·155 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Nisan 2023 11:44 İnsanlığın kara lekesi diyebileceğimiz zamanlardan başlıyor hikaye: İkinci Dünya Savaşı/Toplama kampları
Birçok kitap yazıldı, çizildi. Filmler, diziler yapıldı, izlenildi. İzleyenlerden biri de bendim. Tarihe ilgim çok olduğu için anlamak isterdim o dönemleri, o insanların psikolojilerini. Şimdi kendime sorduğum tek bir soru var: Hangisi bu kitap kadar anlattı sana, o dönemleri?
Hiçbiri.
Hiçbir film, hiçbir kitap yaşayan birinin anlattığı gibi anlatamıyormuş.
Frankl, kitabın önsözünden itibaren insanların yüzüne gerçekleri çarpıyordu aslında. 1984 Basımına yazdığı önsözü sizlerle paylaşmak isterim:
"...Kendi hesabıma kitabımın çoksatan olmasını kendi başarım ve kazancım olmaktan çok çağımızın sefaleti olarak görüyorum: Yüzbinlerce insan, adı hayatta anlam bulma arayışına ilişkin bir şeyler vadeden bir kitabı alıyorsa, bu sorunu saç diplerine kadar hissediyor demektir."
Frankl, okuyucusuna bu önsözde olduğu gibi kitap içerisinde de aslında gerçekleri gösteriyor. Önemli olan kitabı almak ya da "hayatının anlamını bulma arayışı" içerisinde olmak değil. Önemli olan görmek istiyor muyuz? Değişmek gerçekten istiyor muyuz?
Doğrusu kendimi çok fazla sorguladım kitabı okurken. Toplama kampı anılarında ağlamamak için zor durduğumu da anımsıyorum. Sindirilebilmesi zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde "aldım, okudum, bitti artık kütüphanemde" şeklinde düşünülüp bir kenara bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Her zaman başucunuzda bulunması gereken bir kitap.
İnsan olarak kendinizi, yaşantınızı ve insanın ne kadar ileri gidebileceğini öğrenmeniz için.
Sözlerimi yutkunamadığım, defalarca okuduğum bir bölümle bitirmek istiyorum.
"...Yavaşça barakama döndüm. İyi bir arkadaşımı beni beklerken buldum.
'Gerçekten onlarla gitmek istiyor musun?' diye sordu üzülerek.
'Evet, gidiyorum.'
Gözleri yaşlar doldu. Onu teselli etmeye çalıştım. Yapılacak bir işim daha vardı: Vasiyetimi yazmak.
'Dinle Otto. Karıma dönemezsem ve sen onu bir daha görürsen, ona, onunlar her gün her saat konuştuğumu söyle. Sakın unutma. İkinci olarak onu herkesten çok sevdim. Üçüncüsü, onunla evli olduğum kısacık süre, burada yaşadıklarımıza rağmen her şeye değerdi.'
Otto, neredesin şimdi? Yaşıyor musun? Seninle geçirdiğimiz son saatten sonra başına neler geldi? Karına kavuşabildin mi? Sana çocuksu gözyaşlarına rağmen vasiyetimi kelime kelime ezberlettiğimi hatırlıyor musun?"
İnsanlığımızı yitirdiğimiz zamanların kapılarının sonsuza kadar kapalı olması dileğiyle...