Kitap beş yaşında olan zeki, hayalperest ve oldukça yaramaz olan Zeze’yi anlatıyor.
Yaramazlıklarından dolayı sürekli dayak yiyen bu ufaklık kalabalık bir aileye sahip olmasına rağmen konuşacak kimseyi bulamaz. Ailenin yeni bir eve taşınması gerektiğinde ise Zeze iyice yalnız kalacağını düşünüp daha fazla üzülüyor. Yeni evin bahçesindeki portakal fidanını kendine arkadaş olarak seçmiş ve hayalinde konuşan bu arkadaşına gün içinde yaşadığı her şeyi anlatmaya başlar. Zeze haylazlık yaptığı günlerin birinde Portuga dediği Portekizli bir adam ile tanışır. Gün geçtikçe ikilinin arasındaki bağ daha da güçlenir. Zeze de bu adamı babası olarak görmeye başlar.
Kendisi küçük ama yüreği büyük olan bu çocuk bize sadece çocukların değil biz yetişkinlerin de iç dünyasını gösterir.
Bu kadar geç okuduğum için pişmanlık duyduğum bir kitap oldu benim için. Mutlaka okunması gereken bir kitap.
Kitabın devamı olan Güneşi Uyandıralım ve Delifişek kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim :)