Üniversite hocam sürekli "hayatı anlamdırmak, tanımak istiyorsanız olaylara çocukların gözünden, yüreğinden bakın" der di. Şimdi bu kitabı okuduktan sonra hocamın söylediği sözle neyi kastettiğini tam olarak anlayabildim.
Kitap, bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını anlatıyor. Çocuk, büyüklerin zamanla körelmiş duygularına, bakış açılarına onlara sorduğu sorularla derinden sarsıp düşündürüyor. Kitabın bir kesitinde hiçbir güce, nesneye hakim olamayan ama herşeyin maliki olduğunu düşünen krala "gün batımını izlemem için güneşi sürekli doğurur musun" şeklindeki sorusuyla aslında krala hiçbir nesneye hakim olmadığı gerçeğini yüzüne vuruyor.
Büyükler, olaylara kendi açılarından bakarlar, objektif olmak gibi özelliklerini zamanla yitirmişler. Olaylara genel perspektiften bakamazlar. Bunun en açık örneği kitabın girişinde mevcut. Yazar, fili bütün olarak yiyen ve içi görülmeyen bir boa yılanın resmi gösterilip ne olduğu sorulunca doğru cevaptan uzak onlarca farklı cevap geldiğini ifade ediyor. Çünkü büyükler resme yüreğiyle bakmıyor, sadece salt bir bakış açısıyla bakıyorlar. Bu açıyla istenildiği kadar bakılsın doğru cevaba erişmeleri pek mümkün değildir. Aynı resmi çocuğa sorulunca direkt fil yutan bir yılan cevabını aldığını göreceksiniz. Onların gözleriyle birlikte yüreklerinin gözleri de açıktır. İşte doğru cevaba yüreklerindeki gözleriyle erişirler.
Kitaptan alıntı: " Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan..." bu alıntı anlattıklarımı izah ediyor.
Çocuk kitabı gibi görünüyor olabilir fakat yetişkin bireyler için yazılmıştır.
Ben şahsen yetişkin birey olarak çok ders aldım. Herkesin kesinlikle okumasını istediğim tam başucu bir kitap...