Kitabı gibi, yazarın hayatı da ilginç. Henüz 4 yaşındayken Fransız paraşütçü Leon Valentin'in bir gösterisi sırasında ölümüne tanık olmuş. Daha o yaşta bu olay kendisinde epey bir iz bırakmış olacak ki, ileride yazacağı öykülerde Valenti'i tasvir etmiş.
Kitabı aldığımda polisiye ve fantezi öğelerin birleştirilmiş olması, barındırdığı karanlık ve ilginç atmosferinden ötürü okumak için sabırsızlanıyordum.
Psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip, yakışıklı bir adam olan Aaron Boone, Dr. Decker'ın verdiği ilaçlarla kendini yatıştırmaktadır. Bir terapi seansında Doktorun kendisine gösterdiği cinayet fotoğrafları sayesinde bir katil olduğunu fark eder, daha doğrusu öyle zanneder. Yatırıldığı hastanede bir akıl hastası sayesinde ''Midian''ın varlığını keşfeder. Midian, haritalarda bulunamayan, ne cennet ne de cehenneme ait olanların, birtakım doğaüstü güçlere sahip ölülerin, Shere Neck adındaki kasabanın yanında bulunan Nekropolis (arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isim)'in altında yer alan bir yeraltı dünyasıdır. Bu dünya, sadece ölülere değil, köpek başlı ressamlara, çeşitli aletlerden yapılmış yaratıklar gibi çeşitli varlığa ev sahipliği yapmaktadır ve bu dünya ve kendilerine ''Gece dölü'' diyen yerliler, ''Baphomet'' adında bir vaftizci tarafından yönetilmektedir. Boone, hastanede çıkan kargaşadan istifade Midian'ı bulmak ve oraya yerleşmek için yola çıkar. Ancak polisler tarafından yakalanıp öldürülür, daha sonra ise cesedi kaybolur.
Spoiler olmaması için kitabın konusunu buraya kadar yazdım, umarım iyi aktarabilmişimdir.
Yazarın dili akıcı ve bu da kitabın okunmasını kolay kılıyor. Muhtemelen pek fantastik eser okumadığım için bazı yerleri hayal gücümü zorladı diyebilirim. Bazı fantezi eserlerinde yazarlar,