Elif Atabaş

Dil ve İşgal
Puan vermedi
Bir topluma uzun vadede zarar veren en önemli etkenlerden biri, zamanla ortak değerlerinden ve farklılıkları bir araya getirme potansiyelinden uzaklaştırılmasıdır. Bu çalışmada, İsrail’in 1948’de kurulmasından yıllar önce düşünülen ve tüm engellere rağmen hayata geçirilen İbranicenin kutsal kitap dili olmaktan çıkarılıp günlük hayatta kullanılan bir dil haline getirilmesinden bahsedilecektir. Yahudiler farklı düzenlemelerle yaşadıkları ülkelerin dilini kullandık-ları bir dünyada, “Eliezer Ben-Yehuda” ismindebir genç İbraniceyi konuşulan bir dil yapma sürecine girmiş ve bu genç adamı banker Rothschild ailesi maddi olarak sonuna kadar desteklemiştir. Tüm engellere ve zorluklara rağmen 1922 yılında İbranice Filistin’de resmi dil ilan edilmiş ve ana okullarında zorunlu olmuştur. Çalış-manın amacı; özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan soykırıma seyirci hâle getirilen insanlığın, “tek başıma ne yapabilirim” çıkma-zına, ayrıca insana yatırım yapmanın önemine ve doğru hedefin el-bet bir gün gerçekleşeceğine somut bir örnek vermektir. Böylelikle Yahudi milliyetçiliği olarak özetlenen “Siyonizm” tüm Yahudileri bir arada tutabilecek bir değer olarak, vadedilmiş topraklar üzerin-den dinî saikleri kullanırken, en önemli sacayağı olan ortak dil konusunu 1900’lerin başında halletmiş ve geriye sadece toprak kısmı kalmıştır. sosyalbilimler.com.tr/index.php/disos...
Tarih-Araştırma
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,075 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yılanı Öldürseler
9/10
·102 syf.··
2025 10. kitabı
balkandays.blogspot.com/2025/05/ylan-ol... Hayatın gerçekleri içinden çok çarpıcı bir eser Yılanı Öldürseler… Bitirdikten sonra uzun müddet etkisinde kaldım. Kısacık bir novella ama bize kökleşmiş yanlış töreler üzerinden kadının sorunlarını göstermekte. Hatta eser Nobel Edebiyat Ödülü için düşünülmüş, fakat bazı farklı nedenlerden dolayı vaz geçilmiş. Çukurova’nın bir köyünde Esme adında bir genç kız Abbas adında bir delikanlıya âşık olur. Abbas Esme’yi üç defa istemesine rağmen, babası onu vermez. Güzelliği dillere destan olan Esme’yi komşu köyden gelen Halil evinden zorla kaçırır ve kendi evine götürür. Böyle çirkin bir adımla başlayan bu evliliğe Esme’nin vereceği tek tepki aylarca konuşmamak olur. Tâki evladı Hasan doğana kadar. Hasan doğduktan sonra başına gelenleri kabullenip hayata tekrar tutunmaya çalışan Esme’nin çilesi burada bitmeyecektir. Bir gün Abbas çıkıp gelir ve eski aşıklar görüşmeye başlar. Buna bir müddet göz yuman Halil sonunda Abbas’ı öldürmek ister. Ama Abbas ondan önce davranır ve Halil’i vurur. Burada dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşan insanların duygularını referans alarak hareket etmelerinin acı hikayesini okuyoruz aslında. Cehaletin özellikle kırsalda hangi boyutlarda olabileceğini gözler önüne sermiş Yaşar Kemal. Şehirlerde yaşanan cahillikleri anlatmayı ise başka yazarlara bırakmış… Yılanı Öldürseler’i okuduktan sonra göğsüme çöken sıkıntıyı Yaşar Kemal’in olabilecek en kötü senaryoyu yazmış olmasına verirken, yazarın şu sözü bu tezimi destekler nitelikte oldu: “Her yazar kendi Çukurova’sını yazar” Bir diğer mesele de “Hortlaklar”. Palto’dan (1842) sonra Yılanı Öldürseler (1970) kitabında da karşıma çıkan “hortlaklar” Palto’da yanlışı yapanın cezasını dünyada çekmesi için kullanılırken,
Edebiyat
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
9/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
balkandays.blogspot.com/2025/05/the-ove... En son ne zaman bir kıyafet diktirdiniz ve onun için altı ay boyunca kumaşçı kumaşçı gezdiniz? Yalnız burada yemek takımına uyması için en az altı AVM gezip çay kaşığı aramaktan bahsetmiyorum. Saraybosna’ya geldikten sonra bir gün uyandığımızda çeşmeyi açtık ve su akmıyordu! İnanamadık… Sular nasıl giderdi… Bir zaman sonra gün içinde elektrik gitti ve öylece internetsiz kalakaldık. Kışın ise gaz kesintisi olarak çıktı karşımıza… Zira Ankara’da orta halli bir evde oturmamıza rağmen su depomuz ve jeneratörümüz olduğundan ne de çabuk unutmuştuk bu yokluk hallerini… Palto işte bu unutan yüzümle karşılaştırdı beni… Yokluğu ve sabretmeyi unutan yüzümle…Bu arada az önce yarın sular kesileceği için birkaç kovayı doldurup geldikten sonra yazıma kaldığım yerden devam ediyor olmam da dikkate şayan…Hani şeytan demişti ya Sen bir de elinden her şeyini alınca gör Eyyüb’ün durumunu diye. Ama Eyyüb değildi o aslında, Eyyüb AS’dı ve her şeyi gitmesine rağmen bir an dahi şikâyetlenmedi. Tabi hepimizden bir Eyyüb AS olmamız beklenmiyor çok şükür lakin bu kıssada odaklanmamız gereken kısım içimizde bir Eyyüb AS potansiyeli ile yaratılmış olmamız. Bize düşen de onu bulup olabildiğince açığa çıkarmak olsa gerek. Palto… Ne kadar da bizden bir hikâye kaleme almış Gogol bundan neredeyse iki asır önce. Biz miydik değişmeyen yoksa hikayeler mi? İşini düzgün yapan sıradan bir memur olan Akakij Akakijeviç bir memurun hayal bile edemeyeceği bir şey yapmış, artık kevgire dönen ve dikiş dahi tutmayan paltosunu değiştirerek, yeni bir Palto diktirmeye kalkışmıştı. Lakin soğuktan korumasını beklediği palto, bir gecede tüm hayatını değiştirmiş ve onu soğuktan donmaktan beter etmiştir. Yalnız bu hikâyenin muhtemelen tek güzel tarafı,
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol ·  İlke Kitap · 200846,2bin okunma
İyilik
9/10
·194 syf.··
2025 8. kitabı
Bakara ﴾177﴿ “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır.” Ve bunu başaranlar sıdk ve takva ehli olurlar ya da bunu ancak sıdk ve takva ehli olanlar başarabilir… Matematikteki çift yönlü ok gibi… Sonucunu ancak yaşayarak ve hayatımızda uygulayarak görebileceğimiz bir denklem… Üstelik ayetin Arapçası da çok manidar. Önce iyiliğin ne olmadığını söylüyor Rabbimiz: İyilik yani Birr yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir, diyor. Tıpkı La İlahe İllallah derken olumsuzla başlamamız gibi. Demek ki insan ilk önce neyi istemediğini, hayatta kendisini nerede görmek istemediğini, kimlerle beraber olmak istemediğini, nerelerde vaktini geçirmemesi gerektiğini, nerede ve kimlerle ölmek istemediğini bilecek… Önce bahçenin ayrık otlarını ayıklaması gerekiyor insanın. Ardından ise bahçesine sırayla hangi çiçekleri ekmesi gerektiğine karar verecek. İşte kitabımız da bu çiçeklere insanın saf akıl ve vicdan ile karar vermesinin eksik hatta bazen yanlış olduğunu söylüyor. Bunun için bahçeyi bizden çok daha iyi bilen, toprağının yapısını, konumunu, ne kadar güneş alıp almadığını, dolayısıyla deneyip yanılmak için çok da vaktin olmadığı bu ekimde, hakiki kaynağın; ayetin başında geçtiği üzere Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman olduğunu söylüyor. Buralardan beslenerek bahçesine tohum eken bizlere; bu tohumların yeşermesi için
Edebiyat
İyiler Yalnız DeğildirFatma Bayram · TK Yayınları · 20241,092 okunma
İnsanoğlu
Puan vermedi·74 syf.··
2023 75. kitabı
İlk ay “Franz Kafka’nın namı diğer “Dönüşüm” kitabını okuduk. Çok önceleri Almancasından okuduğum bu eseri bir kez de Türkçe olarak dinledim ve yine çok etkilendim. Kitapla birlikte ise “Babam ve Oğlum” filmini tekrar izledik. Ne kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Ne öğrendim derseniz: “Farklı olana verilecek ilk tepki en kolay olanıdır. Konfor alanından çıkmadan reddedersiniz, olur biter. Ama asıl olan ve tabi olması gereken bu değildir. Bugün A’yı reddedersiniz belki yarın karşınıza B çıkar. İmtihandan alınması gereken ders alınmadığı müddetçe tekrar etmeye devam edecektir. Tamam, kabullendim ve mücadele edeceğim dediğiniz zaman da artık çok geç olmuş olabilir…” balkandays.blogspot.com/2025/04/the-dea...
Edebiyat
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma