·188 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Nisan 2023 16:33 William Shakespeare'in Hamlet'ini kendi bakış açımla yorumlamadan evvel eserin çevirmeni olan değerli çevirmen Sabahattin Eyüboğlu hakkında biraz konuşmak isterim. Her ne kadar başka bir dilden bir başka dile çevirilerde asl olan anlam tam manasıyla aktarılamasa da ben bu eseri okurken ve anlarken açıkçası zerre kadar zorlanmadım. Tabiri caizse kelimeler manalarıyla bir akarsu gibi geçip gittiler zihnimin en tenha köşelerine. Zorlanmak şöyle dursun, altını çizmek istediğim çok fazla manası derin alıntılar oldu. Eserin sonunda '' çevirmenin sözü '' adlı bir yazı da bırakmış bizlere Eyüboğlu. İçeriği hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum sadece mutlaka okumadan geçmeyin isterim bu kısmı zira eseri yazan kadar çeviren de okunma açısından aynı değeri hak eder diye düşünüyorum. Eser hakkındaki yorumuma gelince, eserin konusu ilgimi hayli çekti. Sonu nasıl bitecek şeklinde merakla okuduğum nadir eserlerden biri olmayı başardı. Oldukça hareketli bir saray entrikası olduğunu söyleyebilirim. Kurulan sinsi ve kurnaz tuzaklar ile mücadelede eserin kahramanı Prens Hamlet'in parıldayan zekası görülmeyecek gibi değildi. Eserdeki öldürülen eski Danimarka kralının ( Prens Hamlet'in babası) hayaleti imgesi de oldukça dikkat çekiciydi. Gizemli ve merak uyandıran bir başlangıç için yazar tarafından ustaca kullanılmış. Ancak eserin sonunda konuşmasını beklediğim bu hayalet imgesi maalesef tekrar ortaya çıkmadı. O yüzden o kısmı kendim kurgulayıp hayal etmek zorunda kaldım diyebilirim. En beğendiğim kısımlardan birisi de Hamlet'in, -hali hazırda kendisinin amcası olan mevcut kral tarafından haince öldürülen- babasının intikamını almak için ilk başta şiddete başvurmayıp bir tiyatro oyunu ile annesi ve amcasının vicdanlarına seslenmeye çalışmasıydı. Kendi ayıplarınızın olduğu gibi sahnelendiği bir tiyatro oyunu izlediğinizi hayal edin. O esnada kral ve kraliçenin yüzünü gerçekten görmek isterdim doğrusu. (Bu sebeple bu eserin tiyatro oyununu mutlaka izlemeyi düşünüyorum.) Hamlet'in böyle bir olayı delilikle maskelemiş olması da oldukça zekiceydi. Bu olay kraliçeyi ayıbıyla yüzleştirebilmiş olsa da ( eşi öldükten iki ay sonra eşinin kardeşi ile evlendi) bu durum maalesef kral için geçerli olmadığından tabi ki entrikalar dolu dizgin sürmeye devam etti. Eserin ortalarına doğru ana ve yan karakterler de dahil olmak üzere herkesin bir intikam peşine düştüğünü görmekteyiz. Tabi bunlar da tuzak üzerine tuzak demek oluyor. Bu süreçte Hamlet, Kral, Kraliçe ve Hamlet tarafından istemeden öldürülen baş mabeyinci Polonius'un oğlu Leartes ve kızı Ophelia da dahil acı ölümden paylarını hakettikleri ölçüde aldıklarını görüyoruz. Genel olarak eser bu şekilde sona eriyor. Trajikomik bir noktaya deyinecek olursak eğer oda şudur: Boş kalan tahtın asıl sahibi olan Norveç Prensi Fortinbrasa kendisinin eli zerre kana bulanmaksızın sağ sağlim nasıl geçtiğidir. Bu kısım bana gerçekten oldukça düşündürücü geldi diyebilirim. Sözü yormayıp toparlayacak olursak genel olarak eseri beğendim diyebilirim ve okumak isteyenlere de gönül rahatlığı ile bu eseri tavsiye edebilirim. Daha ayrıntılı edebi bir incelemesi bu esere yazılamaz mıydı evet pek tabi bu mümkündü ancak bu denli ayrıntılı bir incelemeyi okuyacak insan sayısınız az olacağını düşündüm. Bu nedenle eserle ilgili genel kanı ve yorumlarımı paylaşmak yerinde ve yeterlidir diye düşünüyorum. O yüzden okuyacaklara şimdiden iyi okumalar dilerim :)