Adı:
Northanger Manastırı
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053606574
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Northanger Abbey
Çeviri:
Hamdi Koç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Northanger Manastırı
Northanger Manastırı
Northanger Manastırı
Jane Austen (1775-1817): Kırk iki yıllık sade ve gözden uzak yaşantısına karşın yazdıklarıyla İngiliz edebiyat tarihinin bir kült romancısı olmayı başardı.

Eserlerinde sıradan insanların gündelik yaşamını derin bir gözlem gücüyle ele aldı. Taşra hayatını, genç kız masumiyetini ve aile değerlerini zarif olduğu kadar ironik üslubuyla işledi. Güçlü kadın karakterlerin başrolü oynadığı romanlarının tümü sinemaya uyarlandı.

Northanger Manastırı Jane Austen'ın yayımlanmak üzere tamamladığı ilk romanıdır. Yapısal sağlamlığıyla çağdaş eleştirmenlerin de hayranlığını kazanan eser yazarın ölümünden sonra 1817 yılında yayımlandı.
Aşk ve Gurur a göre kurgusunu basit buldum ancak haksızlık etmek istemem yazarın alaycı ve eğlenceli anlatımı sağlam bir olay kurgusu olmamasına rağmen kitabı size okutmayi başarıyor. Zaten Jane Austen e hayranım. Her türlü tavsiye ederim.
Kitabı çok sevdiğimi, puan konusunda ne kadar cimri olduğumu fark eden herkes anlamıştır. İncecik kitabı yoğunluk içinde bu kadar uzun sürede okumak zorunda kalmak biraz üzdü ama alıştım artık günde bir kitap bitirme günlerinin eskide kalışına... Kitap Catherine'in ailesinden ayrılıp tanıdıkları ile gittiği seyahat ve orada edindiği arkadaşlıklar, tecrübeler, kalbinin ilk heyecanı üzerine yazılmış naif bir hikayeyi anlatıyor. Yazarın tespitleri, zaten lisedeyken hayran olduğum kalemine bir kez daha vurulmama yetti. Öyle güzel cümlelerle karışık olayları özetliyor ki hayranlık içinde gülümserken buldum kendimi. Romancıları savunup erkek egosuna gönderme yaptığı yerlere de bayılmadım diyemeyeceğim.
Yine bir Jane Austen klasiği ifadesi sağlam, karakterleri çok yönlü ve derinlikli. Her ne kadar kadın erkek ilişkisini konu ediniyor da olsa aşk romanı değil her romanını severek okuyorum ve içtenlikle tavsiye edebilirim.
Jane Austen’ın yazdığı ilk roman,ilk göz ağrısı.”Gurur ve Önyargı”eseriyle efsaneleşmiş yazarımız “Northanger Manastırı “ yla bizlere bilindik duyguların bilinmeyen yönlerini gösteriyor.
Baş kahramanımız Catherine Morland’ın değişimini hikayenin ilerleyişiyle izliyoruz. Tolstoy’un da dediği gibi “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya şehre bir yabancı gelir.” Catherine de Bath yolculuğuna çıkıyor ve hikaye burada başlıyor. Kahramanımızın Bath’dan Northanger Manastırı’na kadar olan ve burada gelişip kendi evinde son bulan bir kaç ayını okuyoruz.
Benim Jane Austen’da en sevdiğim şey ; yazar günlük hayatı , insanların davranışlarını ve hatta giydikleri kıyafetler bile okuyucuya adeta bir resim çizer gibi göstermesi. Kitap her duyguya değinmiş; aşk,dostluk,aile,nefret,ihanet ve korku hepsi hikayenin içindeydi.
Akıcılığı ve olayların oluş sırası insanı hikayenin içine çekiyor ve maalesef kısa sürede bitiyor. Maalesef diyorum çünkü Jane Austen’ın kitapları bitince insanda buruk bir his bırakıyor.
Seveceğinizi düşünüyorum ve şiddetle tavsiye ediyorum.
Northanger Manastırı, Jane Austen’ın ilk basılan olmasa da ilk yazdığı romanı. Önsözde yazar hatalar yapmış olabileceğini ve bunun için af dilediğini yazmış.

Yazardan okuduğum diğer iki romanına(Aşk ve Gurur ile Emma) göre bu kitabın göze çarpan en önemli farkı, yazarın olaylara yorum yapan bir üçüncü tekil anlatıcıyı kullanması. Diğer iki kitabında böyle bir anlatım hatırlamıyorum ama iki kitabı da okuyalı on seneden fazla olduğu için emin değilim.

Uzun zamandan sonra Jane Austen dünyasına girmek bana çok iyi geldi. Hayattaki en önemli vazifesi iyi bir evlilik yapmak olan kızlar, dans ve balo sahneleri, sizli bizli konuşmalarla flört etmeler gibi dönemi yansıtan detaylar bu kitapta da vardı.
Kitabı elime alınca bırakmak istemedim. Bir günlüğüne 1800’lü yıllar İngiltere’sinde olmak günlük hayattan uzaklaşmak için en güzel yollardan biri.
Austen bu sefer de çok sıradan bir karakterle, genel baş karakterlerden farklı olarak belirgin ve öne çıkan hiçbir özelliği olmayan bir karakterle kaleme almış romanını. Kitaptaki olaylar da karakterin sıradanlığından etkilenmiş ki çarpıcı olaylar ve yan karakterler de yok. Bir yazar için cesurca bir deneme aslında. Ben kitapta en çok yazarın okura seslendiği kısımları sevdim, hem çok şirinlerdi hemde romana güzel bir hava katmış, daha çok olsa dedirtti.
Kitap resmen süründe elimde çok şükür bitirdim bunda Ramazan ayınında etkisi var Aslında bitirebileceğim bir kitap değil çoktan yarım bırakırdım ama inat ettim sanırım Yazarın okuduğum ilk kitabı,bildiğimiz Yeşilçam filmlerini hatırlattı bana arada bir kavak yelleri kimin kiminle olduğu belli değilarada bir yaprak dökümü entrika dolu kitapta bir çok karakter var en sevmediğim Isabelle karakteri oldu seni hiç sevmedim kızım iyi ki senin gibi bir tanıdığım yok parçalardımkitabın sonuna doğru yazar kahramanımız Catherine yi evine yalnızlık ve utanç içinde gönderiyor ve hiç beklenmedik bir olay mutlu sonla bitiyor ne kadar klişe çok beğendim mi hayır ama unutabileceğim bir kitap değil hafızamda yerini aldı
Keyifli bir kitaptı.Bolca sinir bozucu karater barındırması tam da Jane Austen'ın istediği şeydi herhalde.Aptal,ikiyüzlü,yalancı insanlar; kendini akıllı sananlar ve roman okuyanlar.Bu kitapta hepsinden var.İronik eleştirileriyle Jane Austen bildiğimiz gibi.Esas kızımız biraz safça bu sefer fakat dünyanın gerçekleri işte.Zaten klasikleri 'KLASİK' yapan da tam olarak bu değil mi: Çağını aşıp her dönemin gerçeklerini kendine konu edinmek.
Hasılı güzeldi.Okuyunuz.Okutturunuz.
Eylül ayının son kitabı oldu Northanger Manastırı. Jane Austen kalemi ile de ilk tanışmam. Yine geç bir tanışma. Çok keyif aldım. Yazarın kalemi bana çok iyi geldi. Ne kadar yalın ne kadar naif. Karakterleri ayrı bir lezzetli. Hepsi nev-i şahsına münhasır. Yazarın göndermeler, ince dokunuşlar ile süslemiş kitabını.
Konusuna gelirsek; Catherine aile dostları ile Bath' a gider. Orada ilk kez sosyetenin içine karışır, ilk kez kalbi titrer Catherine'in. Daha sonra kitabın ismi de olan Northanger Manastırı'na gider.
Isabella ve John Thorpelar kardeşlerden nefret ettim. Ah Henry ah. Sana bayıldım. Catherine ve Henry'nin kitap sohbetleri okumaya değerdi.
Başka ne diyebilirim ki huzur dolu bir kitaptı. Mutlaka okumalısınız. Keyifli okumalar.
Northanger Manastırı
Jane Austen'in kalemini çok seviyorum. Yaşadığı dönemi objektif bir biçimde harika anlatımıyla bizlere aktarıyor. Okuduğum kitapların da hep aşk vardı. Ancak bildiğimiz aşklardan değil bence hiç biri. Hatta günümüz kitaplarında özellikle Austen kadar saf aşkı yazanı görmedim diyebilirim.
Bu kitabını okumak da biraz zorlansam da sevdim tabiki. İkna kitabını da ikinci kez okuduğum daha çok sevmiştim. Bu kitabı da tekrar okuduğumda daha çok seveceğime eminim.
Tamamladığı ilk kitabı olmasına rağmen kendisi öldükten sonra yayınlanmış bu kitabı.
Catherine Morland'ın hikayesini okuyoruz bu sefer de. Taşralı bir kız olan Morland Bath'a akrabalarının yanına tatile gidiyor. Orada sosyete hayatıyla tanışıp yeni insanlarla iletişim kuruyor. Aralarında hiç sevmediğim insanlar oldu. Isabelle ve abisi gibi... 🤦‍️ Hele abisinin cahillikleri beni bitirdi.
Ama Tilney öyle miydi? Kitaplar üzerine öyle güzel sohbetler ettiler ki okumaya doyamadım o kısımları.
İşin özü Austen okumayı seviyorsanız ya da tanışmak isterseniz tavsiyemdir.
Üzülerek belirtmeliyim ki, Bayan Austen'ın en az beğendiğim kitabı oldu Northanger Manastırı. İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmı oldukça sıkıcı geldi çünkü bana. Ayrıca, kitabın çok küçük ve pek de önemli olmayan bir kısmı Northanger Manastırı'nda geçtiği halde yazarın isim olarak bunu seçmesini de oldukça garip buldum. Jane Austen ile özleştirdiğimiz aşk ve aile ilişkileri bu kitapta da mevcut olsa da, bir "Gurur ve Önyargı" ya da bir "Akıl ve Tutku" değil. Yine de "Emma"yı okuyacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü bu kitabını pek iyi bulmasam da, alanının en iyilerinden biri olduğu su götürmez bir gerçek! Tavsiye ederim. =)
Jane Austen ' in yine o huzur kokan tarafini yine gözle görülür şekilde icimizde hissediyoruz. Ama diger kitaplarindan ziyade bu kitabinda sanirim o donemler de okudugu gotik tarzda yazılmış 'Udolphe' kitanindan etkilendiğini görebiliyoruz. Bende gerçekten hoş ve farklı bir tat bıraktı ve kesinlikle okuyun eger huzuru arıyorsanız ...
+Kitapları seviyor musunuz?
-Doğrusu, başka hiçbir şeyi sevmiyorum.
Jane Austen
Sayfa 107 - Türkiye iş bankası kültür yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Northanger Manastırı
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053606574
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Northanger Abbey
Çeviri:
Hamdi Koç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Northanger Manastırı
Northanger Manastırı
Northanger Manastırı
Jane Austen (1775-1817): Kırk iki yıllık sade ve gözden uzak yaşantısına karşın yazdıklarıyla İngiliz edebiyat tarihinin bir kült romancısı olmayı başardı.

Eserlerinde sıradan insanların gündelik yaşamını derin bir gözlem gücüyle ele aldı. Taşra hayatını, genç kız masumiyetini ve aile değerlerini zarif olduğu kadar ironik üslubuyla işledi. Güçlü kadın karakterlerin başrolü oynadığı romanlarının tümü sinemaya uyarlandı.

Northanger Manastırı Jane Austen'ın yayımlanmak üzere tamamladığı ilk romanıdır. Yapısal sağlamlığıyla çağdaş eleştirmenlerin de hayranlığını kazanan eser yazarın ölümünden sonra 1817 yılında yayımlandı.

Kitabı okuyanlar 179 okur

  • ruzi
  • Tansu Çınar
  • Halide Kılıç
  • ZD
  • Buket KORKMAZ
  • Eda Gürlük
  • Tuğba Dündar
  • Elanur Sarı
  • Selen Kenar
  • Mucerred

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%9.5
18-24 Yaş
%27
25-34 Yaş
%38.1
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%90.7
Erkek
%9.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.9 (7)
9
%11.9 (7)
8
%13.6 (8)
7
%45.8 (27)
6
%10.2 (6)
5
%1.7 (1)
4
%0
3
%1.7 (1)
2
%0
1
%0