Romanın kahramanı Sami Baran, On iki Mart döneminde yaşanan trajik bir olay sonucu İsveç’e gider ve bu ülkeden siyasi sığınma talep eder. Kendisi gibi mülteci olan bir arkadaş, Sami’nin hikâyesini romana çevirir. Sami, romanın yayımlanmadan önce okunması şartıyla buna izin verir. Kitabı okuduktan sonra, bazı eksiklikleri gidermek için her bölümün sonuna notlar ekliyor. Kitap, bir bölümü yazar tarafından, geri kalanı Sami tarafından eklenmiş olmak üzere iki anlatıcı olarak yayımlanmıştır. Siyasetle ilgilenmeyen basit bir adam olan Sami Baran’ın başına gelen trajik olay, nişanlısı Filiz’in öldürülmesidir. Nişanlısıyla evlerine perde almaktan bahseden Fliz, “dur” ihtarını duymadıkları için kendilerine ateş edildiğinde ölür. Olayın ardından yapılan sorgularda işkence gören ve sevgilisinin militan olduğunu söylemeye zorlanan Sami, sonunda ülkesini terk eder ve siyasi mülteci olarak Stockholm’e yerleşir. Türkiye’den ve farklı coğrafyalardan gelen mülteciler arasında yaşıyor. Romanda tüm kahramanların siyasi geçmişleri ayrı ayrı anlatılır. Bir ülkeye yabancı kabul edemeyecekleri gösterilmiş; sürgün psikolojisi yansıtılır. Saplantılı, halüsinasyon gören bir kişiye dönüşen Sami, tedavi için hastaneye kaldırıldığında, geçmişte kendisine işkence eden adamın aynı hastanede kaldığını öğrenir. Nefret ettiği adam artık gözden düşmüş ve itibarı zedelenmiş bir eski bakan; Ölümcül bir hastalığı var. Sami, mülteci arkadaşlarıyla onu öldürmek için komplo kurar. Latin Amerikalı Clara, onu desteklemeye en istekli kişidir. Bu sırada yaşlı adam, Sami’ye hastanede tercüman olduğu için minnettardır ve ondan nefret eden Sami’yi tutunduğu tek dal olarak görür. Sami ve Clara yaşlı adamı hastaneden çıkarırlar. Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermekte çelişkiye düşer. Kitaptaki ikili anlatılardan birine göre Sami ve Clara, eski bakanın hayatına son vermesine yardım eder; Diğerine göre, Sami ve adam bununla uzlaşır, ancak adamı öldürmek yerine, adam intihar etmeye çalışsa da Sami adamın hayatını kurtarır.