Merhabalar Sevgili Kitap Dostları
Bugün sizlere @morenayayinevi nden çıkan Yazar Ayla Çelikan Hanımın Kaleminden çıkan Yağmuru Gömdüm Denize adlı tasavvufi bir roman kitabının yorumuyla geldim...
Bu kitabı okurken tüm duygu çakralarınız açık olacak. Niye mi? Çünkü bu kitap bir roman değil bir hayat barındırıyor içinde. Kitabın içinde ilim ile bilimi harmanlayıp beşeri aşktan ilahi aşka doğru yönelişi vurgulayıcı cümlelerle çok güzel anlatmış yazarımız. Bu Kitabın sayfaları çevrilirken zaman zaman sizi düşündürecek, zaman zaman yüzünüze tebessüm yerleştirecek ve birçok zamanda hüzünle karışık bir duyguya büründürecek sizi.
Kitabımızın konusu üç aylıkken izba bir yere bırakılan Oğuz adındaki yetim büyüyen bir gencin hikayesi...
Oğuz üç aylıkken ıssız izba bir yere bırakılıp terkedilmiş(yani ilk başlarda öyle biliyor) sonra onu devriye gezen bir polis farketmiş ve ondan sonra yetişkinliğe kadar yetimhane yurdunda kalıp büyümüş. Sonra da yine kendi çabasıyla çalışıp didinip ev kurmuş ama bu esnada da geçtiği yolları unutmamış ve yetimhanedeki çocukları sık sık ziyarete gider onlarla keyifli vakitler geçirirmiş. Sonra gel zaman git zaman Oğuz bir kahvaltılık alışverişi yapmak için bir markete gider. Aldığı eşyaları kasadan geçirirken iki kadın arasında bir sıra yüzünden münakaşa yaşandığını fark eder ve kadınlardan mavi başörtülü olan kadın öyle zarif, öyle üslubuyla kibar, yüzüyle öyle güzel bir hanımefendiymiş ki Oğuz bu kıza hayranlık dolu bir aşk besler. Oğuz ve Nurcan aynı sokağın insanlarıymış ama bundan habersizlermiş . Sonra Oğuz aynı sokakta oturduklarını farkeder ve hergün pencerede ya da sokakta dört gözle Nurcan'ı görmeyi bekler. Nurcanı gördüğü zamanlar olur ve o zamanlar bir kez daha ona hayranlık duyar ve sonra kendini ve dinini sorgulamaya başlar.
-Allah'ın gönderdiği hak İslam mıydı? Kur'an, gerçekten hak kitap mıydı?
-Kur'an için iki alternatif var : Ya bir insan yazmıştır ya da yaratıcı göndermiştir.
Bilim adamlarının yeni bulduğu buluşlar, bin dört yüz yıl önceki Kur'an'la bire bir örtüşüyor. Zümer Suresi 6.ayette “Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde yarattık” Diyor: Batın duvarı karanlığı, Rahim duvarı karanlığı, Amniyon zarı karanlığı. Biz ise bunu yüzyıllar sonra, ancak ultrasonun gelişmesiyle anlayabildik.
Evet Oğuz Müslümandır ama müslümanlığın gerektirdiği hal ve davranışlardan, islamdan ve İslamın şartlarından oldukça uzaktır. Ama öyle birşey olur ki aşık olduğu kadın dinini öyle güzel yaşarki Oğuzda ona gıpta eder ve İslam dinini en başından sorgulayıp, araştırıp, inceleyerek öğrenmeye başlar. Ve öğrendiklerini hem arkadaşları olan Levent ve Korkuta anlatır hemde uygulamaya çalışarak önce namaz kılmaya başlar.
-...Allah'ı önce tanıyıp sonra sevmek gerekiyormuş,insanların hatası ise tanımadan sevmekmiş, yani suni bir sevgiyle. Oysa insan tanımadan gerçek bir sevgiye ulaşamazdı ki. Önce marifetullah, yani ilim yani Rabbi tanımak sonra muhabbetullah yani Allah'ı sevmek olmalıymış.
Sonra Oğuz bir gün Nurcanın kızkardeşi Mineyi balkonda bebeğini atmak üzereyken görür ve dehşete kapılarak onların kapısına alelacele bir şekilde koşarak gider. Kapıyı Mine açar ve Minenin annesi Nevide Hanım Kapıya gelir
Oğuza buyurun, yanlış mı geldiniz diye sorar ama biranda içerden Anne babama birşey oldu! Baba, babaa..! diye çığlıklar duyan Nevide Hanım içeri koşar. Birinin kalp hastalığı olup kriz geçirdiğini düşünen Oğuz biraz kapıda bekledikten sonra içeri girer ve Nurcanın babası olan Burhan Beyin boğazında birşey kalmış olduğunu görür, ilkyardım eğitimi aldığı aklına gelen Oğuz biraz bekledikten sonra müdahale eder ve Burhan Beyin boğazına kaçan ayva tanesini çıkararak
hayatını kurtarmış olur. Böylece Nurcan ve ailesi Oğuzu, Burhan Beyi kurtarmak için gelen Hızır olarak tanımlarlar böylece Oğuz, Nurcan ve ailesiyle ilk defa yakınlaşmış olur.
Sonra günlerden birgün Oğuz tatlısını alıp işin ciddiyetini anlatmak için Nurcanın evine gitmeye karar verir ama tam Burhan Beylerin kapısının önündeyken Oğuzun hatrı sayılır komşusu Safiye Teyze onu yukarı çağırır ve bir tabak tatlı verir. Nevidenin Kızı Nurcan'ın bugün tatlısını yedik de ben yiyemem dediysem de ısrarla tabağa koydular. Ben de sana getirdim dedi. İşte o anda Oğuzun tüm dünyası başına yıkılır ve tabakla beraber kendisi de yere çakılır.
-Peki sizce Nurcanın evlenmeye karar verdiği kişi doğru kişi midir?
-Peki ya bundan sonra Oğuz hayatına nasıl devam edecektir?
-Oğuz birdaha Nurcan ile karşılabilecek mi, ya da karşılaşırlarsa ona olan duygularını ona anlatabilecek midir?
-Bundan sonra Oğuz ile Nurcanın akıbeti nasıl olacak dersiniz)?
-Oğuz, onu terkettiğini düşündüğü annesiyle tekrar karşılaşabilecek midir?
Bir de romanda Köysüz, Sevda Hanım, Menderes, Kezban, Levent, Korkut, İlyas, Nadir Bey, Selime Hanım, Mine, Sinan, Müdür Yardımcısı Seyfi, Ali Fuat gibi birçok kişinin hayat hikayelerinin anlatıldığı , ruhunuzda, zihninizde sizi manevi huzura ulaştıracak harika bir kurgu okuyacaksınız.
Her bir sayfasını büyük bir heyecan ve zevkle çevirdiğim bu harika eseri tüm kitapsever dostlarımın okumasını istiyor ve %100 tavsiye ediyorum.
Yazarımızın Emeğine, Kalemine, Yüreğine Sağlık. Dilerim Kalemi Daim Okuyucusu Bol Olsun.
Sonraki kitap yorumlarında görüşmek dileğiyle... Kitaplar Işığınız Olsun