Kitabı okurken aslında herkesin büyük veya küçük bir yr dünyası vardır diye düşünmeden edemedim. Kitap şizofreni hastası bir kızın iyileşmeye çalışma sürecini anlatıyor. Deborah'ın (ana karakter) kafasında yaratmış olduğu dünya öyle net bir şekilde anlatılıyor ki biz bile kurgu ve gerçeklik arasında sıkışıp kalabiliyoruz. Kitaptan çıkardığım en büyük önemli noktalardan biri de gerçekten bir insanın diğer bir insanı bilerek veya bilmeyerek çok fazla etkilemesi. Bazen sizin umursamadan öylesine söylediğiniz sözler bir başkasının hayatının şekillenmesi için çok büyük bir etken olabilir.
Gelelim en hoş kısımlardan birine. Doktoru ona şöyle söyledi :
" Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim... ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım."
Şöyle ifade edeyim hepimiz dünyada toplumun istediği şekilde kalabilme savaşı veriyoruz.
Herkese iyi okumalar dilerim.