fakat müzeyyen bu derin bir tutku. evet ama tek taraflı ve sapıkça bir tutku.bence kitabı çok iyi özetliyor bu iki cümle. kitaptaki baş kahramanımız yazar ve aslında yazdığı hikayede farkında olmadan müzeyyen ile olan ilişkisini anlatıyor. adam kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor ama bence hep gidici kadınları seviyor. bu gidicilikler bir mecburiyet gibi duruyor. o da bu gidicilikler giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp ona ihanet etmemek için kendine ihanet ediyor. O aslında bir hikayeye iki kişinin yetebileceğini düşünerek yanılıyor. unuttuğu şey şu ki tutku ne kadar büyük olursa olsun iki lanetli bir sayı ve asla kendine yetmez hep üçe koşar. ben kitabı gelen olarak sevdim, kolay okunuyor bazen yazar kendine kendine mi konuşuyor etrafındakilerle mi anlaşılmıyor ama bu benim çok hoşuma gitti. okumakta tereddüt edenler varsa şans verilebilir bir kitap kategorisinde bence.