Hamdi Koç

Hamdi Koç

YazarÇevirmen
8.4/10
10,3bin Kişi
·
46,9bin
Okunma
·
80
Beğeni
·
7,5bin
Gösterim
Adı:
Hamdi Koç
Unvan:
Türk Yazar ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, Ordu, Türkiye, 1963
Hamdi Koç, (d. 1963) Türk yazar ve çevirmendir Hamdi Koç, 1963'de Ordu`nun Fatsa ilçesinde doğdu. Kabataş Lisesi'nde başladığı lise öğrenimini Şişli Lisesi'nde tamamladı. Bir süre ODTÜ’de okudu, ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Hokka dergisinin yayın kurulunda bulundu. Shakespeare, Faulkner, Beckett ve Joyce’dan çeviriler yaptı. İlk romanı olan Çocuk Ölümü Şarkıları 1992’de yayımlandı.
Zaman, işte. Ona da nihayet belli bir yere kadar güvenebilirsiniz ve o bir yere kadar bir şeyler yapmaya başlamanız gerekir. Ki bir şeyler aldığını sansın. Yoksa ansızın bırakıp gider sizi, boşa harcandığını düşünüp, bıkıp. Aptal zaman. Çıkmazını anlayabiliyorum.
Ey unutulmuş, ey gözden düşmüş ben! tanrıların soytarısı olmuş ben ey! Bu kaçıncı hayal kırıklığıydı, bu kaçıncı aldanış!
Birdenbire dipsiz, karanlık bir uçurumun kıyısında oturuyormuşum gibi oldum. Beni her an uçurumdan aşağı çekebilecek bir şeyle yüz yüze olabileceğimi hissettim.
408 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bazen kırılan güvenin cam parçaları, kırandan çok güveni kırılan insana batar, kanatır.
Bunun en basit örneği tekrar birine güvenememektir. Güveni kırılan insan hayatına insan almaktan korkar, her hareket onlara eski yaşananları çağrıştırır. Adım atarken kontrol etmeden, karşısındaki insanı yeteri kadar tanımadan hareket edemez.

Önyargı çok şey kaybetttirebilir insana lakin bu kavram durduk yere kendi başına şekil alabilen bir duygu değildir. Biri sebebiyet verir ve sebep bir yerde akar yolunu bulur. Unutmayın hiçbir hata tek taraflı şekil almaz. İnsanlar yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludur.

Konuşmak kadar susmak da insana zarar verebilir. Ya da tam tersi...

İnsan doğası herkeste farklı gözlemlenen bir kavramdır. Gurur ve Önyargı, pek çok insanda farklı yolda aynı mevsime konaklama yapıyor.

Mr. & Mrs. Bennet, beş kızları ile yaşamaktadır. Mr. Bennet, kitapları ve okuduğu satırları ile mutlu olabilen asıl bi aile babasıdır. Mrs. Bennet, kızlarını evlendirmek arzusu ile yanıp tutuşan, görgüden nasibini almamış, kızlarını ve kocasını küçük düşürmelere doyamayan bir kadın...
Mr. Bingley' in, Bennet ailesine komşu olması ile olaylar yön bulmaya başlamaktadır. Bu komşuluk Mr. Bingley ile bir çok kişiyi beraberinde getiriyor. Jane ve Elizabeth bu komşuluk ile hayatlarında pek çok değişikliklere uğraşmaktadır. Mr. Bingley gelişi, Bennet damadı Mr. Darcy hayatlarına getiriyor.

Her hikaye ve hayatta olduğu gibi ayrılık ve üzüntü bazı insanların beraberinde hayatımızda yer alabiliyor. Hikâyenin kuralıdır bu; önce mutlu eder ardından hesapsız kitapsız mutsuzluk kavramını tanıtır. "Kurallar çiğnenmek içindir" der çoğu insan.
Ayrılık sonrası beraberlik insana çok şey kaybetttirebilir. Güven, sevgi, saygı bunlardan sadece bir kaçı.
Aynı şeyleri yaşayacağını düşünüp geri dönmeyişler, güven kaybeden insanın aynı acının korkusu ile istese bile geri adım atamaması gurur ile açıklanabilir.

Önyargı kavramı her insanda belli bir yer tutmaktadır. Yet tutan her duygu bir insandan başka insana doğar.

Her giden insan gelen bir insan için boşluk bırakır. Geri dönmek bu yüzden çoğu zaman imkânsız bir boyut kazanır.

İyi okumalar :)
408 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10 puan
Çeviri kitapların da en çok sıkıntı yaşadığım şeylerden birisi içinde fazlaca isim olması. Bu kitapta da o kadar çok isim vardı ki ara ara geri dönüp hangi isim kime ait diye bakmak zorunda kaldım. Bir ara karmaşa ile baş edemeyip isimlere Ayşe Fatma Ahmet Mehmet falan bile yazmayı düşünmedim değil. Çünkü Mr'ler Mrs'ler havada uçuşuyordu.  :》

Her neyseee kitabın konusuna gelince çok süprizli bir şey yok adından da anlaşılacağı üzere Gurur ve Önyargı :D
Kitaba bayıldım, şahanee çok etkisinde kaldım diyemesem de kesinlikle kötü, okumayın diyeceğim türden de bir kitap değildi. Biraz pembe dizi tadında, bolca diyalog içeren, kızlarını zengin koca ile evlendirme derdine düşen Mrs Bennet ve müthiş tespit, iğneleyici tavırları ve zaman zaman bana kahkaha attıran Mr Bennet'in kızlarının balolara katılıp koca bulma maceraları çerçevesinde şekillenmiş bir olay örgüsü var. Çok yoğun bir anlatım olmadığı için başka kitap ile de zaman zaman açıp okunabilecek türden. Ama böyle yaparsanız benim gibi 14 günde bitirirsiniz :D

Merak edip internetten Jane Austen hakkında bir iki şey okumak istedim. İlginç ve bilgilendirici şeylere ulaştım. Şöyleki; kendisi çok mutlu bir hayat yaşamamış. Aşık olduğu kişi kendisinden maddi anlamda yukarıda olduğu için evlenememiş. Daha sonra iyi bir hayat yaşarım diye düşünerek zengin birisinin evlenme teklifini düşünmeden kabul etmiş ama ertesi günü pişman olduğu için vazgeçmiş. Aşk hakkın da tavsiye isteyen yeğenine de kesinlikle aşık olmadan kimseyle evlenmemesi gerektiğini söylemiştir.
Jane, öldüğü zaman aşık olduğu kişi Jane'in mezarını ziyaret etmiştir. Kendisine Jane ile olan aşkını sordukları zaman "çocukça bir şeydi" dese bile evlendiği zaman ilk çocuğuna Jane ismini vermiştir.

Aslında kitabında da bu konuyu işliyor. Hiç bir kadının para ve statü için değil de sadece aşk evliliği yapmalarını istemiştir. Kendisi sevdiği adam ile kavuşamamış olmasına rağmen kitaplarını da genel de mutlu son ile bitirmiş.

*Son olarak bununla alakalı bir bilgi bulamadım ama kurstaki hocam o dönem de kadınların kitap basımlarında kendi isimlerini kullanmayıp  erkek isimleri ile bastıklarını söylemişti. O dönemde ki şartlardan dolayı sanırım...
Doğruluğu hakkında bilgi sahibi olan birisi yoruma ekleyebilir.

Yukarıda Jane Austen hakkında bahsettiğim bilgilerin tamamına ulaşmak için  http://www.thereadingladyy.com/...jane-austen.html?m=1 ziyaret edebilirsiniz.

Filmi de varmış sanırım. Henüz izlemedim ama izlemeyi düşünüyorum. Zira isim karmaşasından atladığım olaylar bile vardır muhtemelen  :D
Okuyalım mı diye soranlara gönül rahatlığı ile okuyun ve sevgi ile kalın diyorum.

^_^
411 syf.
·13 günde·9/10 puan
-Spoiler içermez-
Sizce herkes göründüğü gibi midir? Tanıdıktan sonra sonra ona dair düşüncelerinizi değiştiren kaç insan var? Önyargılarınız yüzünden tanışmadığınız kaç insan var? Peşin hükmünüz yüzünden kaçırdığınız neler var? Peki, önyargısız olsak kaybedeceğimiz ne var?..

Gurur ve Önyargı (Aşk ve Gurur) bir aşk romanı olarak geçen fakat arka planda dönem ve sistem eleştirisi, toplumun kadına verdiği değer, evliliğe atfedilen önem gibi konuları işleyen, bir kadının kaleminden çıkmış, yıllarca okunmuş ve okunmaya devam eden kült eserdir. Yalnızca 42 yıl yaşayan ve hangi hastalıktan hayatını yitirdiğini bilmediğimiz yazarımızın ölmesinden 4 yıl önce yayımlanan bu eser, 1800'lerin İngiltere'sine, dönemin yaşam tarzına, insan ilişkilerine, örf ve adetlerine ışık tutar.

Bennet ailesi beş kız çocuğu ve onların anne babasından oluşan 7 kişilik bir ailedir ki roman da bu ailenin ve hatta 2.çocuk olan Elizabeth'in etrafında şekillenir. Bu sebeple Bennet ailesini tanımak, romanın genel havasına hakim olmak amacıyla gereklidir. Mr. Bennet oldukça sakin, sağduyulu, alaycı bir mizaha sahip, kızlarını seven oldukça eğlenceli bir karakterdir, okumayı en sevdiğim bölümlerin başında Mr. Bennet'ın bölümleri gelir. Karısı Mrs. Bennet, hayattaki en büyük amacı kızlarını evlendirmek, zengin ve nüfuzlu damatlara sahip olmak, komşularına hava atmak olan, aklı kıt bir kadındır. Çocukların en büyüğü olan Jane, güzelliğiyle dikkat çeken, duygusal, iyi niyetli, iyimser, uysal bir kızdır. Lydia, amiyane bir tabirle erkek düşkünü, evlilik budalası, kıskanç, hırslı, mantıksız, kendini sürekli ablalarıyla yarıştıran bir kızdır. Daha az rol oynayan kızlardan Mary tam bir kitap aşığıdır ve vaktinin çoğunu kitap okuyarak geçirir. Kitty ise etkilenmeye açık, kolay şekillenen ve daha çok Lydia ile vakit geçiren çocuktur.

Elizabeth'e ayrı bir başlık açmak gerektiğini düşündüm çünkü bunu hak ediyordu. Jane Austen, söylendiğine göre kitaplarında güçlü kadın karakterlere yer vermeyi seven bir yazarmış. Bu kitapta seçilen güçlü kadın karakterimiz kuşkusuz Elizabeth'tir. Diğerleri gibi bir an önce evlenme derdinde değildir, duygularından çok mantığıyla ön plana çıkmıştır. İnandıkları ve istedikleri uğruna içinden gelenleri söylemekten çekinmez. İnatçı, dik başkı, gururlu, yer yer öfkeli ve kıskanç ama çoğunlukla ölçülü bir kızdır. Çıkarları için hareket etmez. Uysal ve itaatkar olmadığı için annesi tarafından da pek sevilmez çünkü annesi ona sözünü dinletemez.

Mr. Darcy'den bahsetmemek incelemeyi yarım bırakacaktır, o halde yarım bırakmayalım. Kitaba ismini veren 'Gurur'un vücut bulmuş halidir Darcy. Oldukça zengin bir soylu olan karakterimiz kibarlığından hiçbir zaman ödün vermemekle birlikte soğuk biri olarak tanımlanabilir. Pek konuşkan değildir, konuşmaya layık bulduğu kişi pek azdır, konuşmak zorunda kaldıklarıyla da kısa keser konuşmayı. Saygı duyulan ama pek sevilmeyen bir karakterdir çünkü kimse onu sevecek kadar tanımamıştır. Sanki mantığı duygularını esir almıştır. Baskın bir yapıya sahip olan Darcy, arkadaşlarının kararları ve yaşamları üzerinde de etkilidir. Mürebbiyesi onu şöyle tanımlar: Bazıları ona gururlu der ama ben zerresini görmedim. Bana kalırsa diğer delikanlılar gibi şamata yapmadığı için öyle diyorlar.(s.253) Ve Mr. Darcy kendisini şöyle tanımlar: Hayatım boyunca bencil biri oldum. İyi ilkeler edindim ama onları gurur ve böbürlenme içinde takip etmeye bırakıldım. Tek erkek çocuk olarak şımartıldım. Benim bencil ve tahakkümcü olmam, insanları küçümsemem için izin, cesaret, neredeyse eğitim verdiler.(s.373)

Kitapta aşk, yalan, yanlış anlaşılma, entrika, kıskançlık, ayrılık, tesadüf, utanma, gurur kısacası sizi doyuracak çokça duygu ve durum vardır. Fakat kitap aynı zamanda bir ahlaki çöküntü abidesidir. İlişkiler çarpıktır ve evlilikler çıkar üzerine kurulmuştur. Kadın figürü de oldukça itibarsız yansıtılmıştır. Öyle ki kadınlar için seçilen en iyi opsiyon evliliktir. Kendini evliliğe layık göstermek için koşa koşa balolara giderler. Terk edildikleri erkekler tarafından tekrar sevilmek için çaba gösterirler. Kadınlar erkek karşısında aşağıda konumlandırılmışlardır ve bu devletin kanunlarıyla da sabittir. Kız çocuklarına miras bırakılmaması buna verilecek en iyi örnektir. Bir kadın yazarın bunları yazması ve gözümüze sokması bir tesadüf değildir. Bunlar kurgunun içine ustaca yerleştirilmiş hicivlerdir ve Jane Austen gerçek bir hak savunucusudur.

Kesinlikle çok başarılı bulduğum ve okunmasını şiddetle tavsiye edeceğim bir kitaptır Gurur ve Önyargı. Ben İş Bankası Kültür Yayınları baskısından Hamdi Koç çevirisiyle okudum ki kitaba yapılacak olumsuz bir eleştiri varsa o da çeviridir. Şüphesiz daha iyi bir çeviri olabilirdi çünkü zaman zaman kimi düşük cümlelerin kitabın edebi değerini azalttığını düşünmeden edemedim. Okurken beni zorlayan bir durum daha vardı ki o da karakterlerin fazla oluşuydu. Sizin için aşağıya karakterleri tanıtan küçük bir rehber bırakacağım bu yüzden. Jane Austen'ın diğer kitaplarında buluşmak üzere, keyifli okumalar herkese:)

KARAKTERLER

Öncelikle bilmeyenler için söyleyelim ki Ingilizlerde erkeklere hitaben Mister(Mr.), evli kadınlara hitaben Mistress (Mrs.) ve evlenmemiş kadınlara hitaben Miss kullanılır.

Bennet Ailesi (Romanın temelindeki aile)
-Mr. Bennet (baba)
-Mrs Bennet (anne)
-Jane
-Elizabeth (Lizzy, Eliza)
-Lydia
-Mary
-Kitty

Bingley Ailesi (Bennet'larin bölgesine taşınan zengin aile)

Darcy Ailesi (Bingley'lerin arkadaşları)
-Fitzwilliam Darcy ve kız kardeşi Georgina Darcy

-George Wickham Büyük Mr. Darcy'nin vekilharcının oğlu, subay)

-Mr. Collins (Bennet'lanin uzaktan akrabası ve evin miras kalacağı kişi)

-Lady Catherine de Bourgh (Darcy'lerin teyzesi)

-Mr. Gardiner ( Mrs. Bennet'in erkek kardeşi, Eliza ve diğer kızların dayısı)

-Mrs Philips (Mrs. Bennet'in kız kardeşi ve kızların teyzesi)

-Lucas'lar (Bennet'lann komşusu)
Charlotte Lucas (Lucas'ların kızı, Elizabeth'in yakın arkadaşı)
424 syf.
·20 günde·Ne Okusam'dan
Gurur ve Önyargı.. Sizin hayatta evlilikten başka hiçbir gayeniz yok mu yahu dedirten Jane Austen romanı.

İncelememe öncelikle kitabından isminden bahsederek başlamak istiyorum. Bu kitap önceleri Aşk ve Gurur adıyla bildiğimiz kitabın aynısıdır. İnternette dolaşırken gördüğüm kadarıyla farklı kitaplar olduğunu düşünüp farklı yayinevlerinden aynı kitabı alanlar oluyormuş. Açıkçası okumadan önce ben de detaylı bir araştırma yapıp emin olup öyle satın almıştım. Peki Aşk ve Gurur mu yoksa Gurur ve Önyargı mi bu kitaba sahiden isim olmalıydı? Kesinlikle Gurur ve Önyargı diyorum zaten kitabın orijinal ismi de bize bunu söylemekte. Bir kitabın adı ile bu kadar uyumlu olması onu gerçekten daha kıymetli yapıyor gözümde. Mesela bir karakterin ismini kitabın ismi yapabilirsiniz ancak bunun dışında bir isim verirken detaylı bakış açıları ile değerlendirme yapmak gerek. Jane Austen kitabın ismi çerçevesinde hareket ederek, sahiden gurur ve önyargılari konuşturarak bize harika bir dünya klasiği bırakmış.

Sığ bir bakış açısıyla kitabın konusunu kısaca vermek istiyorum. Kızlarının evlilikleriyle kafayı bozmuş bir anne, sevecen ama alaycı dünyayı pek umursamayan kütüphanesinde yaşayan bir baba, birbirinden farklı karakterlerde beş genç kız ve bunlardan birinin gözünden bize aktarılan olaylar silsilesi. Tam bir pembe dizi olacak kitap desem abartmış olmam. Bu paragrafa başlarken sığ bakış açısı dedim çünkü kitaba dümdüz bakarsak evet konu bu, ancak kitabı okuduğumuzda bizi ona bağlayan elimizden bırakamayacağımız hale getiren bir sempatisi var. Bana çok şey öğreten, hayat dersleri barındıran ve empati yeteneğimi geliştiren tarafları olduğunu düşünüyorum. Hayattaki olağan şeyleri bize böyle güzel bir dil ile büyülü bir şekilde okutturan Jane Austen'a bence minnet borçluyuz. Aynı zamanda bu kitapta ilk verdiğimiz kararların her zaman doğru olmayabileceğini, üzerine düşünülünce doğru karara varıp ilk karardan vazgeçmenin bizden hiçbir şey alıp götürmediğini görmüş oluyoruz. "İlk bakışta bir insan bize fazla gururlu, kibirli, soğuk gelebilir; ama onu tanıdıkça bu önyargılarımızın yersiz olduğunu görürüz" cümlesi ile kitap konusunu noktalamak istiyorum.

Ufak eleştiriler:
Kızların evlilik dışında başka hayalleri de olmalı. Bir ideali olmalı. Dünya görüşünü bir kenara bırakalım çünkü hiç fark etmez; ideal dediğimiz üst seviye okullar okuyup kariyer sahibi olmak da olabilir, islami ilimlerde ilerleyip hafız olmak da olabilir ama mutlaka bir ideali olmalı insanın. Evlenmek, eş olmak, anne olmak bunlar elbette mühim ama bir ideal değil ki. Bunlar hayatın gerekleri zaten. Bize ideal lazım, bize uğraş lazım. Kadın değişirse dünya değişir (bkz:kamu spotu)
Mirasın kızlara kalmıyor oluşu, mutlaka bir erkek evlat gerekliliği ve eğer erkek evlat sahibi olunamadıysa bütün mal varlığının akrabalarından bir erkek kişisine verilecek olması gibi o döneme ait kadın haklarının berbatlığını görmek de hayli üzdü. Kitabın bir bölümünde mirasın kalacağı o erkek kişisinin miras sahibi adamın kızlarından birini nikahıma alayım da bari hepten mağdur olmasınlar tavrı fazla midemi bulandırdı.

Böyle güzel bir kurguyu okurken başta Mr. Mrs. Miss gibi tabirleri öğrenmenizi sonrasında da eğer hafızanıza güvenmiyorsanız yanınıza bir kağıt kalem alıp okuduğunuz karakterleri not etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Kitaptaki karakter sayısı oldukça fazla ve haliyle karışık ama zamanla sindiriyorsunuz. Örneğin şuna dikkat etmek lazım evin kızı Miss Özdemir Mrs. Çelik'in oğlu Mr. Çelik ile evlenince Mrs. Çelik oluyor. Bu durumda kayinvalide Mrs. Çelik ile aynı isme sahip oluyor hadi ayıkla pirincin taşını :)

Okunmaya değer harika bir klasik, seve seve tavsiye ediyorum. Okuyun, okutun.
50 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap efsunlu...

Bu kitaba, kitabın kendi mottosuyla karşılık verip İnceleme "yazmamayı tercih ederim" çünkü, hislerimi yazmayı tercih ediyorum.

Aslında tercihlerimin adamı değilimdir. (Adam olmadı sanki, madâm mı deseydim acaba)
Çünkü çoğu yaşadığım şey, benim tercihim değildi. Kimi zaman iki seçenek arasında kalacak kadar bile bir tercih hakkım olmadı. İnsanın kendi hayatı ile alakalı karar vermesi bir ihtiyaçtır, lüks değildir. Hani şu varoluş lakırtısı vardır ya, işte insan varoluşunu sorguluyorsa şayet, kendi hayatında söz hakkı olmalı. İşte benim söz hakkım olmadı, su aktı yolunu buldu bu yüzdendir varoluşumu sorgulamayışım. Gelmişiz gidiyoruz işte...

Bunun için kimseyi suçlamıyorum. Kendim de arıyorum hatayı. Neden Katip Bartleby kadar cesur değildim ya da inatçı ya da arsız belki de yüzsüz... Hâlbuki amirim, görevim olmayan sorumlulukları üstüme yüklediğinde "yapmamayı tercih ederim" diyecek kadar cesaret ya da babam şehir dışına okula gidemezsin dediğinde "gitmeyi tercih ederim" diyecek kadar bir kararlılık ya da annem, bir gün evleneceksin, çift çizgi yapma, öğren artık ütü yapmayı dediğinde "öğrenmemeyi tercih ederim" diyecek kadar da yüzsüzlük yeterdi bana.
Katip Bartleby gibi pasif bir direniş yapmam lazımdı ama ben, pasif kısmını aldım direnmeyi unuttum ve amirimin angarya işlerini yapmaya devam ettim, şehir dışına okula gitmedim yaşadığım şehirde okul kazandım, ütü yapmaya gelince de hâlâ çift çizgi yapıyorum bazen üç çizgi olduğu bile oluyor. İnsan, tercih etmediği şeyleri yapmakta pek başarılı olamıyor sanırım. Belki yapmayı tercih ettiğim şeylerde de başarısız olacaktım ama en azından kendi tercihim olmuş olacaktı.

Bu kitap efsunlu demiştim. Öyle bir etki bıraktı ki ben de varoluş sancısı çekiyorum adeta. :) Daha ilk sayfasından büyüsüne kapılıyorsunuz kitabın. İnceden inceye ruhunuza bir şeyler işlendiğini hissediyorsunuz, bazen gülerken yakalıyorsunuz kendinizi, bazen de boğazınız düğümlenmişken suç üstü yapıyorsunuz kendinize. Bazen sinirleniyorsunuz bazen de çaresiz hissediyorsunuz. Ve bunların hepsini 50 sayfalık bir Novella'da yaşıyorsunuz. Bir hikâye kitabı, hayatımın biricik kitabı olmayı başarıyorsa bu kitap efsunlu olmalı diye düşündüm ben de.
Böyle bir etkiyi yıllar önce okuduğum Peyami Safa'nın Yalnızız romanında da yaşamıştım. Üzerimdeki tesiri geçmesin diye aylarca kitap okumamıştım onun üstüne. Şimdi Katip Bartleby'nin üstüne de kitap okumasam mı diye düşünmüyor değilim.

Kitapla alakalı tek pişmanlığım çabucak okuyarak bitirmiş olmam. Okuyacak arkadaşlar yavaş yavaş tadını çıkartarak okusunlar ve acele etmesinler. Aradığınız cevaplar kitabın sonun da sizi beklemiyor. Bu yüzden merakınızı gidermek adına bir an evvel sona gelmek için 1 saatte okuyup bitirmeyin kitabı. Size "yapmamayı" "etmemeyi" "çalışmamayı' " yaşamamayı" söyleyen Katip Bartleby'yi anlamaya çalışmayın, hissedin.

Bir taraftan herkese tavsiye etmek istiyorum bu kitabı diğer taraftan sadece kıymetini bilecekler okusun istiyorum. Kuytu köşelerde kalıp, küflenen kitaplardan olmasına yüreğim el vermez ama ele ayağa da düşmesin, hakkı verilsin Katip Bartleby'nin.

Herkese keyifli okumalar.
472 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10 puan
Okumaya başladıktan yaklaşık 400 sayfa sonra kitaptan istediğimi tam anlamıyla almış oldum. Tek kelimeyle nasıl olduğunu açıklamam gerekse "muazzam" kelimesini tercih ederdim. Oldukça yavaş işleyen fakat yine de sıkılmadan ilerleyebileceğiniz bir eser. Karakterlerden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum, her türden insan var. Yalnız okuyanların Darcy'e aşık olmalarına gerçekten şaşmamak gerek. Sonuna yaklaştıkça gözlerim doldu mutluluktan. Elizabeth'e oldukça kızdım ben okurken. Elinize geçerse mutlaka okuyun. Düzgün bir yayın tercih edin mutlaka... Bir sürü yazım hatasıyla uğraşıp durdum ne yazık ki...
408 syf.
·10/10 puan
Merhabalar Gurur ve Önyargı en beğendiğim klasikler arasında yer almaktadır.Gurur ve Önyargı sayesinde hayata farklı bakış açılarından bakmamıza ve bakış açımızı genişletmemize yardımcı oluyor.Özellikle insanların göründüğünden ve kulaktan dolma bilgilerden daha farklı olacağını belirtmektedir.Özellikle ilgimi çeken konu yazarın okurları evlilik konusu üzerinde sorgulama ve daha iyi düşünüp karar vermeye sevk etmesi oldu.Kitabı çok beğendim özellik son kısımları keyif alarak hiç bitmesini istemeden okudum.Kitapta karakter olarak Mr.Darcy,Elizabeth, Mrs.Bannet,Jane ve Mr.Bingley yer almaktadır.En beğendiğim karakter Mr.Darcy oldu.Kitap başlı başına sorguluyordu benimde en çok sorguladığım karakter Mrs.Bannet oldu çünkü o dönemdeki koşullarda hiç bilgisi olmamasına rağmen hayallere kapılması ve sonuçlarına razı olması oldu.Kitabı okuduktan sonra filmini ve dizisini de izleyebilirsiniz.
Keyifli Okumalar Dilerim
424 syf.
·9/10 puan
Tam iki yüz yıllık bir büyü... Bu
kadar eski olduğu halde bugün hala bu kadar popüler olan
başka bir roman bilmiyorum. Gurur ve Önyargı'dan daha önce
ya da daha sonra yazılmış ve ondan besbelli daha sarsıcı ya da yenilikçi olan ya da başlıbaşına simge haline gelmiş başka
büyük klasikler var elbette, mesela Mobydick, Tristram
Shandy, Don Quixote, Robinson Crusoe, Madam Bovary, ama
hiçbiri Gurur ve Önyargı'nın bugünün okurunun kalbinde
edindiği yeri edinemedi. Bütün klasikler bir yana, Gurur ve
Önyargı bir yana. O yukarıda sözünü ettiğim 'büyü'.
Austen sözkonusu olunca gerçeği büyü ile açıklamak zorunda
kalıyoruz. Bu büyü Austen'ı dayanılmaz ölçüde çekici, o
ölçüde taklit edilemez yapan, aynı zamanda tarif edilmesini,
sınıflandırılmasını da imkansız kılan 'okuma tadı'dır ve
Austen'ı bugün hala bir edebiyat esrarı olarak yaşatmaktadır.
Bu esrar,
"nasıl oluyor da edebiyatçılara da halka da aynı
zevki veriyor?" sorusunda gizlidir.Tabii, bu anlattığım sahnedeki en şanslı taraf, aynı
zamanda en etkili taraf, okur. Okurun iyi olanı seçme ve
yaşatma içgüdüsü olmasaydı, hangi edebiyatçı ne telkin
ederse etsin, şişirsin ya da karalasın, Jane Austen iki yüz sene
sonra hala burada olmazdı. Bu örnek, roman - okur ilişkisinin,
arada hiçbir başka ihtiyaç olmadan, sadece ikisinin birbirini
yaratma ve yaşatma ortaklığının harikulade bir örneği olması
bakımından da önemli. Okur için bir şey ifade etmek: her romanın böyle bir mecburiyeti var. GURUR VE ÖNYARGI OKUR İÇİN HAYATİ ŞEYLER İFADE EDEN, ZAMANIN ÜSTESİNDEN GELMİŞ, KALBİN GÜCÜNE VE ÖLÜMSÜZLÜĞÜNE AİT AZ SAYIDAKİ ROMANDAN BİRİDİR...
Jane Austen
408 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Zengin koca bulmak üzerine kurgulanmış bu kitabı okudum .Tamam. Peki bana ne verdi? Hiç. Bu günkü değer yargılarımla, kitaba yaklaştığımda, kitabın klasik olamıyacağı kanaatine vardım. Sanat yok sanat.
50 syf.
·2 günde·9/10 puan
Patronunuz, işvereniniz veya üstünüz size bir işi yapmanızı söylediğinde; "Yapmamayı tercih ederim," diyerek reddedebilir misiniz?

Yazarın deyimiyle; varsayımların değil, tercihlerin adamı Bartleby'nin hikayesi bu kitap. Son derece etkileyici ve pasif direniş konusunun nadide örneklerinden biri.

Peki, pasif direniş nedir tam olarak? Pasif direniş, herhangi bir eyleme başvurmaksızın, yalnızca eylemsiz kalarak yapılan direniştir. Bence çok güzel ve anlamlı bir direniş şeklidir. Taksim/Gezi olaylarında hiçbir şey yapmaksızın AKM'ye bakan "Duran Adam"ı hepimiz hatırlarız. İşte bu eylem güzel bir pasif direniş örneğidir.

Kitaba tekrar dönersek, mutlaka her çalışanın ve işveren terörüne karşı yapacağı hiçbir şeyi olmadığını düşünen kişilerin okuması gereken bir eser Katip Bertleby. Umut vaat eder. Şöyle ki; Bartleby isimli katip, kendisine verilen işleri "Yapmamayı tercih ederim." diyerek yapmıyor ve işverenine karşı genel bir pasif direniş içerisine giriyor. Zamanla işvereni tarafından da sempati ile karşılanmaya başlıyor ve pasif direniş müthiş bir şekilde işleniyor kitapta. Bir çeşit sivil itaatsizlik olarak da tanımlanabilir bu durum.

Yazarın hayatını ve işlediği konuları göz önüne aldığımızda Bartleby onun; paraya, yönetime, efendiliğe, otoriteye, itibara, popüler kültüre yani kısaca var olan düzene kişisel direnişidir diyebiliriz.

Kitap çok güzel bir kitap olmanın dışında, okudum bitti gitti diyemeyeceğiniz bir kitap. İnsanı düşünmeye itiyor ve bu yönüyle beni son derece etkilemiş durumda. Herkesin bilmediği o müthiş kitaplardan biri...

Yazarın biyografisi

Adı:
Hamdi Koç
Unvan:
Türk Yazar ve Çevirmen
Doğum:
Fatsa, Ordu, Türkiye, 1963
Hamdi Koç, (d. 1963) Türk yazar ve çevirmendir Hamdi Koç, 1963'de Ordu`nun Fatsa ilçesinde doğdu. Kabataş Lisesi'nde başladığı lise öğrenimini Şişli Lisesi'nde tamamladı. Bir süre ODTÜ’de okudu, ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Hokka dergisinin yayın kurulunda bulundu. Shakespeare, Faulkner, Beckett ve Joyce’dan çeviriler yaptı. İlk romanı olan Çocuk Ölümü Şarkıları 1992’de yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 80 okur beğendi.
  • 46,9bin okur okudu.
  • 2.265 okur okuyor.
  • 20,4bin okur okuyacak.
  • 1.574 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları