(Spoiler içerir!!!)
Bu kitabın yeri artık bende çok başka olacaktır son satırlarına kadar severek ve merakla okudum.Sosyal hayatın kendisi tüm gerçekliğiyle ziyadesiyle bulunuyor.
Martin üst sınıfla tanışıyor bir yemekte, tesadüfi limanda ailenin oğlununu bir beladan kurtardığı için.Çok yabancısı olduğu bir ortamda adeta boğuluyor ilk başta ama kendini onlara hayran kalmaktanda alamıyor,kendi hayatından kesitler gözlerinin önünden geçiyor ,Ruth ile tanışması da bu ev davetinde oluyor,eve gidip gelmeleri sıklaşıyor ,Ruth’a aşık oluyor onu kendi düşüncelerinden bile sakınıyor ,çok temiz saf olan bir aşk ama bunun farkında değil martin belki de aralarındaki uçurumun büyüklüğünün getireceği hüznü göğüsleyecek gücü kendinde bulamadığı için aşkını geç itiraf edebiliyor kendine bile.Aşkıyla arasındaki uçurumları kapatmak için her şeyi yapıyor bunun yolunun yazmaktan geçtiğine inanıyor ,ama bu mücadelesinde de Dünyadaki yerini sorguluyor sık sık .gerçekleri daha net yakınen görüyor kopuk ailesinin fertleri ona yüz çeviriyor ama o bıkmıyor usanmıyor Ruth’u için her şeyi yapıyor,paltosuz geziyor,aç yatıyor,çok çalışıyor kazanamıyorsa da başarı gösteremiyorsa da şunu da çok iyi biliyor pes etmedikçe kaybetmeyeceğini.Ret mektupları peş peşe yığınla geliyor ama martin yıkılmıyor onu yıkacak tek şey Ruthunun yüz çevirmesi oluyor.Kabulleri zamansız geliyor ,çok meşhur ünlü oluyor kendisine itibar etmeyenlerin ilgi seliyle karşılaşıyor beğenilmeyen eserleri beğeniliyor ama kafasında hep şu soru var: neden şimdi onlar zaten yazılmıştı ? Ve bu sorudan sonra asla mutlu olamıyor bu soru onun sonunu getiriyor.Ve yine bu soru üst sınıf diye tanımlanan içi çürümüş ,yaptığı ettiği toplumun ittifakının ürünü olan bu sınıfın iç yüzünü daha iyice analamasını sağlıyor onlar sadece görünüşten ibaretmiş meğer.gerçek insanlar değillermiş onlar Ruth da gerçek değilmiş.
Martin ne geldiği yerin sahteliğine katlanabiliyor ne de geri dönebiliyor,Böyle bir dünyaya bir daha uyanmak istemiyor Martin Eden…