Şimdi buraya mükemmel olmayan bir inceleme yazacağım. Ama zaten ne mükemmeldir ki... Bu kitap da öyle. Mükemmel olmaması, onun en önemli özelliği bence... Bazı hikâyeler, anlatılar, söylenceler vardır; biri size onları aktardığında bir burukluk duyarsınız. Hüzün olamamış bir burukluk... "Hayır, bunun böyle olmaması lazım, bir yanlışlık var..." diyebilirsiniz. Hatta karşı çıkabilirsiniz. Ama içten içe de bilirsiniz ki; bütün bunlar zaten böyle anlatılmak istenmiştir. Güzelliği buradadır.
Yazarın Açlık kitabını okurken sıkılmıştım ama bittiğinde üzülmüştüm. Ayrıca o zaman da yukarıda anlattığım o "burukluğu" hissetmiştim. Bu kitapta da böyle oldu. Bir sonuca mı varmanız gerek; kitabı en iyi anlatan alıntıyı yorumlara ekleyeceğim. Ama benden söylemesi, bir sonuca varmamıza gerek yok...
"Sen herşeyini verdin, herşeyini verdin sen, kendini hiç zorlamadan, çünkü gerçek hayatın memnun mutlu çocuğuydun sen. Ama benden bakışlarını bile esirgeyen ötekiler, benim bütün düşüncelerime sahip çıkabiliyorlar. Niçin?"