Bu kitabı keşfim Ayrıntı Yayınevi yeraltı edebiyatı dizisindeki kitapları incelemem esnasında oldu. Kitabın ismi ilgimi çekmiş, Nirvana grubunun Where Did You Sleep Last Night? şarkısı ile bir bağlantısı olup olmadığını merak etmiştim. Konusuna baktığımda ise nokta atışı olduğunu fark edince heyecanlanmıştım. Hele ki kitabın isminin en sevdiğim şarkılardan birinden alması, beni kitabı okunacaklar listeme almaya itti. Kitabın elime ulaşması ve okumaya başlayış sürecimde de heyecanımdan bir şey yitirmemiştim. Kitap ilk etapta fena gelmemiş(Kurt Cobain'e olan sempatim gözümü kararttı herhalde.) ancak okudukça hayal kırıklığım giderek artmıştı. Zira bir kitap ancak bu kadar boş olabilirdi.
Kitabın konusuna gelecek olursak, eser(!?!) efsane Nirvana grubunun vokalisti Kurt Cobain'in ölümünden sonra tekrar dünyada gözünü açışını ve yaşadığı tutkulu, tuhaf bir aşk ilişkisi üzerine.
Nirvana grubu 1987 yılında kurulmuş ve sadece 7 senecik kısa bir süre içerisinde müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmış, albüm satışları rekorlar kırarak müzik piyasasını alt-üst etmişti. Nirvana müzik dünyasına Grunge Rock gibi yeni bir akım getirmiş, Smells Like Teen Spirit şarkısı çeyrek yüzyılın en iyi şarkısı seçilmişti. Kurt Cobain şarkıları, çılgın sahne şovları(elektrosunu konuştururken gitarını sağa sola vurarak parçalamak, yerde yuvarlanarak solo atmak, amfiye kafa atmak gibi...) karizması, doğallığı, başarısı ve vurucu şarkı sözleriyle kısa vadede gönülleri fethetmişti. Etkilemeyi başardığı naçizane dinleyicilerinden birisi de bendim. Lise yıllarımdan beri aktif olarak dinler, dinledikçe de o zamanlardaki tadı hala alabilmekteyim. Şimdi bunları niye anlatıyorum?
Kitapta sevgili Kurt Cobainimiz bir tür reenkarnasyon sonucu dünyaya geri gelmiş ve bu yeni hayatında, yeni bir isimle yeni bir aşka yelken açmıştır. Buraya kadar tamam. Ancak kitap neredeyse 400'e yakın sayfa içerisinde üzerine ilginç hiçbir şey katamamış, aksine hikayeyi katletmiş maalesef. Kitapta edebiyatın kırıntısına bile rastlanmıyor. Kurguda Kurt, vıcık vıcık bir liseli aşkı yaşıyor, hayatını amaçsız bir şekilde sürdürüyor, derinlikten zerre nasibini almamış bir keş olarak saçma sapan eylemlere imza atıyor. Kurt Cobain'in intihar etmeden evvel bunalımda olduğu ve uyuşturucu kullandığı bilinen bir gerçek. Ancak takdir edersiniz ki sanatta kalite tesadüf değildir. Sanatın ana harcı yoğun duygulardır. İyi bir sanat eseri de ancak yetenekli ve donanımlı bir sanatçının elinden çıkabilir. İyi bir eser ortaya koyabilmek için derinlik, yaşanmışlık ve yoğun duygulara ihtiyaç vardır. Sanatta yükseklere bir göz attığımızda karşımıza çıkan isimlere dikkat edip biyografilerini okuduğumuzda ya da eserlerini deneyimleyip orada sarf ettikleri sözlere ve barındırdıkları anlamlara da yoğunlaştığımızda da bunu rahatlıkla görebiliriz. Gelin görün ki söz konusu kitaptaki hikaye bir kurgu da olsa Kurt'ümüzde ne bir derinlik, ne bir yaşanmışlık, ne de bir anlam arayışının esamesi okunmamakta. Bir anda sebepsizce triplere giriyor, kendini uyuşturucuya veriyor, şiddete yöneliyor, kısacası bir ergen gibi hareket edip derine battıkça batıyor... Ama neyi neden yaptığına dair kimsenin(bence yazar da dahil) hiçbir fikri yok. Sevgilisi ise Kurt'ten bin beter vaziyette... Müziğine gelecek olursak nasıl ve ne şekilde olduğu yine belli olmayan bir biçimde kendini tekrardan zirvede buluyor. Ama bunun nasıl olduğuna dair biz okurların ilginçtir ki yine bir fikri yok. Olay örgüsüne gelecek olursak da olayların ilerleyişi rüya sekansları, kabus anıları gibi bir dizin..
Rahmetli Cobain öbür tarafta bu kitabın bilincindeyse muhtemelen aklına geldikçe küplere biniyordur. Bu denli başarılı ve etkili bir sanatçı, ancak bu kadar boş ve kötü bir şekilde kurgu malzemesi edilebilirdi. Kitabın tek iyi yanı yer yer güzel ve kaliteli şarkılardan alıntılar yapması.
Okumayın, okutturmayın.
Kitabın ismini aldığı şarkıyı da şöylece bırakıveriyorum, kitapla ve müzikle kalın:
youtube.com/watch?v=hEMm7gx...