Bayıldığım bir kitap!
10/10
·109 syf.··
2023 15. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 16:07
(SPOİLER) Oyunlarla Yaşayanlar, Oğuz Atay'ın tek tiyatro eseri. Bir çırpıda da okunuyor. Ben kitaba tam anlamıyla bayıldım. Bitmesini hiç istemedim. Ben severim tebessüm ettiren ama aynı zamanda düşündüren, hafiften kafa karıştıran, farklı farklı açılardan baktıran kitapları. Mesela bir yorum gördüm. Demiş ki, "Acaba Coşkun gerçekten emekli bir tarih öğretmeni miydi yoksa tarih öğretmenini canlandıran bir tiyatrocu muydu?" Olabilir mi acaba diye düşünmedim değil. Bu da bizi kitaptan bir alıntıya götürüyor: "Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor, hiç anlamıyorum." Başta Coşkun olmak üzere birçok karakteri sevdim. Coşkun'u sevmeyenler mutlaka vardır. Çünkü bakıldığında karısını aldatan bir adam ve bu noktada kendisini ben de savunmuyorum. Benim sevdiğim noktalar hayata bakış açısı, düşünce tarzı ve faydalı bir şeyler üretme çabası. Sesini duyurmak istiyor. Ve bunu da oyunları aracılığıyla yapmaya çalışıyor. Bir taraftan kararsızlığını da görüyoruz çünkü yazdığı oyunların sonunu nasıl getireceğini bir türlü bilemiyor. Ayrıca yazdığı karakterlerle de duygusal bağ kuruyor. Demem o ki Coşkun gerçekten de oyunlarla yaşayan bir karakter. Sonra, Saffet de oldukça eğlenceli ve hazırcevap bir karakter. Özellikle Servet ve Coşkun'la olan diyaloglarını okumak çok keyifliydi. Saadet Nine'ye çok gülmekle beraber acıdım da. Sürekli Cemil Paşa'nın geldiğini sanması, Ümit'in onu üzmemek için Cemil Paşa kılığına girmesi, diğerlerinin ortamı bozmayıp bu oyunu devam ettirmesi trajikomikti. Hoşuma giden birkaç küçük detay oldu. En sevdiğim kısımlardan biri yan rolleri aynı kişi oynadığı için Coşkun'un sürekli bu durumu ima etmesiydi. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bir şiirine atıf vardı. "Bir şairimizin çok yerinde olarak belirttikleri gibi, ne içindeyiz zamanın, ne de tam dışında; ya da bunun gibi bir şey işte." Ayrıca Atay, bu kitaptan birkaç yıl sonra yazacağı kitaba belki fark etmeden belki de gayet farkında olarak "Kendini tehlikeli oyunlardan koru!" diyerek atıfta bulunmuş. Kitabın sonunda Coşkun'un ölmesini hiç beklemiyordum ama çarpıcı bir son olması bakımından gerekliydi diye düşünüyorum. Sadece yapmak istediklerini yapamadığı için bir burukluk hissettim. Ama kitapta kendisinin de dediği gibi Coşkun hiçbir şeyin sonunu iyi getiremez. İster oyunları olsun ister kendi hayatı. Zaten hayatı gibi ölümü de bir oyundan farksızdı. Ölüm döşeğindeyken yaptığı konuşma çok etkileyiciydi. Kitabın son cümlesini ise çok sevdim. Hem Coşkun'un oyununun hem de kitabın bittiğini belirtiyor gibiydi. "Oyun bitti, seyirciyi selamlayacağız."
Edebiyat
Oyunlarla YaşayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202011,6bin okunma
·
145 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.