"Kendine olmadık payeler çıkarmak, gereksiz tehlikeleri göze almak demekti. Kendiliğinden olup gitmesi gereken yalın ve güzel bir şeyi bir oyun, bir entrika durumuna düşürmek, ciddi bir şeyi hafife almaktı."
Kitabı bir cümleyle özetleyecek olsam kullanacağım cümle kesinlikle bu olurdu. Kitabımızın ana karakteri Emma, 20 yaşında güzel ve yetenekli bir genç kızdır. Kendisi varlıklı bir ailenin küçük kızıdır ve yaşlı babasıyla birlikte yaşamaktadır. Hayatı olağan akışında ilerlerken Emma, mürebbiyesi Miss Taylor'un evlenmesinden sonra hayatına renk getirmek ister ve kimsesiz Harriet'ı eğitip ona varlıklı ve soylu bir koca bulmak ister. Miss Taylor'un evliliğindeki çöpçatanlık başarısından sonra aynı başarıyı kazanacağını sanan Emma başına öyle dertler açar ki çöpçatanlığa tövbe edecek duruma gelir.
Kitapta kimi zaman Emma'nın arkadaşını ne kadar sevdiğini ve onun mutluluğunu istediğini düşündüm, kimi zaman da Emma'nın kendi hedefleri için zavallı Harriet'ın duygularıyla oynadığını düşündüm. Mr.Elton'un kibar ve zarif bir beyefendiyken birden kaba bir adama dönüşmesi, Emma'ya yaklaşmak için Harriet'a umut vermesi, reddedilince içinden bambaşka biri çıkması kitapta en çok şaşırdığım noktalardan. İnsan birini sevmeyebilir bu çok normal fakat o insanı kendisinin değiştirmeyecek şeylerden dolayı suçlaması çok yanlış, Harriet'ı küçümsemeye hakkı yoktu fakat ilahi adalet tecelli etti ve karısı Harriet'tan bin kat daha avam biri çıktı. Beni şaşırtan diğer bir erkek de Frank oldu. İnsanların öve öve bitiremediği Frank, ailesinden habersiz söylenmiş bir de utanmadan başkalarıyla yakın ilişkiler kuruyor akıl alır gibi değil. Emma Frank'ı affetti ama ben bir türlü affedemeyeceğim galiba :)
Aurası yüksek olduğu için her gittiği yerde dikkat çeken Emma, ayran gönüllü arkadaşı Harriet, alçak Mr.Elton ve varoş karısı, dünya mavi boncuk dağıtma şampiyonu Frank Churchill, buzlar kraliçesi Jane Fairfax, soğuk ve rutubet düşmanı Mr.Woodhouse duygu ve düşünce dünyamı oldukça meşgul etti. Kitapta en çok hoşuma giden şey sonunun güzel bir sonuca bağlanması, tüm karakterlerin mutlu olması ve ucu açık bir konu bırakılmaması oldu.
Bu kitaptan öğrendiğim en önemli ders ise şu oldu; ne yaparsanız yapın çöpçatanlık yapmayın, döner dolaşır çattığınız çöp gelir size batar!
Kitapla ve sevgiyle kalın