Elif Atabaş

https://balkandays.blogspot.com/2023/01/filistin-tantura.html
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
Bir an için düşünün… Sabah uyandığınızda doğduğunuz evi, yaşadığınız ve hayran olduğunuz şehri terk etmek zorunda kalıyorsunuz. Üstelik yanınıza hiçbir şey alamadan. Nereye gittiğini bilmediğiniz o gemiye binerken de yol kenarında öldürülmüş birçok cesetin içinde babanızı ve iki abinizi görüyorsunuz. Daha dilinizin düğümü çözülüp, annenize gördüğünüzü anlatmaya çalışırken, annenizin çoktan gördüğünü ama görmemezlikten gelerek, senelerce babanız ile abilerinizin Mısır’a kaçtığını anlatacağı o bitmeyen hikâyeyi dinlemeye başlıyorsunuz. Halbuki aynı anne bundan çok değil, az bir zaman önce kızının gelin gideceği yer hakkında “Subhanallah kızımı görebilmek için bi memleketten diğerine yolculuk yapacağım?! Zaten yolcuların çoğu İngiliz askeri ve Yahudi yerleşimci, ben o trene nasıl binerim ki! derken, şimdi ise bir gece içerisinde hem eşini hem iki evladını kaybetmiş bir halde, nereye gideceklerini bile bilmedikleri bir yolculuğa çıkmıştı. Evden çıkarken kızına “yağ tenekelerini yüksek bir yere koy, rutubet almasın”, diye tembihledi. Kısa bir süre sonra geri döneceklerdi nasıl olsa! “Daha önce evimizin hayat kapısını asla kapalı görmediğim için çok garibime gitti. Anahtarı bile daha önce görmemiştim: Kilitle yedi kez döndürdüğü, kocaman demir bir anahtar. Sonra onu koynuna koydu…” Tüm Filistinli kadınlar gibi, dönene kadar koynunda taşımaya niyet ettiği ama ne yazık ki ölene kadar orada kalacak ve sonra evlatlara verilecek olan anahtar… 1946 doğumlu Mısırlı akademisyen ve yazar Radva Aşur’un kaleminden gerçek bir hayat hikayesini okuyoruz Tanturalı Kadın romanında. Ketebe yayınlarından çıkan kitabın tercümesini ise Nefise Zehra Kalkancı yapmış. Hayfa’nın güneyinde bir sahil köyüdür Tantura. Bu kadar güzel bir köyden Lübnan’ın mülteci kamplarına uzanan
Tarih
Tanturalı KadınRadva Aşur · Ketebe Yayınevi · 2025752 okunma
Reklam
Dil ve İşgal
Puan vermedi
Bir topluma uzun vadede zarar veren en önemli etkenlerden biri, zamanla ortak değerlerinden ve farklılıkları bir araya getirme potansiyelinden uzaklaştırılmasıdır. Bu çalışmada, İsrail’in 1948’de kurulmasından yıllar önce düşünülen ve tüm engellere rağmen hayata geçirilen İbranicenin kutsal kitap dili olmaktan çıkarılıp günlük hayatta kullanılan bir dil haline getirilmesinden bahsedilecektir. Yahudiler farklı düzenlemelerle yaşadıkları ülkelerin dilini kullandık-ları bir dünyada, “Eliezer Ben-Yehuda” ismindebir genç İbraniceyi konuşulan bir dil yapma sürecine girmiş ve bu genç adamı banker Rothschild ailesi maddi olarak sonuna kadar desteklemiştir. Tüm engellere ve zorluklara rağmen 1922 yılında İbranice Filistin’de resmi dil ilan edilmiş ve ana okullarında zorunlu olmuştur. Çalış-manın amacı; özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan soykırıma seyirci hâle getirilen insanlığın, “tek başıma ne yapabilirim” çıkma-zına, ayrıca insana yatırım yapmanın önemine ve doğru hedefin el-bet bir gün gerçekleşeceğine somut bir örnek vermektir. Böylelikle Yahudi milliyetçiliği olarak özetlenen “Siyonizm” tüm Yahudileri bir arada tutabilecek bir değer olarak, vadedilmiş topraklar üzerin-den dinî saikleri kullanırken, en önemli sacayağı olan ortak dil konusunu 1900’lerin başında halletmiş ve geriye sadece toprak kısmı kalmıştır. sosyalbilimler.com.tr/index.php/disos...
Tarih-Araştırma
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,081 okunma

Elif Atabaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·245 syf.··
Beğendi
·
804 günde okudu
·
2025 11. kitabı
Abraham Maslow
8.2/10 · 1.060 okunma
Yılanı Öldürseler
9/10
·102 syf.··
2025 10. kitabı
balkandays.blogspot.com/2025/05/ylan-ol... Hayatın gerçekleri içinden çok çarpıcı bir eser Yılanı Öldürseler… Bitirdikten sonra uzun müddet etkisinde kaldım. Kısacık bir novella ama bize kökleşmiş yanlış töreler üzerinden kadının sorunlarını göstermekte. Hatta eser Nobel Edebiyat Ödülü için düşünülmüş, fakat bazı farklı nedenlerden dolayı vaz geçilmiş. Çukurova’nın bir köyünde Esme adında bir genç kız Abbas adında bir delikanlıya âşık olur. Abbas Esme’yi üç defa istemesine rağmen, babası onu vermez. Güzelliği dillere destan olan Esme’yi komşu köyden gelen Halil evinden zorla kaçırır ve kendi evine götürür. Böyle çirkin bir adımla başlayan bu evliliğe Esme’nin vereceği tek tepki aylarca konuşmamak olur. Tâki evladı Hasan doğana kadar. Hasan doğduktan sonra başına gelenleri kabullenip hayata tekrar tutunmaya çalışan Esme’nin çilesi burada bitmeyecektir. Bir gün Abbas çıkıp gelir ve eski aşıklar görüşmeye başlar. Buna bir müddet göz yuman Halil sonunda Abbas’ı öldürmek ister. Ama Abbas ondan önce davranır ve Halil’i vurur. Burada dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşan insanların duygularını referans alarak hareket etmelerinin acı hikayesini okuyoruz aslında. Cehaletin özellikle kırsalda hangi boyutlarda olabileceğini gözler önüne sermiş Yaşar Kemal. Şehirlerde yaşanan cahillikleri anlatmayı ise başka yazarlara bırakmış… Yılanı Öldürseler’i okuduktan sonra göğsüme çöken sıkıntıyı Yaşar Kemal’in olabilecek en kötü senaryoyu yazmış olmasına verirken, yazarın şu sözü bu tezimi destekler nitelikte oldu: “Her yazar kendi Çukurova’sını yazar” Bir diğer mesele de “Hortlaklar”. Palto’dan (1842) sonra Yılanı Öldürseler (1970) kitabında da karşıma çıkan “hortlaklar” Palto’da yanlışı yapanın cezasını dünyada çekmesi için kullanılırken,
Edebiyat
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma
Reklam