Okuması keyifli, konusu ilgi çekici olduğu için sürükleyici de. Ben yazarın terapilerde böyle konuştuğunu düşünmüyorum. Danışanı azarlamaktan bile bahsediyor ve azarladığını kabul de ediyor. Hiçbir psikoterapist danışanı azarlamaz. Gerçekten azarlıyorsa ciddi sıkıntı var demektir. Ama bence kitap için böyle uydurulmuş. Misal bir yerde kadın bir şey anlatıyor sonrasında ‘şimdi benim şöyle şöyle olduğumu düşünüyorsunuz kesin’ diye aslında korkusunu söylüyor. Danışan zar zor kendi düşüncesini söylemiş ve karşısındakinin onu hor görmesinden korkarken Gülseren diyor ki ‘içimi mi okudun tam da öyle düşünüyordum’. Danışan da korkusunun doğru olduğunu düşünüp korkusunu derinleştiriyor. Yani demem o ki kitaplarını okuyun ama terapisine gitmeyin :)