“Herkesten uzakta, savaşçı olarak yetiştirilen bir prenses.
Ülkesinin güvenliği için her şeyi yapmaya gönüllü bir kral.
Lara, gözlerden ırak sürdüğü yaşamı boyunca sadece bir amaç uğruna yaşamıştır: Köprü Krallığı’nı çökerterek köprüyü ele geçirmek. Kız kardeşleri ile çocukluğundan itibaren bunun için eğitim almışlardır. İyi bir eş gibi gözükerek mükemmel bir şekilde casusa dönüşmek için.
Kendi ülkesi Maridrina ve Ithicana arasında barış sağlanmıştır ancak bu anlaşmanın sonucunda Lara, Ithicana Kralı Aren’la evlenmek zorundadır, bu yıllar öncesinden belirlenmiştir. Böylece Lara, köprünün tüm sırlarını çözme ve halkına bu refah yolunu açma amacıyla Ithicana’da yeni ve sahte bir hayat yaşamaya başlar.
Ülkesinin zorlu yaşam şartlarında, köprünün onlara sağladığı faydaları halkı uğruna elinde tutmaya çalışan Aren, aynı zamanda diğer ülkelerle aralarında sonsuza dek sürecek bir barış ortamı yaratmak isteyen hayalperest bir kraldır. Bu sebeple Maridrina’yla yapılan antlaşmaya karşı çıkmaz ve Lara’yı bu barış ortamının ilk adımı olarak görür. Tek problem Lara’ya asla güvenmemesidir.
Bir yanda Maridrina’yı daha rahat bir yaşama kavuşturmak için kendini feda eden Lara; öte yanda güvenli ve huzurlu bir Ithicana için elinden geleni yapan Aren.
İkisi de kendi ülkesi için mücadele ederken bu evliliğin aşkı doğurması mümkün müdür?
Ancak doğru bilinen yanlışlar ortaya döküldükçe amaçların ve inançların değişmesi de kaçınılmaz değil midir?”
Kitaba sıfır beklenti ve sıfır spoilerle başladım. TEK KELİMEYLE BAYILDIM. Lara okuduğum en sinsi, güçlü ve zeki kadın karakterlerden biri. Kitap boyunca beni rahatsız eden tek bir hareketi oldu, o da ‘az’ dürüst olması. Onun dışında her zaman ne yapması gerekiyorsa onu yapan biriydi… Aren zaten dünya tatlısı bir karakter. Hem ilişki konusunda, hem ülke yönetme konusunda. Ve yan karakterler… Beni sinirden delirten bir yan karakter olmadığı gibi aşırı bağlandığım bir yan karakter de olmadı fakat yan karakterleri de çok güzeldi.
Kurgunun işlenişi ağırdı ve kitap aşırı olaylı değildi. Fakat ben heyecanla okumaya devam ettim. Kurgunun ve dünyanın işlenişini sevdim.
Karışık değildi ve adım adım işleniyordu. Zaten bu yüzden kitap olaylı değildi. Bu yüzden sıkılanlar olmuş fakat ben pek sıkılmadım dediğim gibi. Okuması çok keyifliydi.
Aren’le Lara’nın ilişkisinin ağır ağır gelişmesi, ikisinin de halkını sevmesi çok güzeldi… Resmen birbirlerinin halk aşklarına aşık oldular. Üstelik bunlar olurken aynı zamanda her daim düşmanlar. Sonuçta Lara casus olarak gelmiş bir ‘gelin’. Fakat Kraliçe olarak gördükleri, onun bazı gerçekleri öğrenmesine ve geliş amacını sorgulamasına neden oluyor. Çelişkiler, enemies-to-lovers VE O FİNAL. Serinin devamını deli gibi merak ediyorum. Seri şu an Goodreads’te 6 kitap, 1 ara kitap olarak gözüküyor. Ve gidip İngilizce okumamak için aşırı zor tutuyorum kendimi. İkinci kitapta neler olabileceğini tahmin bile edemiyorum.
Bir puanı Lara işleri eline yüzüne bulaştırdı ve yanlış yalanlar söyledi diye kırıyorum. Yoksa severim kendisini ve kitabı ama hak etti.
9|10