·312 syf.····Okunma: 02 Temmuz 2017 00:00 "Geceleri uyurken neler yaptığınız konusunda yüzde yüz emin misiniz?"
Uyurgezerlik?
Bu ruhsal rahatsızlık konusunda neler biliyorsunuz?
Bir düşünün; uyudunuz ve gece neler yaptığınızdan haberiniz yok. Sabah uyandığınızda eşinize karşı şiddet uygulamışsınız veya birine zarar vermişsiniz. Siz bunu kabul etmiyorsunuz fakat tüm deliller sizi işaret ediyor. Acaba ne hissederdiniz? Gerçekler ve sanrılar arasında sıkışık kalmışsınız ama sizin bundan haberiniz yok, yaptığınız hiçbir şeyi sabah kalktığınızda hatırlamıyorsunuz nasıl bir psikolojiniz olurdu?
Sebastian Fitzek tüm bu soruların cevabını bu kitabında cevaplayarak uykularımın kaçmasına sebep oldu. Gerilim dolu sayfaları çevirirken gerçek ve sanrılar arasına sıkışıp kalan benmişim gibi gerildim...
Gerçekten uyurken sandığımız kadar masum muyuz? Yeri geliyor rüyalardan, kabuslardan uyandıktan sonra bile saatlerce etkisinde kalıyoruz ama bu eseri okurken en kötü kabusun bile uyurgezer bir insanın yaşadığıı dehşetin yanında masum kaldığına şahit olacaksınız. Titiz bir araştırma sonucu kaleme alınan eser tam bir psikolojik savaş niteliğinde...Psikolojik Gerilim seven herkesi derinden etkileyecek olan bu eseri okuduktan sonra böyle bir rahatsızlığınız olmadığı için şükür edeceksiniz...
Kitabın kahramanı olan Leon, çocukluk döneminde yaşadığı travma sonucu uyurgezer diye adlandırılan psikolojik hastalık ile tanışır. Uzun terapiler ve çabalar sonucu hayatını normal bir insan gibi idame etmeye başlayıp çok sevdiği Natalie ile evlenip güzel bir evde yaşamaya başlamıştır. Hayatında her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü sırada bir gece ansızın eski rahatsızlığı nükseder ve kabusu yeniden başlar. Artık hayatında neyin gerçek neyin sanrı olduğunu ayırt edemez hale geleceğini bildiği için psikiyatrı ile temasa geçer...
Leon, yaşadığı evde daha önce hiç fark etmediği bir kapı bulduğunda ise artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini fark etmese de, daha önceki deneyimlerinden kabusunun tekrar devreye girdiğini anlaması uzun sürmez...
Kendisini ve eşi Natalie ile ilgili yaşayacağı dehşetin kapısından içeri adım attığın da ise, zihninin karanlık labirentlerinde kendi kabusları dışında yüzleşip anlamak için tüm şartlarını zorladığı bir çukura doğru çekildiğini ve buradan çıkmak için ne yapması gerektiğini bilmeden ilerlemeye başlayıp, gerçeği bulmaya çalışarak yaşadığı dehşetin hangisinin gerçek hangisinin sanrı olduğunu anlamak için çırpınmaktadır....
Çevrisi gayet başarılı. Yazım dili sade ve merak uyandırıcı
Yazar kitabın sonunu öyle bir finalle bitirdi ki, son sayfa elimde öylece kala kaldım...
Psikolojik Gerilim seven okurlara kesinlikle tavsiye ederim...