Puan vermedi·64 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Nisan 2023 00:00 “Simone de Beauvoir’dan sekiz gün önce öldü. Almaktan çok herkese vermeyi severdi. Yazmak da bir verme biçimi değil midir? Elbette, bu kitap ne bir yaşamöyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim. Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.”
Bir Kadın, Annie Ernaux’nun bir anne ile kızı arasındaki ilişkiyi tüm derinlikleriyle işlediği ve The New York Times’ın arka kapaktaki alıntısından hareketle “Aslında her kadının hikâyesi.”
Ne zaman Ernaux’nun eserlerinden birinin daha Türkçeye çevrileceğini duysam büyük bir merak ile yeni kitabını beklemeye başlıyorum. Hislerini bu denli “sansürsüz” yazması beni etkiliyor. Eserlerini yazarken kendi otobiyografik öyküsünden besleniyor olduğunu bilmek ise ona duyduğum saygıyı daha da arttırıyor. Kolay değil, cesaret işi.
Bir Kadın, vefat eden annenin ardından kızının zihnindeki düşüncelerin açığa çıktığı ve bunların olanca çıplaklığıyla kağıda dökülmüş hâli. Birbirine hem bu denli yakın hem de bu denli uzak olmanın tarifi… Duygu yoğunluğu atmış dört sayfanın tamamına nüfuz etmişken Ernaux okumayı sevenlerin keyifle okuyacağına eminim.
Ek bilgi: Annie Ernaux İKSV Film Festivali kapsamında 13 Nisan’da Türkiye’ye geliyor. Film festivali ne alaka derseniz şöyle, Ernaux’nun oğlu yönetmen ve İstanbul Film Festivali kapsamında da film gösterimi için 13 Nisan’da Taksim Fransız Kültür Merkezine gelecek. Film gösteriminden sonra da Ernaux’nun imza günü yapılacak.
Kitapla ve merakla kalın.