Simenon polisiyeleri, önsözde Yiğit Bener'in de vurguladığı gibi, diğer polisiyerlerden farklıdır. Simenon'un ünlü karakteri komiser Maigret, bu anlamda ne Conan Doyle'un Sherlock Holmes'u gibi ince ve dağnık ipuçlarının dahice ve sıradışı bir şekilde bir araya getirir, ne de Agatha Christie'nin Hercule Poirot'su gibi beyninin gri hücrelerine güvenir. O sadece bekler, katili bıkıp usandırana kadar bekler. Sorularla köşeye sıkıştırır bazen evet, ama bu, öncelikli amacını gizlemez: Katilin psikolojisini tahrip etmek, onun bu uzun süreli suskunluklarda açık vermesini, yıpranmasını sağlamak..
Konusuna gelirsek... Komiser Maigret, şüpheli hareketleri olan biriyle trenden atlar. Kovalamaca esnasında vurulur. Hastaneye, oradan da bir otel odasına alınır. Bu odada dinlenmeye çekildiği sırada, çevresindekileri olaya dair kendisine bilgi taşımakla görevlendirir. Mesela ormanlık alanın krokisi, şehrin haritası, o gün kendisine yardım edenlere dair bilgi.. Bir deliden şüphe edilmektedir.. Ama ya kasten bu işin delilik işi olduğunu vurgulayıp kendisini yanıltıyorlarsa? Belki de öldürülen kurbanların kalbine sokulan şiş hikayesi gerçek değildir.. Ya da bu sonradan yapılmaktadır.. Peki ama neden? Buna benzer yüzlerce soru, şaşırtıcı hikayeler. Katilin yeniden harekete geçmesi.. Yeni kurbanların seçilmesi.. İnsanların kurban edilmesinin önlenmeye çalışılması.. Ve komiser Maigret'nin soruşturmayı yattığı yerden ustaca yönetmesi, sonuca ulaşması.. Sürpriz bir final..
Güzel bir Simenon kitabıydı. Çeviren kişi, Yiğit Bener'in babası, Erhan Bener. Yine bir usta işi çeviri. Ama öylesine demiyorum usta işi diye.. Hakikaten bir 'ustanın işi'.
Simenon'un 'Ustaların Türkçesiyle' alt başlıklı kitap serisine devam.. Bu sayede hem güzel bir Simenon kitabı okunmakta, hem de edebiyatımızdaki bir ustanın çevirisinden -denebilir ki üslubundan- keyif alınmakta..