Gönderi

7/10
·320 syf.··
2023 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 11:16
Önsözünde bahsedildiği gibi; Türk dilinin nice güzelliklerini, üstünlüklerini, inceliklerini, ahengini, ne kadar asil ve büyük bir milletin dili oluşundaki göğüs kabartıcı yücelikleri bu kitapta toplamaya çalıştıkları dile getiriliyor. Ve bize de Türk dilinin korunması ve yaşatılması gerektiğini çok net şekilde vurguluyor. Türkçenin nereye gittiğini görmek isteyenler için okunabilecek kaynaklardandır. Türk milletinin üç kıta üzerinde imparatorluk kurduğu gibi Türkçede imparatorluk kurmuştur. Sayılı bazı diller gibi Türkçede imparatorluk dilidir. Her dil imparatorluk dili olmaz çünkü her millet imparatorluk kuramaz. İmparatorluk dilleri hâkim oldukları topraklardan nasıl vergi, baç, mahsuller alırsa kelimede alır. Aldıkları bu kelimeleri de millîleştirerek kendi kelimelerini yaparlar. Bütün kelimeler milli olamaz ama onun mimarisi ve sesi mutlaka milli olur. Ve imparatorluk dili olan Türkçemiz Özdil olmaz. Türk dilini hor görmek, hakir görmek, terk etmek büyük bir gaflettir. Çünkü onlar Türk malı olmuş, Türk sanatlarıyla işlenmiş, Türk evine girmiş, duygularımızı işlemiş bu kelimeler bizimlerdir. Verilmezler, atılmazlar. Ali Şir Nevai, Kaşgarlı Mahmut, Fahreddin Mubarekşah, Fuzuli, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Ömer Seyfeddin gibi birçok kişi Türk dili için, nice zorlu şartlar altında hizmet etmiştirler. Ama cehalet bunların hiç Türkçe yazmadıklarını dile getiriyor. Ve Türk dili için bu yapılanları önemsiz görüp Türkçeyi yıkmak için çalışanların önünü açıyorlar. Kitaptaki o güzel söz:” Cehalet, geleceği düşünemez ki.” Kelimeler şunun bunun uydurmasıyla oluşturulmuş boş kelimeler değillerdir. Kelimeler yaratılıp güzelleştirilen, canlı ruhlu ve musikili varlıklardır. Asırların biriktirdiği zengin ve renkli manaları içerir. Türk milletini içinden yıkmak isteyenler önce dilini arkasından dinini devirmek yolundadırlar. Türkçeyi yıkmak ve unutturmak için ne lazımsa onu vakit geçirmeksizin yapıyorlar. Artık Türkiye’de Türkçeyi bulmakta güçlük çekiyor. Türkiye’de dili bilen hatırı sayılır kişi varken lisanımızı ölümsüzleştirmeliyiz. Kendi güzel dilini ziyan eden tek ülke Türkiye’dir. Türkçenin kaderini ne olduğu beli olmayan kişilere bırakırsak sonumuz kaçınılmaz olacaktır. Güneş-Dil teorisi bir hedef değil bir vasıtaydı. Türkçeleşmiş Türkçe bilenecek, dilde yaşayan kelimelere saygı gösterilecekti. Fakat Atatürk’ün ölümünden sonra bu yoldan sapıldı ve uydurulmuş Türkçe ile lisanı çıkarıldı. Biz bunların karşısında durarak Türk dilini saygı ve sevgiyle kendi özellikleriyle yaşatmalıyız. Türk diline hizmet edenleri, edilenleri unutmamalıyız. Türkçe hep yaşayacaktır. Türkçenin Sırları
Edebiyat
Türkçenin SırlarıNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyatı · 20242,911 okunma
·
159 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.