Öncelikle kitapta bana yaşatılan duygular için şunları söyleyebilirim ki:
Kitapta bir çok yerde boğazımın ne kadar düğümlendiğini, içimden kanların ne kadar ağladığını, elimde olmadan kalbimin sıkışmasına güç geçiremediğimi ve gözlerimin kendine hakim olamadan yazılanlara ne kadar öfkeyle baktığını anlatamam.
Bence çok duygusal bir kitap, ya da bana çok etki etti...
Cengiz Aytmatovun dile yatkınlığı ve insanlara geçirebildiği duyguya gerçekten hayranım.
Savaşların doğurduklarına şahit oluyoruz, ama bu sefer savaşın baş kahramanlarına değil geride kalan ve yaşamak zorunda olanlara.
Bir söz vardı: Ölmek ölen kişi için değil arkada bıraktıkları için zordur diye..
İşte tam buraya uyuyor. Savaşlarda genelde savaşan kahramanlar göze gelir, onların fedakarlıkları, hayatlarından sevdikleri uğruna vazgeçişleri ya da başarıları.
Geride kalanların yarıda kalan hayallerinden ötürü hayal kırıklığıyla, vicdanlarıyla, zorluklarla ve özlem ile olan savaşlarının ne kadar zor olduğu aşikâr. Bu eserde tam olarak buna tanıklık ediyoruz. Köy yaşamından sıradan bir insanın hayatından ne çok ders çıkartılabilirmiş. Sıradanlıktan kasıt insani olarak değil yaşam mücadelesi veren tipik bir insan.
Sonuç olarak çok etkileyiciydi, açıkçası benim kitaptan aldığım zevk duyduğum acı idi.
Cengiz Aytmatov gerçekten çok özel bir yazar.
Duygusal acılardan hoşlanan insanlar muhakkak vardır, bu mazoşistlik değil acının içinden çıkardıkları derslerden duyulan mutluluktur aslında.
Onların bu kitabı mutlaka okumaktan mutlaka zevk alacağını düşünüyorum.
Faydalı okumalar diliyorum.
Toprak AnaCengiz Aytmatov