Bakara ﴾177﴿ “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır.”
Ve bunu başaranlar sıdk ve takva ehli olurlar ya da bunu ancak sıdk ve takva ehli olanlar başarabilir… Matematikteki çift yönlü ok gibi… Sonucunu ancak yaşayarak ve hayatımızda uygulayarak görebileceğimiz bir denklem…
Üstelik ayetin Arapçası da çok manidar. Önce iyiliğin ne olmadığını söylüyor Rabbimiz: İyilik yani Birr yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir, diyor. Tıpkı La İlahe İllallah derken olumsuzla başlamamız gibi. Demek ki insan ilk önce neyi istemediğini, hayatta kendisini nerede görmek istemediğini, kimlerle beraber olmak istemediğini, nerelerde vaktini geçirmemesi gerektiğini, nerede ve kimlerle ölmek istemediğini bilecek… Önce bahçenin ayrık otlarını ayıklaması gerekiyor insanın. Ardından ise bahçesine sırayla hangi çiçekleri ekmesi gerektiğine karar verecek. İşte kitabımız da bu çiçeklere insanın saf akıl ve vicdan ile karar vermesinin eksik hatta bazen yanlış olduğunu söylüyor. Bunun için bahçeyi bizden çok daha iyi bilen, toprağının yapısını, konumunu, ne kadar güneş alıp almadığını, dolayısıyla deneyip yanılmak için çok da vaktin olmadığı bu ekimde, hakiki kaynağın; ayetin başında geçtiği üzere Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman olduğunu söylüyor. Buralardan beslenerek bahçesine tohum eken bizlere; bu tohumların yeşermesi için