Tam bir ziyafet tadında okudum Sezai Karakoç’un bu eserini. Okurken neredeyse her satırının altını çiziyorsunuz. Oruca hiç bu gözle bakmamıştım diyorsunuz. Ruhu şad olsun, haberdar olsun inşallah. Rabbim bu güzel hizmetini ve hayrını kabul eylesin. Ne güzel ardında hoş bir sada bırakmak, ne güzel ardından güzel sözlerle anılmak…
Kitabın ismi bile tek başına özetliyor sanki içindeki deryayı. Oruç, ruhun ziyafeti çünkü. Ruhun manen yükselişi, gökyüzünde açılan envai çeşit sofralarda misafir edilişi. Bu kitabın tam da şu günlerde, dünyanın her yerinde ramazana hazırlık adına evlerin ve hatta sokakların süslendiği bir döneme denk gelmesi çok manidar oldu benim için. Çünkü Samanyolunda Ziyafet, 1960’lardan itibaren yazılmış ve yazarın çocukluğu dahil yaşadığı dönemin ramazan aylarının ruhunu anlatıyor. Oruç o kadar güzel tasvirlerle adeta ete kemiğe bürünüyor ki kitapta, orucu bir emir olmasaydı da tutardı insanoğlu, tutmalıydı, diye düşündürüyor okuyucuya. Çünkü o kadar önemli, o kadar kıymetli. Bir yıl boyunca yorulan ruhu ve bedeni temizliyor…Tıpkı kitabın ilk yazısında, “Betonları Kıran Oruç” başlığında anlatıldığı gibi:
“Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir yani yeni yapılmış hale getirilirse; bir ruh da yılda bir kere böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması yeniden yapılması, sıva, boya ve badanaların tazelenmesi ile Müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhi canlılık ve hareketi, yükselme ve ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç demek ki bir noktadan bakılınca ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor.”
İşte bizler de yani 21. yy Müslümanları olarak evlerin ve şehirlerin süslenmesine bu zaviyeden bakabiliriz ama aynı özeni ruhumuz için de gösterdiğimiz takdirde. Yani her şey sadece şekil ve dıştan ibaret kalırsa, o dışın güzelliği içte karşılık bulmazsa, belki hemen değil ama seneler sonra ramazan sadece evlerin ve sokakların süslendiği bir aydan ibaret hale gelir, Allah korusun. Her şeyde denge vesselam.
Belki üzerine bir kitap bile yazılabilecek olan, üstadın şu cümleleri ile yalnız bırakıyorum sizi ve kendimi:
"Siz ramazanı ne kadar değerlendirirseniz, kendinizi o kadar değerlendirmiş olursunuz. Oruç ve onun sürekliliği olan ramazan, kendimizi gerçek kendimiz yapmak için Allah'ın bize lütfettiği mucize bir nimettir."
Ne mutlu yaratılış gayesini bulanlara ne mutlu kendini gerçek kendi yapabilenlere…
balkandays.blogspot.com/2023/03/samanyo...