10/10
·353 syf.··
2023 10. kitabı
Bence herkesin okuması gereken bir kitap. Özellikle de imam hatiplerde ders olarak okutulmalı. Solun da solu olan tkp/tip gibi partilere mensup kişilerin düşüncelerini sansürsüz görmek adına çok değerli. Bugün maalesef oy kaygısıyla veya linç edilme korkusuyla sosyal medya ve televizyonlarda gerçek düşüncelerini sansürlediklerini düşünüyorum. Oysa yazar ileri yaşın verdiği bir korkusuzlukla ölüme 5 kala düşüncelerini yazmış tebrik ederim. Neden imam hatiplerde okutulmalı konusuna değinecek olursak, bugün sağ görüşü besleyerek topluma kazandıran imam hatiplerde ‘solcular nasıl düşünüyor peki siz nasıl düşünürdünüz’ tek tek tüm argümanlarını destekleyecek veya reddedecek cevaplar üretmeleri sağlanmalı. Böylece kendine aydın diyen ama aydın olmak için eğitim açısından yaşıtlarına göre daha şanslı olup, zenginlerin okullarında misyoner eğitim almış kişilerin; halkın genelinden kopuk ideolojilerini ‘Avrupa’nın medeniyeti’ adı altında bize nasıl kakalamaya çalıştıklarını daha rahat görürler. Tüm insanları severim ancak kökten dinciler hariç derken daha kendi cümlesi bitmeden kendiyle çelişen, ateist olduğu için dine karşı olduğunu sanarken struma olayıyla ölen yahudilere ne kadar üzüldüğünü söylemesi çok iki yüzlüceydi. ‘Benim annem dindar bir kadındı camilerde başını örterdi ancak sokakta başını örtecek kadar yobaz değildi’ cümlesiyle dini bir ‘hobi’ sanması, insanların dini yaşamak isteyeceği yerleri kendi sınırlarına göre belirlemesi ve buna liberte (yazar Fransız dili aşığı olduğu için özellikle liberte yazıyorum) demesi ise başlı başına komedya. Başa her gelenin diğerine zulüm ettiği (yazara da profesörlüğü verilmeyerek zulmedilmiş mesela, diğer kesime de başörtüsüyle eğitim alamazsınız diyerek zulmedilmişti), gelenin sürekli gideni arattığı bu siyasi yığınların içinde ‘helalleşmelerin’ oy kaygısı güdüp gütmediğini ve içtenliğini sorgulattı. Feminizm hakkında söylediği çoğu şeye katılmakla beraber kitapta haklı bulduğum pek çok düşüncesi de var. Ama ilkel içgüdülerim beni yaşamak için tehlike gördüğüm şeyleri akılda tutmakla kodlamış. O yüzden kitaba dönüp baktığımda aklımda daha çok negatif yönleri kalmış maalesef. Ama okurken, evlenirken kadınların soyadı seçeneğinin ya kocanın soyadını alacaksın ya da 2 soyadını beraber kullanacaksından ziyade 3.seçenek olarak eski soyadınla devam edebilirsin şeklinde olmalı konusuna sonuna kadar katılıyorum. Bizim gibi evlenene kadar akademik hayata atılmış kadınlar için iki soyisim bile zor oluyor. Kitabı dinlerken en üzüldüğüm nokta, siyasi görüşü ve etnik kökeni açısından ötekileştirmeyi yaşamış birinin; ben üniformalıları (asker ve polis) sevmem, ben milliyetçileri sevmem, ben dincileri sevmem, ben yobazları sevmem diyerek ötekileştirmeye kitlesel boyutta bize hissettirmesi. Yoksa bireysel olarak çok nadir (kuleli askeri, Beyazıt imamı gibi) sevdiği insanlar olmuş. Türkiye’de bu kardeş kavgasının bittiği günleri görürüz inşallah. Not: bu kitabı sesli kitap olarak dinledim. Ve kitabı kızı Zeynep seslendiriyordu. Bazı yerlerde sesinin titremesi, duygulanması; bazı yerlerde ise hüzünlenmesi beni çok etkiledi. Çok güzel bir seslendirmeydi.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.