Salome'nin okuduğum ilk eseri olan Arayışlar; Adine adlı sanatçının Benno adlı bir psikiyatri doktoru olan kuzenine âşık olması, nişanlanmaları, ayrılık, pariste bir atölye kurup yeni bir hayata başlaması, annesini ziyaret etmek için noel öncesi dönüşü, Benno'nun barışmak istemesi ve Gabrielle adlı kadın ile aralarında geçen kadının bağımsızlığı üzerine olan konuşmalar çerçevesinde bir olay örgüsüne sahiptir.
Adine, Benno ile nişanlılığı sürecinde çok istemesine rağmen resim ile ilgilenmeyip Benno'nun akıl hastanesine yakın olan evinde bütün zamanını geçiren ve ona kendini adayan bir kadın rolündedir. Bu süreçte Gabrielle karakteri ona ev işlerini yürüten kadın rolünü bırakıp istediği şeye yani resim çizmeye yönelmesi gerektiğini söyler ama Adine resim çizmeyi istemediğine kendini bile inandırmaya çalışır. Bütün fekadarlıkları da işe yaramaz ve Benno ile olan nişanı bozulur. Bunun üzerine Adine Parise gider ve orada küçük bir atölye kurar. İlerleyen süreçte annesi mektuplar yazıp onu ziyaret etmesini ister Benno da bundan mutluluk duyacağını bildirir(annesi Benno ile aynı yerde yaşamaya devam etmiştir) Benno ve annesinin gelmesini istemesinin altında Adine'nin rahat bir hayat yaşadığına yönelik korkuları ve Benno ile tekrar blr araya gelmesini sağlama fikri vardır.
Adine annesinin ısrarlarına dayanmaz ve noelde yanlarına gider. Pariste yaşadığı süreçte sevdiği erkek için fedakarlık yapan kadından kendi idealleri için yaşayan bir kadına dönüşür.
Benim için Adine ile Gabrielle arasında geçen konuşmalar çok değerliydi. Gabrielle kendi ideallerini gerçekleştirmek için o evde kalmak zorunda olan biridir ve Adine kendini keşfetmeden önce de kendini keşfetmiş kadının özgürlüğü üzerine kesin düşünceleri olan biridir. Adine'ni etkilediğini de düşünüyorum. Gabrielle amaçlarına ulaşmak istediğini ama Adine kadar şanslı olmadığını şu cümlelerle dile getiriyor: " Sana armağan olarak geldi; biz diğerleri elde etmek zorundayız."
Yine Gabriellenin ağzından duyduğumuz bir diğer cümle: " Bizim artık annelerimiz ve büyükannelerimiz gibi düşünmediğimiz içlerinden birinin bile aklına gelmiyor mu sanıyorsun? Efendim aşağı efendim yukarı diye etraflarında dört dönüp duran kadınlardan değil de artık kendi kendimizin efendisi olduğumuzun farkındalar mı sence?"
Adine geldikten sonra onu gözlemleyen Benno ona duygularını dile getirirken öz eleştiri de verir.
" Seni benim deneyimsizliğimin sınırları ve engelleriyle kısıtlamak yerine senin daha zengin olan varlığın sayesinde sınırlarımı aşmalıydım." Adine'nin bağımsızlaşması sürecinde Benno da farkındalığını artırır ama Adine önüne bakmakta kararlıdır.
" Yaşamım boyunca asla beni dize gelmeye zorlayacak, birey oluşumu ayaklar altına almaya kalkacak bir erkeğin sevgisini taşımazdım." Kitabın sonlarında yer alan bu cümle biz kadınların hayatına yön vermesi gereken öğreti niteliğindedir. Kendini gerçekleştirme sürecinde aşk, aile, toplum gibi kadını baskı altında tutmaya ve onu belli kalıplar dışına çıkarmamaya çalışan eril zihniyet ile her zaman mücadele etmeli, kendi hayatının tek karar vericisi olmalıdır kadın.