·237 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Mart 2023 13:12 Kitabı gibi, yazarın hayatı da ilginç. Henüz 4 yaşındayken Fransız paraşütçü Leon Valentin'in bir gösterisi sırasında ölümüne tanık olmuş. Daha o yaşta bu olay kendisinde epey bir iz bırakmış olacak ki, ileride yazacağı öykülerde Valenti'i tasvir etmiş.
Kitabı aldığımda polisiye ve fantezi öğelerin birleştirilmiş olması, barındırdığı karanlık ve ilginç atmosferinden ötürü okumak için sabırsızlanıyordum.
Psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip, yakışıklı bir adam olan Aaron Boone, Dr. Decker'ın verdiği ilaçlarla kendini yatıştırmaktadır. Bir terapi seansında Doktorun kendisine gösterdiği cinayet fotoğrafları sayesinde bir katil olduğunu fark eder, daha doğrusu öyle zanneder. Yatırıldığı hastanede bir akıl hastası sayesinde ''Midian''ın varlığını keşfeder. Midian, haritalarda bulunamayan, ne cennet ne de cehenneme ait olanların, birtakım doğaüstü güçlere sahip ölülerin, Shere Neck adındaki kasabanın yanında bulunan Nekropolis (arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isim)'in altında yer alan bir yeraltı dünyasıdır. Bu dünya, sadece ölülere değil, köpek başlı ressamlara, çeşitli aletlerden yapılmış yaratıklar gibi çeşitli varlığa ev sahipliği yapmaktadır ve bu dünya ve kendilerine ''Gece dölü'' diyen yerliler, ''Baphomet'' adında bir vaftizci tarafından yönetilmektedir. Boone, hastanede çıkan kargaşadan istifade Midian'ı bulmak ve oraya yerleşmek için yola çıkar. Ancak polisler tarafından yakalanıp öldürülür, daha sonra ise cesedi kaybolur.
Spoiler olmaması için kitabın konusunu buraya kadar yazdım, umarım iyi aktarabilmişimdir.
Yazarın dili akıcı ve bu da kitabın okunmasını kolay kılıyor. Muhtemelen pek fantastik eser okumadığım için bazı yerleri hayal gücümü zorladı diyebilirim. Bazı fantezi eserlerinde yazarlar, yarattıkları dünyayı daha iyi kavrayabilmemiz için, yarattıkları kurgusal dünyanın kendine has coğrafik, toplumsal hatta dinsel yapısını bizlere aktarır. Bence Barker'da böyle yapmalıydı. Hikayenin sonuna doğru kendimizi Midian'ın içinde bulsak da, yazarın burayı fazla tasvir etmemesinden ötürü hakkında fazla bir şey bilmediğimiz, sadece birtakım doğaüstü güçlere sahip ölülerin ve yaratıkların yaşadığı bir yer olarak aklımızda kalıyor ve bence bu bir fantezi eseri için olumsuz bir durum.
Diğer yandan kitap epik fantezi türünde bir eser. Bu türün tanımına baktığımızda, ''içinde bulunduğumuz birincil dünyadan farklı olan ikincil bir dünyada geçen'' bir tür olduğunu görürüz. Bu kitaptaki hikaye ise, Midian adında farklı bir dünya barındırsa da bizim dünyamız ile aralarında bir köprü olan ve bizim dünyamızda geçen bir hikaye. Fantastik bir kitap ancak epik fantezi türüne ne kadar uygun bilemiyorum.
İlaveten, Midian gibi doğaüstü bir yerin herkes tarafından bilinmesi ve ana karakterimizin sevgilisi Lori'nin, Midian'ı sorduğunda kendisine bakkalı tarif eder gibi hemen tarif edilmesi kitabın diğer eksi yönlerinden. Bana kalırsa böylesi doğaüstü bir yerin herkes tarafından bilinmemesi gerekirdi. Bu durum, fantastik bir esere uymayan bir şey.
Yine de şans verilmesi gereken, ancak herkesin okuyacağı bir stile sahip olmadığını düşündüğüm yazarın, bu kitabı biraz daha uzun tutabilse ve Midian'ı daha detaylı tasarlanmış bir şekilde sunabilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum.