, diyorum aslında.
Her neyse, dediğim gibi kitap bazı kısımlarında yavaş akarken bazı yerlerinde çok hızlı bir şekilde akabiliyor... Tam anlamıyla bir betimleme kitabı, kafanızda rüzgarın esiş şeklini bile canlandırabilecek bir betimlemeden bahsediyorum. İlk kitabı bitmiş olmasına rağmen daha hiçbir şey başlamamış gibi aslında. Daha yolun çoook başındayım, bunu biliyorum. Ve ikinci kitaba da hemen başlıyorum. GELİYORUM ORTA DÜNYA daha bitireli 2 saat olmadı ama olsun... Yüzüklerin Efendisi - Yüzük KardeşliğiJ. R. R. Tolkien