Ama ben bu hikâyeyi güzel olsun diye değil, anlatmaya değer bulduğum için yazıyorum.
Maya hayatının amacını gerçekleştiriyorken bu sözler dökülmüştü zihninden. Nazilerin korkunç faşizmi , hayatın kurnaz insanları , dünyanın habis yüzü , Struma olayı , Ermeni olayları , Antakyalı Ali kitap zihnime ilmek ilmek işlenen bölümleriyle beni delip geçti. Maya bir anda hayatına giren Profesör Maximillian Wagner ile yaşamaya başlamış ve onun verdiği bir amaçla hayatı tatmıştı Profesör seksen yedi yaşında bir adamdı ölümün kokusunu üstünde taşıyan adam bir kadına hayatı sunmuştu. Bu sayede üç kadın daha yaşam bulmuştu. Onun sayesinde öğrendiği aile kökeni onun sayesinde arasının düzeldiği oğlu onun sayesinde nefes almayı öğrenişi profesör onun benliğini sarsıp geçmişti. Maya ne yaptı peki ? Bu soruyu sormak tâbi ki utanç vericidir okuyan için Maya profesörün hayatını huzurlu bir şekilde bitirmesini sağladı , gerek Şile'de son nefesini verecekken gerek Pera Palas'ta uyurken gerek Boston'da bir hastane odasında. Kitabın bir bölümünde İlyas-ı Habır'ın hikayesi anlatılıyor bu bölümü okuduktan sonra şunu sormak isterim. Bizim mezarımızda yazacak sayı kaç olacak ? 52 yi geçebilecek miyiz acaba. En iyisi sayıdan çok bizi , ruhumuzu veya küllerimizi taşıyacak bir insan tanımak gerekir. Her Wagner'e bir Maya gerekir.
Serenad für Nadia !
( Bu kitabı hediye ederek bu kusursuz hikayeyle tanışmama vesile olan biricik sevgilime teşekkürlerimi sunuyorum. )
SerenadZülfü Livaneli