Adı:
Emma
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
468
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750708787
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Emma
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Emma
Emma - Stage 4
Emma
Jane Austen, 1815'te, 39 yaşındayken tamamladığı Emma'nın en sevdiği romanı olduğu söyler. Aşk ve Gurur ve Mansfield Parkı gibi romanların yazarının gözbebeğidir Emma. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın "gerçek aşk"ı arayışını anlatan roman, bir yandan insan yaradılışının zayıf yönlerini, bir yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini inceden inceye alaya alır.

Büyük İngiliz şairi Lord Tennyson, Jane Austen'ı, "Shakespeare'den sonra en büyük İngiliz yazarı" diye nitelemişti. Jane Austen külliyatı, Sir Winston Churchill'in başucundan eksik olmazdı. Yapıtları çoktan Dünya Klasikleri arasındaki yerini almış olan Austen günümüzde "İngiliz edebiyatının Mozart'ı" olarak tanınıyor.
Hani bazen hayatın hengamesinden yorulmuşuzdur da, bir tek evimize vardığımızda ruhumuz dinlenir ve deriz ya, " Evimiz bizim cennetimizdir. " diye! İşte böyle anlarda, " Ev de olmak ne güzelmiş! " derim. Ailem ve kitaplarımın arasında sosyal hayatımı azaltarak ama okuduğum kitaplardaki kahramanların eşliğinde yoğunlaştırarak yaşamak ve var olmak.

Dışarıda lapa lapa kar yağarken, sıcacık evimde kitap okuyabilmenin ve zevkine varmanın ayırdında olmak! Hele bir de okuduğum kitaptaki kurgu, kar görüntüleri ile harmanlanmış betimlemeler ile doluysa değmeyin keyfime! Olay örgüsünde anlatılan kahramanlar, benim nazarımda soyut olmaktan çıkıp somut olma yönünde ilerler. Onlar sanki muhitimde yaşayan arkadaşlarım, dostlarımdır. Hayatta yıkılmadan dimdik ayakta durma ve ben daha yaşıyorum, ölmedim dediğim var olma sebebimdirler bir bakıma.

Bazı kitaplar vardır... Okunduktan sonra kişinin benliğinde hiçbir tesir yaratmaz. Yaratmadığı gibi, zamanla tarihin tozlu sayfalarında yok olmaya mahkumdurlar. Ama bazı kitaplar vardır ki; etkin olduğu dönemin üzerinden asırlar geçse de okunulmasını her daim muhafaza eder. Bu da yetmez, okuyan şahsa öyle bir tesir eder ki, mevcut olanı değiştirir ve değişik olanı mevcut kılar. Bir keşfediş yani yeni ufuklara açılan bir kapı gibi, salt insan özündeki var olanı bir kıvılcım ile tutuşturup alevlendirendir.
Okunması kolay ve akıcı bir anlatıma sahip olan Emma, her kesimin zevkle okuması gereken mükemmel bir klasik. Belki süregelen hayatınızı değiştiremez ama hayatınıza bakışınızı, hayata bakışıyla olumlu yönde değiştirebilecek bir yazar, Jane Austen...

Ne zaman yeni bir kitap okumaya başlasam, içimi bir korku seli kaplar. " Ya gereğinden fazla üzülür yada yüreğimde derin hisler duyarsam. " diye hayıflanmaktan geri duramam. Anlayacağınız hazin bir değişikliktir yaşadığım. Haftalar sonra gündelik hayatımın alışılmış akışına dönerim. Tabii ki tek farkla, artık o eski Ben, Ben değilimdir aslında. Benliğimi hem içten, hem de dıştan aydınlatan bir ışımayla devam ederim yaşantıma.

" Erdem kendi,kendinin ödülüdür. " derler ya, her yeni bir eser de, yeni erdemler keşfederim bir bakıma.

Eser erkek hegemonyasının egemen olduğu bir dönemde yaşayan, Emma isimli genç kızımızın hayatı üzerine kurgulanmıştır. İyi ve kötü olaylar karşısında, sağduyulu ve dilinin haddini bilmeyen insanlara verdiği eylem ve içsel tepkileri okumak güzeldi.

Kendi başına buyruk, kendini biraz fazlaca beğenmiş ama iyi yürekli kalbinden de ödün vermemiş bir kahraman var, okurun karşısında. Yanlış yaptığında yaptığının hatalı olduğu ayırdında, duygulu ve hassas. Muhatabı olduğu kişilere, karşı farklı bir tavır sergilese de...

Ne denilebilir ki, değerli okurlar. Mutlaka okumalısınız...
‘’Emma’’, ‘’Gurur ve Önyargı’’dan sonra okuduğum ikinci Jane Austen kitabı oldu. Kendisinin de en sevdiği kitabıymış ‘’Emma’’. Okuduktan sonra sebebini anlamak güç olmadı.

Olaylar dönemin İngiltere’sinde bir taşrada geçiyor. Baş karakterimiz Emma, kibirli, kendini beğenmiş, asil bir kız. Hayatı boyunca el üstünde tutulduğu için de bir hayli şımarık ve istediği her şeyin olabileceğini düşünen bir kişiliğe sahip. Okurken kendisine sinirlenmemek mümkün değil, yani sizlere karaktere gıcık olacağınız garantisini verebilirim. Kaldı ki kitapta Bay Knightley dışında hemen hemen çoğu karaktere tam anlamıyla ısınamadım. Madem konuya karakterlerden giriş yaptım, o zaman söylemek isterim ki kitabın karakterleri o kadar incelikli ve güzel tasvir edilmiş ki canlı kanlı insanlarmış hissiyatıyla okudum. Her karakterin kendine has özellikleri başarılı şekilde anlatılmış. Emma Woodstone, George Knigthley, Harriet Smith, Frank Churchill, Jane Fairfax, Bay Woodstone, Bayan Bates, Bay Elton… Oldukça fazla karakter var kitapta. Kafayı sağlığına takmış ve her şeyi dert edinen, Emma’sını kusursuz bulan Bay Woodstone, fazlasıyla çok konuşan ve kafa ütüleyen ama aslında iyi bir kalbe sahip Bayan Bates ilgi çekici karakterlerden bazıları. Hele bir karakter var ki, bahsetmeden duramayacak olsam da spoiler olabileceği için incelememde yer vermiyorum.

Kitap dönemin İngiltere’sinde sınıf farklılıklarını, evlilik anlayışını ve insan ilişkilerini anlatan bir eser. Öyle bir anlayış var ki kendiniz çalışarak, emek vererek maddi gücünüzü yükselttiğinizde dahi sosyal statü açısından önemli bir mevkiye erişemiyorsunuz. Kendi emeğinle bir yerlere gelmek ne denli takdir edilesi bir durum olsa da dönemin insanları için burun kıvrılacak bir statü oluyor. Kitaptaki karakterlerin çoğunluğunun tek derdi sosyal statüler, evlilikler, balolar, geziler desem çok da yanlış olmaz. Kitapta büyük bir yer kaplayan ve dikkat çekilen diğer bir olgu da kibir. Özellikle kibrin insana neler yaptırabileceği ince bir şekilde işlenmiş.

‘’Gurur ve Önyargı’’yı kötü bir çeviriden okumuştum. Dolayısıyla istediğim gibi bir okuma süreci yaşamamıştım. ‘’Emma’’nın Zeplin Kitap’tan çıkan baskısını okudum ve çevirinin oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Kitapta imla yanlışları fazlaca var. Başlarda tek tük olsa da kitabın sonlarında bayağı artıyor, sanki sıkınılmış da özen gitmiş gibi. Yeni baskılarında bunu düzeltecek olurlarsa gerek çevirisi gerekse kapak tasarımıyla oldukça beğendiğimi söylemeliyim.

Daha önceden Emma’nın mini dizisini izlediğim için aslında kitabın olay akışına hakimdim. Bu okuma sürecime herhangi bir etkide bulunmayıp zevkle okusam da acaba olayların akışını bilmesem bazı olaylara daha çok şaşırır ya da daha büyük bir merakla okur muydum onu merak etmedim değil.

Son olarak ''Emma''yı ''Gurur ve Önyargı''dan daha çok beğendiğimi de söylemek isterim. Umuyorum ki benim Jane Austen okumalarım devam edecek.

Hepinize Jane Austen’ın ‘’Emma’’ romanını tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Makale yazmaktan başımı kaldırıp nihayet kitabımı bitirebildim. Emma, Jane Austen'ın 1800'lü yıllarda yazdığı kitabı. Emma, taşrada yaşayan fakat kendi iç dünyasında fırtınalar kopan genç bir kız. Hayatı boyunca asla evlenmek istemeyip, sürekli birilerini baş göz etme çabasına anlam veremedim.
Kitaptaki Emma oldukça şımarık, insanları sınıflandıran, kibirli bir yapıya sahip; filmde canlandırılan Emma ise tam bir şirinlik abidesi. Mutlu sonla biten bu İngiliz romanını okumak isterseniz bu çeviriyi kesinlikle önermem, çok kötüydü. 18. yüzyıla şöyle bir gidip geldim. İnsanların minnacık şeylerden mutlu olduğu, nezakette cömert davrandığı, tatlı bir hikayeydi.
Austen'ın bu öyküleri kendine ait bir odası olmadan, oturma odasında kaleme aldığını düşününce daha bir değerli oluyor gözümde. Satırlarında sık sık Austen'a yer veren Virginia Woolf'a da selam olsun.
Gurur ve Önyargı'dan sonra okuduğum ikinci Jane Austen kitabı oldu.Emma kitabını daha çok sevdim. Kendisinin de en sevdiği kitabıymış ve ölmeden önce yazdığı son roman .Bir taşra kasabasında üç genç kızın gerçek aşk'ı arayışını anlattırken bir yandan da insan yaradılışının zayıf yönlerini ve 19.yy İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini inceden inceye alaya alır.
Jane Austen taşra hayatını anlatan en iyi yazarlardan şüphesiz. Okurken kendinizi olayın içinde süslü püslü elbiselerle bulmanız çok normal bana genelde öyle oluyor. Emma çok uzun süre elimde kalmış olup aslında bunu hiç hak etmeyen bir kitap. Tamamen vakitsizlikti diyelim. Çöpçatanlık yaparak başına türlü işler açan yanlışlıkları peşi sıra getiren Emmanın tatlı hayatına tanık olmak çok güzeldi.
Bu kitap çoooookkkk uzun zamandır elimde sürünüyordu. Büyük hevesle başlamıştım ama çevirisi beni kitaptan soğuttu. BBC yapımı mini bir dizi uyarlaması var Emma'nın. Çok sevmiştim, hala da ara ara açıp izlerim. Dizideki Emma, çok sevimli ve iyi niyetli bir karakterdi. Fakat kitaptaki Emma, şımarık kızın tekiydi. Hani kötü karakterler vardır, o karakter tokadı yer sizinde içinizin yağları erir. Kitaptaki Emma tokadı yiyince işte aynen böyle hissettim. Halbuki böyle olmamalıydı. Bendeki basım ‎OdaYayınları‬ na ait. Bu basımını yarım bırakıp başka yayınevlerinden çıkmış mı diye araştırma bile yaptım. Kültür Yayınları'ndan çıkmış basımı olaydı, kesin elimdekini yarım bırakırdım ama yoktu. Bendeki izlenim bu yönde, okumaya niyetiniz varsa aklınızın bir köşesinde bulunsun. Klasikler, çok güzel kitaplar aslında. Ama çeviri sizi okumaktan soğutabiliyor maalesef.
Aşk ve Gurur'u okuduktan sonra Jane Austen'ın başka kitaplarını da okumak istedim. Emma'nın Jane Austen'ın ev sevdiği romanı olduğunu öğrenince okumaya başladım. Biraz Spoiler geliyor buradan sonra.

Kitabı okurken dayanamayıp son sayfasına bakmak gibi kötü bir alışkanlığım vardır. Emma'nın evleneceği kişiden emin olduğumu zannederken gerçekten sonu beni şaşırtmayı başardı. Emma'nın karakterini çok fazla beğenmesem de gerçekten okunulması gereken bir kitap.
Emma taşra da yaşayan ama hayalleriyle duygu dünyasıyla icinde firtinalar estiren bir kadin.Sıkışıp kalmisligin acısını bi sekilde disa vurumudur Emma
Başta Jane Austen'ın Emma karakterinin mükemmelliğe yakın tutuşunu yadırgadım. 20 yaşında böylesine güzel, soylu zengin bir kadının başrol olması demek dünyanın gerçeklerini bir kenara atmaktı. Fakat romanın sonunda anladım ki Yazar bu karakter ile okuyucularına kibrin, gururun, kendini beğenmişliğin, zannetmenin nelere yol açabileceğini göstermek için yazmış. Romanın gözümdeki değeri Jane Austen'ın eğelenceli uslubundan dolayı zaten yukarılardayken böylesine güzel bir mesajı bu kadar şaşırtıcı aşk romanı ile anlatabilmesi beni tümden etkiledi.
Roman aynı bir cinayet romanı gibi her bir kanıt sizi zanneden insanlar topluluğuna götürüyor. Sonucunda da her kafadan ayrı ses çıkıyor fakat hakikat çoğu zaman herkesi şaşırtıyor. Özellikle de her karaktere inanan benim gibi okuyucuları... Kim bilebilirdi ki! Ah vah... Kendimi başta kandırılmış hissetsem de, Jane Austen şaşırtıcı sonu bizlere alıştırabilmek için son sayfaları olabildiğince uzatmış. Haliyle ben de bu durumu mutlulukla karşıladım. Bir İngiliz romanı daha mutlulukla sona erdi. Sonsuza kadar mutlu yaşadılar.
Klasik aşk edebiyatı için güzel bir kitap. Arada sıkıcı diyaloglar olmasına rağmen ´Aşk ve Gurur´ filminden sonra takip etmeye başladığım Jane Austen klasiklerinden beklentimi karşılamış bir kitaptır. Tavsiye derim.
SPOİLER!
Kitaba başlamadan önce kitabın yorumlarını çok inceledim kitabın sonuna kadar Emma'nın kime aşık olacağı konusunda büyük bir belirsizlik olduğu yazılmıştı. Bende belirsizlikleri sevmediğimden erkek ana karakteri hemen öğrendim ve bu şekilde okumaya başladım, okudukça bu belirsizliği iyi ki ortadan kaldırmışım diye düşündüm böylelikle her bir karakteri daha detaylı inceleme fırsatım oldu. Kitapta erkek karakterler arasında en gerçekçi karakter mr. Knightley di. Emma'nın mr. Knightley'e aşık olması son sayfalarda bir anda olan birşey değildi. En ince detaylarla yazılmıştı. Emma en fazla mr.Knightley'e değer verdi ve mr.Knightley diğerleri gibi Emma'ya kusursuz olduğu için değil kusurlarını &/a için sevdi. Emma bütün yaptığı hatalarda ve yanılgılarında mr. Knightley'nin düşüncelerine önem verdi. Düşüncelerinde ona karşı en ufacık olumsuz şey Emma'nın kedini sorgulamasına ve kalbini acıtmasına sebep oldu. Jane Austen'ın kalemine alışkın olanlarsa zaten kitabın ilk sayfalarında mr.Knightley nın başrol olduğunu anlamış olmalılar diye düşünüyorum. Çünkü Jane austen erkek karakterini çok göze sokmaz, karakter olarak üstün biridir, mantıklı ve her zaman sevdiği kıza karşı edebi tartışmalar yapar.
Bence en güzel Jane Austen kitabıdır. Emma'nın yaptıkları ve Mr. Knightley kitabın sonun kadar sizi heyecanlandırıyor. Kitabı bende dizisini de izleme merakı uyandırdı. Oldukça beğendim ve tavsiye ederim. Romola Garai tam hayallerdeki Emma :)
Eğer bir kız kendine evlenme öneren bir erkeğe evet mi, hayır mı diyeceğini bilmiyorsa, hayır, demelidir. Öyle ya, dünya evine böyle bocalama, kuşku içinde girilmez. İnsan hiç düşünmeden kabul edebileceği bir erkeği beklemelidir.
Jane Austen
Sayfa 57 - Can
İnsan ruhunun, ilginç durumlardaki kişilere karşı bir yufkalığı vardır. Örneğin, evlenen ya da ölen genç insanların her zaman iyiliği konuşulur.
Jane Austen
Sayfa 170 - Can
Shakespeare, " Gerçek aşkın yolu hiçbir zaman pürüzsüz değildir. " demiş.
Jane Austen
Sayfa 80 - Can
Karşısındakinin gözüne girmek için elinden geleni yapan bir adam bence, üstün nitelikli olup da umursamayan bir adamdan daha çok başarı kazanabilir.
Jane Austen
Sayfa 113 - Can
Kaç çiçek kim bilir sergiler renklerini, gözlerden ırak,
Itırını çöl kumuna açmaya tutsak.

( Thomas Grey'in, " Bir köy Mezarlığında Yazılan Ağıtından.)
Jane Austen
Sayfa 263 - Can
"Bilmiyorum ama saçma şeyler aklı başında bir insan tarafından bilinçli olarak yapılırsa artık pek o kadar da saçma görünmüyor. Kötülük her zaman kötülüktür ya da aptallık her zaman aptallıktır. Ama olayların yorumlanmaları biraz da yapanın kişiliğiyle ilgili galiba."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emma
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
468
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750708787
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Emma
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Emma
Emma - Stage 4
Emma
Jane Austen, 1815'te, 39 yaşındayken tamamladığı Emma'nın en sevdiği romanı olduğu söyler. Aşk ve Gurur ve Mansfield Parkı gibi romanların yazarının gözbebeğidir Emma. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın "gerçek aşk"ı arayışını anlatan roman, bir yandan insan yaradılışının zayıf yönlerini, bir yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini inceden inceye alaya alır.

Büyük İngiliz şairi Lord Tennyson, Jane Austen'ı, "Shakespeare'den sonra en büyük İngiliz yazarı" diye nitelemişti. Jane Austen külliyatı, Sir Winston Churchill'in başucundan eksik olmazdı. Yapıtları çoktan Dünya Klasikleri arasındaki yerini almış olan Austen günümüzde "İngiliz edebiyatının Mozart'ı" olarak tanınıyor.

Kitabı okuyanlar 392 okur

  • Bilge Arslan
  • Aslı
  • Neslihan Kara
  • elife kürtül
  • RvydFtm
  • Sümeyye Zehra
  • Ruken Al
  • Ozge
  • Göksu
  • cahide Yalçın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%33.5
35-44 Yaş
%21.6
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.5
Erkek
%11.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.1 (32)
9
%22.9 (27)
8
%21.2 (25)
7
%17.8 (21)
6
%5.1 (6)
5
%0.8 (1)
4
%1.7 (2)
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları