·656 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2023 15:44 Bu kitaba inceleme yazacak yeterlilikte olduğuma inanmıyorum ama en azından kendime hatırlatma olarak kalması için bir şeyler yazmak istiyorum.
En büyük hatam kitabı satın almayıp kütüphaneden ödünç almamdı sanırım. Altını çizmek sonrasında defalarca okumak istediğim o kadar fazla yer oldu ki.. Bir kısmını alıntı olarak paylaştım ama küçücük bir azınlığı sadece.
Bazı kitapları okuyunca neden bu kadar geç kalmışım diye düşünür insan ama aslında tam olması gereken zamanda okumuştur. Cennetin Doğusu benim için tam zamanında okunmuş bir kitap. Simyacıdan beri bu kadar huzur bularak okuduğum ilk kitap olabilir. Bizi bize anlattığı için mi yoksa olayların bir şekilde dönüp dolaşıp aynı noktaya varmasının verdiği tanıdık histen dolayı mı emin değilim.
İlk başta sadece olayların gelişimine kapılıp büyük resmi göremediğimi kitabın ortalarında fark etmem de ikinci hatam sanırım. Ama karakter gelişimi o kadar başarılı, birbiriyle ne alakası var dediğim hayatları bir araya getirme şekli o kadar kusursuzdu ki okuduğum şeylerin ne kadarı kurgu emin olamıyorum. Okuduğum bir incelemede karakterlerin bizi nasıl ters köşe yaptığından bahsediyordu ve çok da doğru ama aynı zamanda o kadar tutarlılar ki kitabı okumuyor adeta yaşıyorsunuz.
O kadar fazla şey anlatmak istiyorum ki ama ne söylesem de eksik ifade etmesem diye bocalıyorum çünkü bu esere haksızlık ve saygısızlık olacak gibi geliyor. Yazar bir yerde hikaye tek bir hikaye ve hepimizin hikayesi diyor. Birbiriyle kesişen birçok hayatı, iyi ve kötünün çekişmesini, döneminin ekonomik ve sosyal problemlerini, aşkı, umudu, nefreti, öfkeyi, kısacası bizi biz yapan her şeyi hem merak uyandıracak hem de hayran bırakacak şekilde anlatıyor bu kitap. O kadar güzel tahliller var ki bağıra çağıra ben kötüyüm diyen karakterlerle bile empati yaparken buluyorsunuz kendinizi. Onları anlamak için çabalıyorsunuz çünkü yazar size bu imkanı veriyor. Tıpkı bütün hikayenin ana fikri gibi birinin kötü olup olmadığına da bizim hükmetmemizi istiyor sanki.
Okuyana kadar neden bu kadar övüldü diye merak ettiren hatta biraz abartılmış olabilir mi diye yanılgıya düşüren ama bitirince ne kadar büyük bir başyapıt olduğunu kafanıza vura vura öğreten bir kitap. Hissettiğim çok fazla şey var ama dediğim gibi hepsini yazıya dökecek yeterlilikte değilim ne yazık ki. Okuduğumuz şeyler bazen uçup gidiyor aklımızdan ama okurkenki hislerimizi hiçbir zaman unutmayız bu yüzden bu inceleme de burada kalsın. Özlediğim zaman gelip okurum. Belki yazabilecek daha iyi kelimeler bulurum o zaman. Son olarak belki yeterince unuttuğum zaman bu sefer satın alıp tekrar okurum. O zaman ne hissedeceğimi merak ediyorum.
Erken gelen edit: Kitapta Habil ile Kabil'in hikayesi bizim bildiğimizden biraz farklı olunca araştırma isteği duydum ve bu sırada kitabın her yerine serpiştirilmiş İncil göndermeleri olduğunu fark ettim. Spoiler olmaması için çok fazla yazmak istemiyorum ama Cal ve Aron'ın Abra ile olan ilişkileri, Adam'ın Cal'e Aron'ı sorunca verdiği cevap ve daha bir sürü şey aslında İncil'den özellikle de Habil ile Kabil'in hikayesinden alıntılarmış. Kahrolsun kültür engeli. Neyse yine yazarın mükemmel kalemini överek bitirmek istiyorum. Teşekkürler.