·688 syf.····Okunma: 04 Aralık 2022 00:00 Turgut Özakman kitabın önsözünde şöyle diyor: “Hazır olduğumu sanarak başladım. Epeyce de yazdım ama sürdüremedim. Hazırlığımın yeterli olmadığını anladım. Kendini o siperlerde yatmış, o ateş altında kalmış, yüzüme kan sıçramış gibi hissetmiyor, Çanakkale’yi yaşamıyordum.Diriliş’i yazarken bazı şehitlerin omuzbaşımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu. Bu nedenle de her satırı, bu duygunun etkisi altında, yanlış olmaması, yanlış anlamaya yol açmaması için birçok kez elden ve gözden geçirdim.”
İşte bu duyguyla kitap yazarsanız o kitabın vermek istediğini duyguyu almamanız neredeyse mümkün değildir. Peki gerçekten söylediği gibi Çanakkale’yi yaşıyor musunuz? Aslında isterse yaşatırdı diyorum. Ama bunun için birkaç cilt kitap yazması gerekirdi. Çünkü Çanakkale’nin tek kitapla anlatılmasının mümkün olmadığını kendisi de söylüyor. Çanakkale savaşları 10 aydan fazla sürüyor ve savaş içinde onlarca savaş var. Neredeyse her savaşın farklı kitaplarda anlatıldığını görmüşsünüzdür. O yüzden bu kitap bir özet niteliğindedir.
Kitapta beni rahatsız eden, kitabın anlam bütünlüğünü bozan karakterler ve bu karakterlere hikayeler yazılması olmuş. Savaşın en önemli anlarında belki de okuyucuyu savaşla boğmak istemediği için bu karakterlere anlamsız bir geçiş oluyor. Ayrıca kadınların başkaldırısı ve çarşaftan kurtulmaya çalışmaları da bence kitabın gereksiz ayrıntılarından olmuş.
Son olarak Liman VonSanders’e çok yüklenmiş yazar. Onun yüzünden binlerce şehit ve yaralı verdiğimiz söyleniyor. Bu konuda emin olamadım. Başka kaynaklardan savaşı okumak gerekir. Aldığım notları aşağıda paylaşıyorum. Uzun olacak.
Dip not: Kitap bittikten sonra notları mutlaka okuyun. Çok önemli ayrıntılar var. Notlar 100 sayfadan fazla:)
Asteğmen, subay vekili demekmiş. Nazırlar kurulu toplantı kararında, Almanya’ya iki kişi gönderip zaman kazanılacak, donanma tatbikatı için Karadeniz’e çıkarsa savaşa yol açabilecek her türlü halden kesinlikle kaçınacaktı. Fakat Enver Paşa haini, gizli bir yazılı emirle Alman donanma komutanına “Vaziyeti müsait bulduğunuz anda Rus filosuna hücum ediniz. Savaşmaya başlamadan önce size verdiğim gizli emri açınız.” Diyor.ö
27. alay 3. Tabur takım komutanlarından asteğmen Mucip Kemalyeri’nin anı defterinden(Türk askeriyle ilgili çok önemli tespit):
“Köylü, askere düzgün yürümeyi, hele koşmayı bilmeden geliyor. Görünüşleri hiç güven vermiyor. Okuma yazma bilen yok. Şaşılacak kadar bilgisizler. Çünkü devlet bu talihsizleri ancak asker ihtiyacı olunca hatırlıyor. Kafaları hurafe doluydu. Dinimizin güzel kurallarını açıklayarak kafalarını hurafelerden temizledik. Milletimizin büyüklüğünü, tarihimizin zenginliğini anlattık. Çoğu, vatan, Türkiye, millet, sancak, bağımsızlık gibi sözcükleri ilk kez duydu, ne olduklarını öğrendi. Günümüz kurallarına göre savaşmayı da öğrettik…”
Cemal paşa Mısır’a gitmeden önce, Mısır’ı İngilizlerin elinden kurtaracaklarını söylüyor. Böylece gizli Süveyş kanalı seferini önceden İngilizlere duyurmuş oldu??? Baskın için Süveyş kıyısına vardıkları zaman İngilizlerin saldırıya karşı hazırlıklı olduklarını görünce şaşıracaktı.
Albay vonKress, Almanya’nın Şam konsolosuyla konuşuyor: “ Süveyş kanalı seferinin başarısız olacağından eminim. Buna rağmen Türklerle İngilizler arasında kan dökülmesini istiyorum. Kan dökülünce Türkler aramızdaki anlaşmaya daha sıkı sarılacaktır. İngilizleri ve Rusları oyalamaları için Türklere ihtiyacımız var.”
Enver paşa iti Sarıkamış’a saldıracak birliği denetlerken, “Askerler! Ayağınızda çarığınız, sırtınızda paltonuz olmadığını gördüm.” demesine rağmen askerlerin o soğukta ölüme gönderiyor. Bu yolculukta susuzluğunu bastırmak için kar yiyenler daha çok susuyor, ayakları donmasın diye ağaca çıkanlar ağaçlarda donup ölecekler.
Mustafa Kemal, Bulgaristan’dan gelip Liman paşayla görüştüğü esnada Liman paşa Bulgarların ne zaman gireceklerini soruyor. Mustafa Kemal, girmeyecekleri söylüyor. Neden diye sorulunca Almanların savaşı kaybedeceklerini söylüyor.
Mondros’ta düşman gemileri toplanmaya başladığı zaman önlem olarak padişah ve büyük yöneticilerin Anadolu’ya kaçması planlanmış. Hatta Eskişehir padişah için uygun görülmüş.
Alman Merten paşa, Cevat paşaya Nusrat mayın gemisinin mayın döşeyeceği yere mayın dökmesini ilk o söylemiş. Mayınlama işlemi 8 martta yani ana saldırıdan 10 gün önce yapılıyor. Söylenildiği gibi 1 gün önce değil.
Conkbayırında Mustafa Kemal, mermisi bitmiş askerin geri çekildiğini görünce süngü takıp yere yatırttı. Bunu gören düşman da aynısını yapmayıp ilerlese tarihin akışı değişirdi. Pınariçi köyünde 3000 askere karşı 200 kişiyle savunulmuş.
Liman paşa, esas çıkarmanın Saros’a yapılacağını düşündüğü için gerçek çıkarma bölgelerine yardıma asker göndermedi. Bu yüzden ileride çok kayıp vereceğiz. 3. Kolordu fena sıkıştığı için sürekli takviye istemiş. Liman paşa konuyla ilgili Weber paşaya asker göndermesi için emir veriyor lakin Weber asker göndermiyor.
77 alay, 1. Tabur askerleri savaştan kaçmış. Sanırım bunlar Arap taburu.
Weber paşa, Liman paşanın yolladığı son ve kesin bir emirden sonra eğitimi yetersiz 64 alayı yola çıkartıyor. Ordu bastırınca hiç acele etmeden bir alay daha yola çıkarıyor. Bu da kolordunun Çanakkale iskelesine en uzaktaki alayıydı. 33. Alay. Bilerek ağırdan alıyor?
Seddülbahir köyü savaşını İngiliz resmi harp tarihi bir efsane gibi anlatmış.
27 nisanda 64 alay hala cepheye gelememişti. Yani savaşın 3. Günü! Liman paşanın “esnek” savunma sistemi çökmüştü.
Kurmay başkanı Fahrettin Bey, direniş için yeterli asker olmadığını ve savaşın kötü duruma gittiğini görünce Esat paşadan, direk başkomutanlığa durumu aktarmasını istedi. Esat paşa, Liman paşaya ayıp olmasın diye bu raporu çok zor imzaladı ve bir kopyasını ona göndertti. Başkomutanlık boşta duran iki tümenin hemen cepheye gitmesini emretti.
Gecikince ne oluyor bir örnek vereyim. Toprağa gömülmüş Anzak kolordusuna, 100 den fazla makineli tüfeğe ve filonun 255 topuna taarruz etmek zorunda kalıyorsunuz.
Albay vonSodenstern 15. Tümenin beklenmemesini, tümenin birlikleri geldikçe savaşa katılmalarını emretti. Parça parça savaşa katılmak? Yorumsuz…
7. tümen ve 15. Tümenin araziyi bilmemesi ve karanlık yüzünden birbiriyle çatılıp hayli kayıp vermişler.
Bu hatalı kararlar yüzünden 15. Tümen nüfusu yarı yarıya azalmış. 11000 zaiyat verilmiş.
İntepe’de düşman uçaklarını kandırmak için bir gerçek top varmış bir de sahte. Düşmanın ateş edeceği anlaşılınca sahte topları çıkarıyorlar ve bunlar vuruluyor. Bu durumda uçaklar tam isabet diye işaret veriyor. Belli bir süre sonra bizimkiler gerçek topla meydana çıkıyormuş:)
Alçıtepe’de 180 kişilik birlik 4-5000 kişilik İngiliz birliğini durduruyor.
Anzaklara, görünmeden Türkleri izleyebilmeleri ve vurabilmeleri için siper periskopu verilmiş.
Arıburnu savaşlarının anısı olarak savaş esnasında Mustafa Kemal’e, padişah adına bir altın liyakat muharebe madalyası veriliyor.
E-11 İngiliz denizaltısı gemilerimizden birini vuruyor. 250 şehit ve 7000 top mermisi sulara gömülüyor. Vuramasa çok şey değişir.
Türk kesin nişancıları siperden çıkarak ateş ediyordu. Karşı tarafta aynalı tüfek vardı ve siperden çıkmadan ateş edebiliyorlardı. Ali Demirel adlı erimiz bu tüfeği görünce aynısından yapabileceğini söylüyor ve yapıyor da. Ondan sonra birçok askeri daha rahat indirmeye başlamışız.
Araziyi hiç bilmeden Enver iti sürekli taarruz edilmesini istiyor. Komutanlar itiraz edemiyorlar tabi. Bu durumu gören binbaşı Eggert, Liman paşaya durumu aktarıyor ve taarruz 24 saat duruyor. İşte komutanın bir savaşı ya da hayatların boşa harcanmasını engellediğini görüyoruz.
Sığındere savaşlarında çok zaiyat verilince yarılı ve şehitleri toplamak için ateşkes yapmayı teklif ediyoruz. Lakin İngiliz general Hamilton bunu kabul etmiyor ve şehitleri gaz döktürüp yaktırıyor.
Savaş esnasında 300 kişilik bir Yunan birliği de var ki kağıt üstünde Yunanistan’la savaşmıyoruz.
Mustafa Kemal, Esat paşaya düşmanın nereye çıkarma yapacağını söylüyor fakat Esat iti onunla dalga geçen bir cevap veriyor. Belli bir süre sonra düşman, Mustafa Kemal’in tam söylediği yerden ana saldırısını başlatıyor.
Conkbayırında durum gittikçe kötüleşince kurmaylar cephenin Mustafa Kemal’e verilmesi için baskı yapıyorlar.Esat paşa yiğitliğe bok sürdürmek istemiyor ama ısrar sonucu Liman Paşaya durumu bildiriyor. Sonuçta bölgenin savunmasını vermedikleri kişiye koskoca bir orduyu emanet etmek zorunda kalıyorlar. Mustafa Kemal bu savaşa üç aydır cepheden ayrılmayan tek tümen komutanı ve 3 gündür uyumayan birisi olarak katılıyor.
Bu savaşta Mustafa Kemal’in göğsüne mermi parçası geliyor ve saati parçalıyor.
O kadar kayıptan sonra general Hamilton hala, Lord Kitchener’in 95bin asker göndereceğini düşünüp boğazı geçeceğini zannediyor. Görevden alınıyor tabi.
Mustafa Kemal, İtilaf ordusunun çekileceğini düşünüyor ve taarruz etmek istiyor. Enver iti ve Liman paşa bunu kabul etmiyor. Sonuçta İtilaf ordusu tek kayıp vermeden çekilmeyi başarıyor. Mustafa Kemal istifa ediyor. İstifayı Liman paşa sağlık iznine çeviriyor.
Cumhuriyet başlangıcındaki okuma yazma oranı erkeklerde %7, kadınlarda % 04 müş.
Osmanlı, Anadoluya demir yolu döşememiş. Var olanları hep yabancılar yapmış.
1915 yılında İstanbul nüfusu, 1125000 idi. 615 bin Türk, 515 bin azınlık. 65 bin Yahudi, 70000 Levanten ve Avrupalı, 180 bin Ermeni, 200 bin Rum.
Bazı yabancı kitaplarda Türklerin 2. Bir saldırıya dayanamayacağı yazıyormuş. Fakat Türkler elindeki cephanenin 3’te birini harcadığı için 2, hatta 3. Saldırıyı da göğüsleyebilirlerdi.
Liman paşanın esnek savunma planını uygulaması savaşın uzamasına neden oldu. Çünkü ilk çıkan birlikleri hemen temizleyemedik ve böylece karaya çıkabildiler. Bazı kişiler bu durumu Liman paşanın bilerek yaptığını ve İtilaf ordusunu oyalamak için yaptığını söylüyor. Mantıklı olabilir?
Yüzbaşı dr Şerafettin Bey, iki gün ara vermeksizin 500 yaralıyı ameliyat etmiş!
2. tümenin 5. Alayında 2000 askere karşı 700 tüfek varmış. Geri kalanlar şehit ya da yaralıların tüfeklerini alıyormuş…
İtilaf devletleri Çanakkale’yi boşaltırken tek kayıp vermeden 135200 askerini tahliye etti.